DR. MEHMET ÖZ VE İŞ ADAMI HALDUN TAŞMAN' A
2008 ELLIS ADASI ONUR MADALYASI

NEW YORK (A.A) - Özlem Şahin Şakar bildiriyor - ABD'nin Ellis adasında, ünlü kalp cerrahı Mehmet Öz ve Türk Filantropi Fonu Yönetim Kurulu Başkanı iş adamı Haldun Taşman'ın aralarında bulunduğu 100 Amerikalı'ya "Ellis Adası Onur Madalyası" verildi. ABD'ye 1892 ve 1954 yılları arasında göç eden ve Avrupa'dan gemilerle gelen yaklaşık 12 milyon göçmenin ABD'de ayak bastığı ilk yer olan Ellis adasında düzenlenen törende, "Ulusal Etnik Koalisyonu" adlı sivil toplum kuruluşu tarafından, değişik kökenlerden gelen 100 Amerikalı'ya onur madalyası takdim edildi. Her yıl yeni isimlere verilen madalyanın özellikle hem mesleki hem de hayırseverlik faaliyetlerinde son derece başarılı kişilere verildiği belirtildi. 1990'da müze haline dönüştürülen adada, Amerikalı asker ve bando ekiplerinin de katıldığı son derece renkli geçen ödül töreni yaklaşık 5 saat kadar sürdü. Törende ünlü kalp cerrahı Dr. Mehmet Öz'e ödülü verilirken kendisinin mesleğindeki başarısından, kitaplarının en çok satanlar listesinde olmasından ve hayırseverlik faaliyetlerinden söz edildi. Dr. Öz madalyasını alırken salon alkışlarla çınladı. İş adamı Haldun Taşman da ödülü alırken, kendisinin Türk Filantropi Fonu'nu geçen yıl New York'ta kuran başarılı ve hayırsever bir iş adamı olduğu belirtildi. Bu yılki 100 Amerikalı isim arasında, Amerikalı subaylar, doktorlar, hukukçular, üst düzey yöneticiler, akademisyenler, iş adamları, insan hakları savunucuları olmak üzere pek çok saygın hayırsever yer aldı. Madalyayı alanlar arasında, eski ABD Senatörü Kızılderili Ben Nighthorse Campbell, ABD Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı İskoç kökenli General Duncan J. McNabb, insan hakları savunucusu Ruanda kökenli Jacqueline Murekatete, İkinci Dünya Savaşı gazilerinden ve kahramanlarından İtalyan asıllı Louis Zamperini gibi pek çok isim yer aldı. Onur madalyasını alan isimler arasında, Ermeni kökenli 6 Amerikalı ve bu isimler arasında Ermeni diasporasının Ermenistan'a sürekli yardım eden ve 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla çeşitli Amerikan gazetelerinde yazıları çıkan Harut M. Sassounian da yer aldı. Gecede ödül alan Amerikalıların hem kendi atalarından gelen özellikleri koruyan hem de ABD toplumuna en iyi şekilde adapte olmuş başarılı ve hayırsever kişiler oldukları vurgulandı. Gecede konuşma yapan madalya sahipleri ise Amerikalı olmaktan büyük gurur duyduklarını, bu ülkenin kendilerine büyük imkanlar sunduğunu söylediler.

-MEHMET ÖZ-

Dr. Mehmet Öz, ödül törenin ardından A.A muhabirinin sorularını yanıtladı. Doktor Öz, ABD ve dünya toplumlarına katkıda bulunan 100 Amerikalı arasında bulunmaktan ve bu ödülü almaktan büyük onur duyduğunu söyledi. Törenin amacının, ABD'ye diğer ülkelerden gelen kişilerin ve onların beraberlerinde getirdikleri kültürel mirasın tanınması olduğunu belirten Öz, şöyle konuştu: "Aslında ABD, dışarıdan gelenleri içeriye kabul etmesiyle bugünkü haline geldi. Aynı şekilde Osmanlı döneminde dışarıdan gelen herkes kabul edildi ve yetenekli olmaları halinde kendilerine üst düzey görevler verildi. O yüzden Osmanlı İmparatorluğu, ardından Türkiye kuvvetli oldu. Bugün Türkiye'yi daha fazla kuvvetlendirmemiz ve değişik ülkelerden insanların Türkiye'ye gelmelerini sağlamak lazım. Zaten ülkemiz muhteşem güzel bir yer ve herkes gelmek istiyor." Öz, ödül için nasıl seçildiğini bilmediğini, ancak ödülün meslek hayatlarında başarılı ve vakıfları destekleyen kişilere verildiğini gözlemlediğini söyledi. Kendisinin de Çocuk Eğitim Vakfı başta olmak üzere pek çok vakfa destek verdiğini söyleyen Öz, "Tahmin ediyorum bu nedenlerle beni seçtiler" dedi.

-HAZİRAN'DA İSTANBUL-

Dr. Öz, haziran ayında Türkiye'ye geleceğini belirterek, İstanbul'da 23 Haziran'da yaşlılığın etkilerini durdurmak ve tersine çevirme konusuyla ilgili bir kongre toplayacağını söyledi. Öz, tıpta uygulanan yeni kanunlar bulunduğunu ve bunların sayesinde yaşlanmayı hayvanlarda yavaşlatmayı başardıklarını, insanlar için ise özellikle bazı perhiz ve spor hareketlerini Türkiye'de öğretmeyi hedeflediklerini anlattı. Türk halkının yaşam tarzının ve diyet özelliklerinin farklılık gösterdiğini de belirten Öz, "Türkiye'nin hem bu açıdan hem de siyasi güç açısından durumu gayet iyi. Türkiye'ye dışarıdan bakıldığında kuvvetli bir ülke olduğunu herkes kabul ediyor, ben de her zaman Türklüğümle gurur duyuyorum" dedi.

-HALDUN TAŞMAN-

İş adamı Haldun Taşman da A.A'ya yaptığı açıklamada, 42 yıldır ABD'de yaşadığını ve 100 Amerikalının arasına seçilmenin kendisini duygulandırdığını söyledi. Taşman, ABD'deki genç Türklerin son derece yüksek potansiyele sahip çalışkan kişiler olduklarını belirterek, Türk Filantropi Fonu'nu da bu amaçla kurduklarını ABD'deki Türklerin, aralarında önce iletişim sağlayıp sonra beraberlik içinde olmaları gerektiğini ifade etti. Taşman, "Bu gece değişik kökenden gelen çok insan var ama Türklerden bugüne dek sadece 4 kişi çıkmış" dedi. Bu ödülü alacak son derece başarılı Türk kökenlilerin olduğunu söyleyen Taşman, bu kişilerin ortaya çıkarılması gerektiğini kaydetti. Haldun Taşman, Türkiye'yle bağlarını asla koparmadığını, ailesiyle sık sık Türkiye'ye gitmeye çalıştıklarını söyledi. Hem Türkiye'de hem de kendi şehri Bolu'da çeşitli projelere destek verdiklerini anlatan Taşman, ABD'deki Türk kökenli öğrencilere de burs imkanı sağladıklarını söyledi. Taşman'ın eşi ise kendisini tanıdığından beri Haldun Taşman'ın hep başka insanlara yardım etmekten söz ettiğini ve bunu yapmaya devam ettiğini, eşiyle çok iftihar ettiğini söyledi.

 


TÜRK-AMERİKAN DİPLOMATİK İLİŞKİLERİ -KOCAELİ'NDE, ''DOSTLUKLAR ARASINDA TÜRK-AMERİKAN DİPLOMATİK İLİŞKİLER'' FOTOĞRAF SERGİSİ AÇILDI -ABD İSTANBUL BAŞKONSOLOSU WİENER: ''17 AĞUSTOS SONRASINDA İZMİT'TE ÇEKİLEN O ÜNLÜ FOTOĞRAFI KİM UNUTABİLİR? BAŞKAN CLİNTON VE ERKAN BEBE...'' -''BU FOTOĞRAFLAR DERİN BİR TARİHİN GEÇMİŞİNİ İNCELEME FIRSATI VERDİĞİ GİBİ GELECEĞİ DE DÜŞÜNME İMKANI VERİYOR''


KOCAELİ (A.A) - Kocaeli'nde, ''Dostluklar Arasında Türk-Amerikan Diplomatik İlişkiler'' fotoğraf sergisi törenle açıldı. Kocaeli Sanayi Odası (KSO) ile ABD İstanbul Başkonsolosluğu iş birliği ile düzenlenen serginin açılışını ABD İstanbul Başkonsolosu Sharon Wiener, Kocaeli Valisi Gökhan Sözer, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ile KSO Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Kanbak yaptı. Wiener, sergideki fotoğrafları inceledikten sonra yaptığı konuşmada, Türk-Amerikan dostluğunun 1922 yılında başladığını belirterek, ''Dostlar arasında bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum'' dedi. Sergiyi açmaktan büyük onur duyduğunu bildiren Wiener, sergilenen 48 fotoğrafın, ABD ve Türk arşivlerinin yanı sıra, ABD Başkanlık Kütüphanelerindeki özel koleksiyonlar arasındaki binlerce fotoğraflardan seçildiğini belirtti. Fotoğrafların iki ülkenin dostluğunu ve müttefikliğini, insan ilişkilerini yansıttığını ifade eden Wiener, bu fotoğraflar arasında bazılarının dikkatini çektiğini belirterek, şunları kaydetti: ''Bu akşam burada sergilenen ve 17 Ağustos deprem felaketi sonrasında İzmit'te çekilen o ünlü fotoğrafı kim unutabilir? Başkan Clinton ve Erkan bebe... Bu fotoğraflar derin bir tarihin geçmişini inceleme fırsatı verdiği gibi geleceği de düşünme imkanı veriyor. Bu güçlü ve kalıcı ilişkiyi önümüzdeki 20-30 yıl boyunca hangi fotoğraflarla temsil etmek istiyoruz. Bizden sonra gelen nesillerde, verecekleri fotoğraflarla 40 veya 80 yıl sonra bir sergi açacaklar. O fotoğraflarda bizleri, ortak düşmanlara karşı birlikte duran kararlı müttefikler olarak görecekler. İnsanlarımızın, ülkelerimizin, dünya ülkelerinin barışı için çalışan müttefikler olarak görecekler.'' KSO Başkanı Kanbak da Türk- Amerikan ilişkilerinin, zaman zaman stratejik ortaklıklar, zaman zamanda ortak çıkarlar mertebesinde devam ettiğini ve bundan sonra da devam edeceğini bildirdi. KSO Sergi salonunda açılan sergide 1922-2006 yılları arasında çekilen 48 fotoğraf bulunuyor. Sergi, 22 Mayıs'a kadar gezilebilecek.

ABD Başkanı George Bush, ''benzin fiyatlarının rekor seviyede yükselişinden ciddi biçimde kaygılandığını'' belirtti

WASHINGTON (A.A) - . Bush, Temsilciler Meclisi ve Senatonun ortak çatısı Kongrede iktidardaki Cumhuriyetçi Parti yöneticileriyle görüşürken, petrol fiyatının varilde 121 doları bulmasının, kendileri için derinden kaygı verici husus olduğunu söyledi. Bush, Irak savaşında masraflara karşı çıkan geleneksel rakip parti Demokratlara yüklenerek, ''ekonomide, yeni vergi indirimlerine karşı çıkmayın, tutsat emlak krizinde yardım önerinizi veto ederim'' de dedi. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi ve dünyanın sekizinci büyük petrol ihracatçısı Nijerya'da, petrol üretimine ilişkin kaygılar, petrol fiyatlarının zirve yapmasına yol açtı. Nijerya'da Shell firmasına ait petrol üretim bölgelerine düzenlenen saldırılar nedeniyle şirketin üretimi günlük 164 bin varil azaldı. ABD dolarının değerinin düşük olması, İran ile Batılı ülkeler arasında Tahran yönetiminin nükleer çalışmaları konusundaki gerginlik ve Irak'ta Amerikan güçleriyle Şii milisler arasındaki çatışmalar da fiyatların artmasında etkili oluyor.

-DOLARIN DEĞERİNİN DÜŞÜK OLMASI-

ABD Doları'nın diğer önemli para birimleri karşısında değerinin düşmesi, dolar varlıklarını nispeten ucuz olarak gören yatırımcıları petrol gibi diğer emtia alımlarına yönlendirdi. Doların değerinin düşmesi Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) gelirlerinin satın alma gücünü düşürdü ve dolar kullanmayan bazı tüketicilerin satın alma gücünü artırdı. OPEC petrol bakanları her ne kadar petrol fiyatları rekor seviyelerde yükselse bile, enflasyon ve doların bunun etkisini yumuşattığını söylüyor. Bazı uzmanlar yatırımcıların petrolü zayıf dolara karşı korunma amaçlı olarak kullandığını belirtiyor.

-FONLAR-

ABD Merkez Bankasının geçen yıl ağustos ayının ortasından itibaren faiz oranlarını düşürmesi ve kredi krizinin etkilerini hafifletmek için merkez bankalarının mali piyasalara milyarlarca dolar pompalaması, petrol ve altın fiyatlarını artırdı. Emeklilik ve diğer fonlardaki yatırımların petrol dahil diğer emtiaya yönelmesi petrol fiyatlarını yükseltti.

-TALEP-

Petrolde daha önce fiyatlar arza ilişkin kaygılar yüzünden artarken, şu anda fiyatların yükselmesinde dünyanın en fazla petrol tüketen ülkeleri ABD ve Çin'in petrole olan talebinin büyük etkisi bulunuyor. Dünya petrol talebi artış eğilimini sürdürürken, yüksek fiyatların şimdiye kadar ekonomik büyüme üzerinde sınırlı etkisi oldu.

-OPEC'İN ARZI SINIRLAMASI-

Dünya petrolünün üçte birinden fazlasını üreten OPEC'in, fiyatların düşmesini engellemek için 2006 yılının sonunda petrol üretimini azaltmaya başlaması da fiyatların yüksek seyretmesinde rol oynadı. Geçen yıl aralık ayında günlük üretim kapasitesini değiştirmeme kararı alan OPEC, tüketici ülkelerin daha fazla petrol üretmesi çağrılarına rağmen, piyasadaki petrol arzının yeterli olduğunu belirtti.

-NİJERYA-İRAN-IRAK-

Dünyanın sekizinci büyük petrol üreticisi Nijerya'dan petrol arzı, petrol endüstrisine yönelik saldırılar nedeniyle şubat 2006'dan bu yana kesintiye uğruyor. Petrol şirketlerine göre, saldırılar ve sabotaj nedeniyle Nijerya'nın günlük 564 bin varil petrol üretimi durdu. Dünyanın dördüncü büyük ihracatçısı İran'ın, nükleer programı nedeniyle Batılı ülkelerle yaşadığı gerginlik, petrol tüketicilerinin İran'ın petrol arzına ilişkin kaygılarını artırıyor. Irak'ın yıllardır ambargo, savaşın ardından bitmek bilmeyen çatışmalar ve yeterli yatırım olmaması nedeniyle petrol endüstrisinden tam verim alamaması da fiyatların artmasında etkili oluyor.

-''PETROL FİYATLARI 200 DOLARI GÖREBİLİR''-

Yatırım bankası Goldman Sachs'a göre, ''petrol fiyatları gelecek iki yılda, petrol arzının yeteri kadar artmaması nedeniyle 200 dolara kadar yükselebilir.'' İki yıl önce petrol fiyatlarında üç haneli rakamları ilk kez telaffuz eden kuruluşlardan olan Goldman Sachs, piyasanın, fiyatlarda ''süper artış'' dönüm noktasına yaklaştığını açıkladı. Banka, gelecek 6 ila 24 ayda petrolün varil fiyatının 150-200 dolara çıkması olasılığının arttığını bildirdi. ''Süper artış'' teorisine göre, petrol arzının yeteri kadar artmaması, petrol fiyatlarında dramatik ve sürekli artışa yol açacak ve bu da en sonunda petrol talebinde keskin düzeltmeyle sonuçlanacak.


Perino:  'Irak'ta Zafer İlanı Pahalıya Patladı'

Beyaz Saray, Başkan Bush’un beş yıl önce bir uçak gemisinde Irak’ta zafer ilan ettiği konuşma ve arkasında asılı “Görev Tamamlandı” afişi için, ağır bir bedel ödediğini bildirdi.

Başkan 2003 yılının bir Mayısında Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde bu konuşmayı yapmıştı. Başkan Bush konuşmasında Irak’taki savaşın bittiğini ve 11 Eylül 2001 tarihinde başlayan terörle savaşın zaferle sonuçlandığını söylemişti.

Beyaz Saray Sözcüsü Dana Perino, Bush’un arkasındaki afişin daha açıklayıcı olması gerektiğini, Başkan’ın da kabul ettiğini kaydetti. Perino, “Görev Tamamlandı” ifadesinin, Irak’taki savaşla ilgili değil, savaş gemisinin o bölgede görevini tamamlayıp dönmesiyle ilgili olduğunu söyledi.

Demokratlar Irak’ta izlenen politikanın kayıpların artmasına yol açtığını öne sürüyor. VOA
 


ABD Bsşkanı Bush'un 1915 olaylarının yıldönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada sözde soykırım lafını ağzına almaması Ermenileri  çıldırttı.  Kendi uydurdukları yalanlara kendileri bile inanmadıkları halde bu yalanları bütün dünyaya kabul ettirerek Türkiye üzerinde baskı oluşturma çabasında olan Ermeniler, Beyaz Saray'ı da arkalarına almak istiyorlardı. Ancak Beyaz Saray'dan bekledikleri desteği bulamadılar...

American News Agency

Bush Ermeni Soykırımı İfadesini Kullanmadı

Başkan Bush, 1915 olaylarının yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada Ermeni Soykırımı ifadesini yine kullanmadı.

Bush, açıklamasında Türkiye ve Ermenistan’da 93 yıl önceki trajik olayların incelenmesi ve iki ülke arasında ilişkilerin normalleştirilmesi için çalışan kişileri desteklediğini belirtti.

Öteyandan Ermenistan’ın yeni Cumhurbaşkanı Serzh Serkizyan ise , Soykırım iddiasının uluslararası alanda tanınması için daha çok çalışacağını açıkladı.

Erivan’da 1915 olaylarının 93’üncü yıldönümü nedeniyle düzenlenen anma töreni sırasında konuşan Serkizyan, soykırım kurbanları için “tarihi adalet” isteyeceğini söyledi.

Törene katılan göstericilerden bazıları Türk bayraklarını ateşe verirken, Türkiye’nin soykırım iddialarını tanıması istendi. Gösteride Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne alınmaması çağrısı yapan pankartlar dikkati çekti.  VOA

 

NEW YORK'TA 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI ETKİNLİĞİ -6 YAŞINDAKİ DEFNE BAŞKONSOLOSLUK KOLTUĞUNA OTURDU

NEW YORK (A.A) - 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla, Türkiye'nin New York Başkonsolosluğu koltuğuna 6 yaşındaki Defne Alpdoğan isimli anaokulu öğrencisi oturdu. Başkonsolosluk tarafından, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla, ilkokul öğrencileri arasında düzenlenen ''Canım Vatanım, Türkiye'' konulu resim yarışmasında birincilik ödülü kazanan Defne Alpdoğan bir süreliğine Başkonsolosluk yaptı. Ailesiyle birlikte Türkevi'ndeki Başkonsolosluğa gelen Defne, bir süre Başkonsolos Mehmet Samsar ile sohbet etti ve birincilik alan resmini anlattı. Ardından Samsar'ın makam koltuğuna oturan Defne, sempatik hareketleriyle ilgi odağı olurken, okuduğu ''Atatürk'' adlı şiirle de tam not aldı. Büyüyünce ''Atatürk'' olmak istediğini söyleyen Defne, Başkonsolos olarak ABD'deki Türklere yardım etmek ve çocukların Türkçe öğrenmeleri için okul açmak istediğini söyledi. Defne, 23 Nisanı oynayarak, yemek yiyerek ve dans ederek geçirmek istediğini belirtti. Başkonsolos Samsar ise, New York ve çevresindeki Türk öğrenciler arasında düzenledikleri yarışmaya 55 öğrencinin katıldığını, Oklahoma City'den 15 Amerikalı öğrencinin de haberdar olarak yarışmaya katılmalarının kendileri için büyük bir sürpriz olduğunu söyledi. Samsar, cumartesi günü Türkevi'nde yapılacak 23 Nisan kutlamasında, dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verileceğini açıkladı. Samsar, yarışmaya katılan tüm eserlerin Türkevi'nde sergileneceğini ifade etti. Yarışmanın önümüzdeki yıl ABD genelinde ve Amerikalılara da açık olarak yapılacağını söyleyen Samsar, birinciye Türkiye seyahati ödülü verilmesini planladıklarını kaydetti.



ABD'NİN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ WİLSON NEW YORK'TA -WILSON: ''(KAPATMA DAVASIYLA İLGİLİ) GELİŞMELERİ YAKINDAN İZLİYORUZ''

NEW YORK (A.A) - ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, ABD'nin AK Parti'nin kapatılma davasıyla ilgili gelişmeleri yakından izlediklerini söyledi. Wilson, New York'ta Amerikan Türk Cemiyeti (American Turkish Society-ATS) tarafından düzenlenen gecede, gazetecilerin ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'in Türkiye'ye yaptığı son ziyarette AK Parti'nin kapatılmasına ilişkin davanın konuşulup konuşulmadığını sorması üzerine, Cheney'in, kendisinin (Wilson'un) de katıldığı temaslarının hiçbirinde kapatma davasının somut olarak ele alınmadığını söyledi. Cheney'in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la baş başa bir görüşmesinin olduğunu belirten Wilson, bu görüşmede ele alınan konuların tamamını bilmediğini, ancak Cheney'in kendisine görüşmeyle ilgili verdiği bilgiye göre, ikili görüşmede ele alınan ana konuların iki ülkeyi ilgilendiren bölgesel konular olduğunu söyledi. Wilson bu çerçevede bu konuların genel görüşmelerde ele alınan ''Irak, İran, Orta Doğu barışı, enerji, Kafkaslar, Afganistan, Balkanlar, Kıbrıs'' ve benzeri meseleler olduğunu ifade etti. Wilson ''ABD Başkan Yardımcısı Cheney'in Türkiye'ye yaptığı ziyaretin odağı buydu'' diye konuştu. Cheney'in Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile görüştüğünü anımsatan Wilson, Türkiye ile ABD arasındaki ikili ilişkilere hakim olan konuların iki ülkenin paylaştığı ve Türkiye'nin çevresindeki ''bölgesel gündem'' konuları olduğunu belirtti. Wilson, kapatma davasına ABD'nin ilgisine yönelik bir soru üzerine, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın bu konuyla ilgili Washington'da konuştuğunu anımsatarak, şöyle dedi: ''Gelişmeleri çok yakından izliyoruz ve konunun Türkiye'nin demokratik sistemi içinde ve Türkiye'nin bağlı olduğu laik ilkelere saygı çerçevesinde çözülmesini çok arzu ediyoruz.'' Wilson konunun detaylarının Türk halkı ve kurumlarına kaldığını, onların karar vereceklerini söyledi. Wilson, bu çerçevede konuyu yakından izlediklerini yineleyerek, ABD'nin konuyla ilgilendiğini belirtti.

-ATS GECESİ-

Wilson, ATS tarafından düzenlenen gecede Türkiye'nin önemli iş adamlarından ve yakın arkadaşı olan Doğuş Grubu Başkanı Ferit Şahenk'e, iş ortağı General Electric (GE) Başkanı ve Üst Yöneticisi Jeffrey Immelt'le birlikte ''Kurumsal Ortaklık'' ödülü verilmesinin ise son derece önemli olduğunu kaydetti. ''Bu gece Türk-Amerikan ilişkileri açısından güzel bir gece, çünkü gelecekte gitmek istediğimiz yönleri gösteriyor'' diye konuşan Wilson, bu çerçevede iki ülke arasında güçlü iş ortaklıkları ve yatırımların kurulmasının önemli olduğunu belirtti.

 

 

NEW YORK'TA MEHMETÇİK VAKFI YARARINA KONSER

 NEW YORK (A.A) - ABD'nin New York kentinde Mehmetçik Vakfı yararına konser düzenlendi.

     New York Türk Sanat Etkinlikleri Derneği tarafından düzenlenen programda, Mahmut Çeliker yönetimindeki Anadolu'dan Sesler korosu konser verdi. Üyelerinin tamamını kentte yaşayan Türklerin oluşturduğu koronun yanı sıra programda çeşitli dans gösterileri ve parodiler de yer verildi.

     Bir Mehmetçiğin annesine yazdığı mektubu konu alan şiirin okunması sırasında salonda duygu dolu anlar yaşandı ve konserin bütün gelirinin Mehmetçik Vakfına bağışlanacağının hatırlatılması yoğun alkış aldı.

     Programı, Türkiye'nin New York Başkonsolosluğu Konsolos Muavini Zeynep Kızıltan ve Askeri Ataşe Kadir Dikmensoy başta olmak üzere New York ve çevresinde yaşayan çok sayıda Türk izledi.

 

 

BAŞKONSOLOS SAMSAR RADYO TÜRKÜM’DE

T.C. New York Başkonsolosu Mehmet Samsar bir süre önce internet üzerinden yayın hayatına başlayan Radyo Türküm’ün sabah kuşağı programına konuk oldu ve Şule Zehra Taş‘ın sorularını yanıtladı. Amerika’daki Türk toplumu başta olmak üzere Radyo Türküm mikrofonlarından dünyanın çeşitli bölgelerine yaşayan soydaşlarımıza seslenen Başkonsolos Mehmet Samsar, aslımızı ve kültürümüzü koruyarak ‘Amerikalı ‘ olabilmenin önemine dikkat çekti. Özellikle yaklaşan seçimlerle birlikte ‘oy verme‘ görevinin önemini dile getiren Başkonsolos, “Amerikan vatandaşlığına hak kazanan her fert, vatandaşlık gereklerini yerine getirmeli ki, Amerikan siyasetinde varlık gösterip, kendimizi ifade edebilelim” diye konuştu. Sözde Ermeni Soykırımı yasa tasarısı konusundaki tepkimizi göstermenin ve lobicilikte aşama kaydedebilmenin yolunun Amerika’da oy veren bir birey olmaktan geçtiğinin altını çizen Mehmet Samsar, Amerika’daki Türk organizasyonlarının çalışmalarının ve halkın katılım oranının her geçen gün iyiye gittiğini, fakat bu tür çalışmalarda bir üst limit olmadığını, daha da iyisini yapabileceğimize inandığını vurguladı. Sözde Ermeni Yasa Tasarısı konusunda, sadece konunun gündeme geldiği aylarda değil, senenin 12 ayında da aktif bir portre çizmemiz gerektiğini tavsiye eden Samsar, Türkçemizin yeni nesile aktarılıp canlı tutulması, Türkiyemizin ve Türk kültürünün Amerika’daki tanıtımı ile ilgili de bilgiler verdi. Türkiye’deki Amerikalı turist sayısındaki gözle görülür artışın kendilerini memnun ettiğini belirten Başkonsolos Samsar, Türk insanını Amerika’ya tanıtan en önemli unsurlardan biri olan Türk Günü Yürüyüşü’ne de değindi. Mehmet Samsar “Türk günü yürüyüşü bizlerin birlik ve beraberliğimizi gösterip sesimizi duyurduğumuz, bayrağımızı açtığımız yegane gündür. Bu yürüyüş Federasyon da dâhil olmak üzere hiçbir kurum çatısı altında düşünülmemelidir. Adı üstünde Türk olan herkesi içine alan bir organizasyondur. Halkımızdan bu bilinçte bir değerlendirme bekliyoruz. Özellikle çocuklarımızı bu yürüyüşe özendirmeli, Amerikalı dostlarımızı da bu organizasyona davet ederek katılımı olabildiğince artırmalıyız” diyerek tüm halkımızı Türk Günü Yürüyüşüne davet etti. Mehmet Samsar, bir kahvaltı söyleşisinde bulunduğu Radyo Türküm ekibine yayın hayatında başarılar diledi.

 

 

 

 

 

NEW YORK KÜLTÜR VE TANITIM ATAŞELİĞİ MIAMI SEA TRADE FUARINA KATILDI

NEW YORK (A.A) - New York Kültür ve Tanıtım Ataşeliği ''Miami Sea Trade Kruvaziyer Fuarına'' katıldı.
Ataşelikten yapılan açıklamada, 10-13 mart tarihlerinde Miami-South Beach Kongre Merkezinde düzenlenen fuarda, Türkiye standında Marmaris, Antalya, Bodrum, Kuşadası, Rize, Trabzon, Sinop limanlarıyla İstanbul Shipping, FLO USA, Tura Turizm, Marmaris Yatch ve THY temsilcileri de yer aldı.
Türk standında yapılan çekilişi dünyanın en büyük kruvaziyer firmalarından Royal Caribbean'ın kazandığı ve New York Kültür ve Tanıtma Ataşesi Hasan Zöngür'ün firmanın müdürü Federico Gonzalez-Denton'a el dokuması Türk halıları hediye ettiği bildirildi.
Ataşelikten alınan bilgiye göre, son yıllarda kruvaziyerle yapılan seyahatlerde fiyatların düşmesi ve özellikle Türkiye'ye gelen Amerikalıların büyük çoğunluğunun kruvaziyeri tercih etmesi Türk limanlarının önemini arttırdı. Amerikalıların Türkiye'de görmek istedikleri bölgeler arasına Karadeniz'in eklenmesiyle kruvaziyer firmaları Karadeniz'e de hizmet vermeye başladı.

 

TBMM Başkanı Toptan, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu heyetini kabul etti.

TBMM Başkanı Köksal Toptan, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu
(TADF) heyetini kabul etti. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı,
İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'ın da hazır bulunduğu görüşme
görüntü alınmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.

BAŞBAKAN ERDOĞAN: AMERİKA İLE İLİŞKİLER ZİRVEDE

TBMM Başkanı Köksal Toptan ile yaptıkları görüşmeden sonra Başbakan Erdoğan tarafından kabul edilen TADF Başkanı ve beraberindeki heyet Başbakan'a, Federasyon'un faaliyetleri ile ilgili bilgi verdiler.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanı Kaya Boztepe ve beraberindeki heyetle görüşmesinde ana gündem maddesi Türk Amerikan ilişkilerindeki son durum idi. İkinci önemli konu da sözde Ermeni soykırımı tasarısı oldu.

Başbakan Erdoğan, Kuzey Irak'a yönelik sınırötesi harekatın sona ermesinde ABD'nin etkisi olduğu iddiasını Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'tan sonra kendisi de bir kez daha yalanladı. Erdoğan, "Öyle şey olmaz. ABD ile ilişkilerimiz şu anda zirvede" değerlendirmesini yaptı.

Başbakan Erdoğan, görüşmede; "ABD baskı yaptı. TSK Kuzey Irak'tan çekildi" eleştirilerine yanıt verdi: "Öyle bir şey olamaz, söz konusu bile değil. ABD ile ilişkilerimiz şu anda zirvede. Değişik platformlarda işbirliğimiz sürüyor. Görüş ayrılığı yok. Değişik alanlarda işbirliğimiz var."

Görüşmelerde ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde kabul edilen ancak bir süreliğine rafa kalkan Ermeni soykırımı tasarısı ile Van'ın Aşkale ilçesinde kurtuluş günü törenlerinde yaşananlar üstü kapalı bir biçimde gündeme geldi. Kaya Boztepe, "Ermeni mezalimini yöneten insanlar bugünkü Ermenistan hükümetinin başında" sözleri üzerine Başbakan Erdoğan, "İyi niyetimizi göstermek için Koçaryan'a mektup yazdım. Hava kapılarımızı Ermenistan'a açtık. Akdamar Kilisesini restore ettirdik. Bunu bir mesaj olarak algılamalarını bekliyoruz" dedi.

Federasyon üyelerinin temaslarında Aşkale'de bebeklerin süngülenmesi ve imamın asılması olaylarının temsili olarak sahnelenmesi olayı da gündeme geldi. Bunun uygun olmadığı ifade edildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ünlü Tarihçi Prof. Justin McCarty: Soykırım asla olmadı, ölüm sebebi açlık ve hastalık

Florida Üniversitesi Türk Öğrencileri Birliği, bugüne kadar gerçekleştirdiği en önemli organizasyona imza attı. Yıllardır, görmezden gelinen 'Sözde Ermeni Soykırımı' meselesinin altında yatan gerçekleri ortaya koymak üzere bir program hazırlayan öğrenci birliği, Prof. Dr. Justin McCarty'yi Florida Üniversitesi’ne davet ederek, gerçeklerin ortaya konulmasına aracı oldular. Ünlü tarihçi Prof. Dr. Justin McCarty, Florida Üniversitesi’nin 800 kişilik konferans salonunda yaptığı konuşmada bi-limin ve gerçeklerin ışığında 'Sözde Ermeni Soykırımı' hakkında doğrularını bu konuyla ilgilenen Türk ve Amerikan vatandaşlarına anlattı. “Ermeniler göç yolunda açlıktan ve hastalıktan dolayı ölmüştür.” diyen McCarthy, “soykırım olduğunu söylemek kesinlikle haksızlıktır ve yanlıştır.” diye konuştu. Ermenilerin bağımsızlık için gerilla grupları kurduğunu ve sistemli olarak Türklere saldırdıklarını söyleyen McCarthy, Ermenilerin başka bölgelere tasfiyesinin (tehcir) çok normal bir girişim olduğunu, zira Rusya’nın desteğini arkasına alan Ermenilerin çok büyük bir ayaklanma yapmaya çalıştıklarını hatırlattı. Türk Öğrenci Derneği Başkanı Altan Özler de ABD'deki Ermeni lobisinin çabaları sonucunda Türkiye ile ilgili olarak ortaya atılan iddiaların asılsız olduğunu ulaşabildikleri en geniş kitleye anlatmak amacıyla düzenledikleri konferansın, amacına ulaştığını söyledi. Prof. Dr. Justin McCarty Kimdir? Kentucky eyaleti Louisville Üniversitesinde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Justin McCarthy, Osmanlı İmparatorluğu ve Balkan tarihi konusunda uzman. Bir sure Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde de dersler veren McCarthy, Sözde Ermeni Soykırımı iddialarına karşı çalışmaları ve duruşuyla tüm dünyaca tanınmaktadır.

BAŞKAN ALTAN ÖZLER: KENDİMİZİ SAVUNMALIYIZ Amerika’daki diğer Türk öğrenci derneklerine de örnek olacak bir program hazırlayan Florida Üniversitesi Türk Öğrenci Derneği Başkanı Altan Özler yurtdışında hepimizin Türkiye’nin birer elçisi olduğumuzu söyleyerek, ülkemizi savunmamız gerektiğini dile getirdi. Ali Çınar: Böyle bir paneli neden düşündünüz? Altan Özler: Sözde Ermeni soykırımı meselesi HR-106’nın kongreye sunulması buradaki biz Amerikalı Türklerin yaşantılarını olumsuz yönde etkilemeye başladı. Bizler Türk Öğrenciler ve özellikle Türk Gençleri olarak tarihimizin savunmasını yapmaktan kendimizi sorumlu hissediyoruz ve bu iddiaların ne kadar asılsız olduğunu, konuyu yakından bilen bir tarihçinin konuşması ile anlatmak istedik. A.Ç.: Üniversite Yönetimine yapılmaması için baskı geldi mi? A.Ö.: Üniversitemize bu konuşmanın yapılmaması için açık bir baskı gelmedi. Amacımız üniversitemizin öğrenci hükümetinin diğer konuşmacılara verdiği gibi Prof. McCarthy’nin konuşmasına da maddi destek vermesi idi ve biz Uluslararası Öğrenci Derneği, Konuşma Derneği gibi derneklerle işbirliği yaparak gerekli maddi yardımı Öğrenci Hükümetinden almayı başardık. A.Ç.: Panelde kaç kişi vardı? A.Ö.: Panele 400 kişi katıldı. Benim açılış konuşmamdan sonra kürsüye Prof. McCarthy’yi davet ettik. Onun konuşmasının ardından üç kişilik öğrenci paneli, dinleyicilerden toplanan soruları Prof. McCarthy’e yöneltti. A.Ç.: McCarthy (sanırım) en büyük kalabalığa konuştu, tepkisi ne oldu? A.Ö.: Prof. McCarthy bu ülkede ilk defa bir Türk Öğrenci Derneği’nin bu büyüklükte bir toplantıyı gerçekleştirdiğini ve özellikle bu ülkede doğup büyümüş Türk Gençlerinin konuya ilgi duyuyor olmasının çok memnun edici olduğunu söyledi. A.Ç.: Program amacına ulaştı mı? A.Ö.: Bizce programımız amacına ulaştı. Amacımız sözde ermeni soykırımı iddalarından başka meşru görüş açısının olduğunu anlatmak, bu meselenin siyasetçiler tarafından değil sadece tarihçiler tarafından incelenip sonuçlandırılabileceğini ifade etmek idi. Ve biz bu anlamda hedefe ulaştığımız kanısındayız. A.Ç.: Program sonrası tepkiler nasıldı? Ermenilerden ne tür bir tepki aldınız? A.Ö.: Tepkilerin çoğunluğu olumlu idi ve yerel basın organları konuşmayı objektif bir şekilde ilettiler. Okulumuzdaki Ermeni asıllı öğrencilerden ciddi bir tepki gelmedi. Konuşmadan iki gün önce okul başkanı “Genocide Scholars of America” isimli bir örgütten ağır ve tehditkar bir mektup almış ve biraz tedirgin olmuş ama üniversite yönetimi kararlarını değiştirmeyeceklerini bize bildirdiler. Florida Üniversitesi yönetimine konuşma özgürlüğü idealinden ayrılmadığı ve bizi desteklemeye devam ettikleri için sonsuz saygı duyup, teşekkür ediyoruz. A.Ç.: Bundan sonraki planınız nedir? A.Ö.: İlk hedefimiz Prof. McCarthy’nin konuşmasının görüntülerini internet üzerinden dağıtıp daha büyük bir dinleyici kitlesine ulaşmak. Ayrıca Mart ayında Türk kültürünü, yemeklerini ve müziğini üniversitemiz öğrencilerine tanıtacak bir Türk Gecesi hazırlıyoruz. A.Ç.: Amerika’da başarılı lobicilik için neler yapmamız gerekiyor? A.Ö.: Amerika’da başarılı lobicilik yapabilmek içen Türk gençlerinin, özellikle de bu ülkede yetişen Türk gençlerinin konu ile ilgilenmesi ve örgütlenmesi şart. Büyüklerimizin ise göz ardı etmemesi gereken bir söz var: “Siyaset her zaman yereldir.” Politikacılar ile temas kurmak, onlara destek vermek ve gruplaşıp bir kuvvet olduğumuzu göstermek çok etkili olacaktır. Sözde ermini soykırımı meselesi kalem ile kazanılabilecek bir savaş. Ermenilerin fikirlerini değiştirmemiz mümkün değil ama Amerika’lıları bu türden aktiviteler ile aydınlatmamız ve kendi yanımıza çekmemiz mümkün. Üniversitelerde böyle ihtilaflı konular çok ilgi çekiyor ve üstelik genelde üniversiteler bu türden aktiviteler için gerekli maddi yardımı da sağlıyor. Bizim düzenlediğimiz Prof. McCarthy konuşmasında yaklaşık 20 kişinin çalışması ile yüzlerce kişi iddiaların asılsızlığı konusunda eğitildi. Dileğimiz bu çalışmaları diğer üniversitelerdeki Türk Öğrenci derneklerine aktarabilmek. Onları da bizimle temasa geçmeye davet ediyoruz.

Röportaj: Ali Çınar


 

      Ana Sayfa                                                                       Yorum Yaz