|

Türkiye Aşığı Ord. Profesör Masala:
"Bu Güzel Medeniyeti Kaybetmeyin"
Hayrettin Turan – İstanbul
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dişişleri Bakanı Massimo D'Alema’nın
Türkiye ziyaretine beraberinde getirdiği Ord.Prof.Dr. Anna
Masala,tam bir Türkiye aşığı ve gerçek bir Türk dostu. Masala “Ben
manevi bir Türk'üm. Gençliğim sizinle başladı ve ölene kadar da
böyle devam edecek. Burası benim ikinci vatanım. Ülkenizde dünyanın
en muhteşem medeniyetini buldum.” diye konuşuyor. Prof. Dr. Masala
Türkiye
ile ilgili mace-rasını şöyle anlatıyor: “Sizleri ilk defa 1954
yılında Roma Üniversitesi Şarkiyat Enstitüsü'nde tanıdım. Arapça
hocam Prof. Francesco Gabrieli ve büyük Türkolog Prof. Ettore
Rossi'den Arapça ve Farsça öğreniyordum. O yıl Prof. Rossi'nin
Türkçe dili için öğrencisi yoktu. "Mezuniyetten sonra ne iş yapmayı
düşünüyorsun ?" diye sordu. "İslam ta-rihi üzerine çalışmak
istiyorum." dedim. Bunun üzerine "Peki, ama unutma ki Akdeniz'de
İslam tarihi yüzyıllar boyunca Türkçe konuştu. Türkçe öğrenmeden
hiçbir bilgi edinemezsin. En azından Kaptan-ı Derya, Donanmay'ı
Humayun, Sultan ve Paşa gibi temel kelimeleri öğrenmek zorundasın"
dedi. O zaman 19 yaşındaydım ve Türk tarihini sadece lisedeki tarih
kitaplarından bili-yordum. Bizans'ın Fethi, Barbaros Hayreddin,
İnebahtı Savaşı, Viyana Kuşatması ve Osmanlı İmparatorluğu'nun
düşüşü. Prof. Rossi ile Türkçe derslerine başladık. Tarihinizi ve
güzel dilinizi öğrenmeye başladım. Büyük bir sevgiyle okurken yıllar
geçti.Osmanlı devletinin büyüklüğünü okuyarak öğrendim. Hoşgörüsünü
gördüm. Evet, ben Türk hoşgörüsünün bir talebesiyim. Onların
zamanında ne kadar kilise açıldığına İstanbul'u gezerken şahit
olabilirsiniz. İşte bu hoşgörüyle Sultan Murad Bağdat'ı 3 günde aldı.
Osmanlı Avrupa'nın içerilerine kadar ilerledi. Sizin divan kültürünü,
halk edebiyatını, tasavvuf edebiyatını öğrenmek için bile bir
insanın ömrü yetmez. Anadolu Türk medeniyetine kadar Türk kültürünün
herşeyini, her zaman çok sevdim. Halk edebiyatını, divan edebiyatını,
onaltı Türk devletinin tarihini, hattatlığı, tasavvufun derin ruhunu
sevdim. Fatih Sultan Mehmed'i nasıl sevdiysem, bugün büyük bir
gelişme yolunda iler-leyen Türkiye Cumhuriyetini de candan seviyorum.
“ Osmanlının büyük bir devlet olduğunu dile getiren
Ord.Prof.Dr.
Anna Masala “Onlar Avrupa'da, Afrika'da, dünyanın dört bir yanında
muhteşem eserler bıraktılar. Şimdi talebelerime diyorum ki, “Budala
olanlar Türkçe öğrenemez-ler, zeki insanlar Türkçe bilir.” İslam
tari-hi dersini verirken öğrencilerimin dersi nefes bile almadan
merakla dinlediğini bir görseniz, çok şaşırırsınız.” diye konuştu.
Medeniyeti kaybetmeyin, Kültürünüzü denize atmayın, Tarihinizi
unutmayın Masala "Türkiye'ye ilk seyahatimi babamla yaptığımda yıl
1964 idi. O günden beri manevi ülkeme her gelişimde hep aynı
heyecanı yaşıyorum. Türk bayrağını nerede görsem gözlerim parlıyor.”
diye konuşuyor. Türkiye'ye her gelişinde büyük bir mi-safirperverlik
gördüğünü anlatan Masala, aynı günde kendisini davet eden dostlarını
darıltmamak için üç kere üst üste akşam yemeği yediğini söylüyor.
Prof. Masala, "Sadece Türkiye'de böyle bir misafirperverlik vardır.
Anadolu'da en fakir köyün en fakir insanı tek tavuğunu alır ve
misafiri için keser. Türkler evlerine gelen misa-firlerine ayrıca
bir çok hediyeler alır. Mesela bana, boncuklar, bilezikler,
yemeniler, kıymetli kitaplar, el işçiliği tabaklar, gümüş bir ayna
ve daha birçok güzel hediyeler verildi." diyor. Masala şöyle devam
ediyor: "Türkiye'yi sevmek sizin için çok kolay. Türkiye'de doğdunuz
ve daha çocukluğunuzdan itibaren Türk kültürünü, Türk cumhuriyetini
ve şanlı bayrağınızı sevmeyi öğrendiniz. Ben sizin sevdiğiniz
şeyleri uzun yıllar çalışarak, okuyarak, sohbet ederek öğrendim.
Türkiye tarihi beynime işledi. Şimdi Türkiye adı kalbimdedir.
Mevlana Celaleddin-i Rumi, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli, kırk
yıldan beri benim manevi hocalarımdır. Ama belkide ben bilmeden önce,
dünyaya geldiğim günden beri bana eşlik ettiler. Bir tasavvuf
adamının da dediği gibi: "alnımın yazısı, kaderim bu". Mevlana'ya
yeni dünya görüşümü, insanlık ruhumu, Yunus Emre'ye tevazumu,
tasavvuf şiirine sevgimi borçluyum. İstanbul'un bütün evliyalarını
kalbimde hissediyorum." Kitaplarımı yazmaya devam ediyorum
Ord.Prof.Dr. Anna Masala tasavvuf üzerine yazdığı kitabını baskıya
verdiğini söyleyerek bu kitabında Türkçe ve İtalyanca
karşılıklarıyla 110 tane ilahi bulunduğunu dile getiriyor. Şu anda
Osmanlı tarihini
yazdığını
dile getiren Masala, “Avrupa'da çok yalan yanlış yazılmış Osmanlı
tarihi var. Gerçekleri yazınca bunlara iyi bir cevap olacaktır.”
diye konuşuyor. Ord.Prof.Dr. Anna Masala Kimdir? 1934 yılında
İtalyan-İspanyol bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Roma La
Sapienza Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden Türkolog Profesör
Ettore Rossi'nin son öğrencisi olarak mezun oldu. Roma Şarkiyat
Enstitüsü'nde 1968-72 yılları arasında Türk dili öğretti. 1972
yılında Roma Üniversitesi'nde Türk dili ve edebiyatı profesörü oldu
ve 1980 yılında "Ordinaryüs Profesör" unvanı aldı. Sayısız kitap ve
makalesi yayınlanmış olan Masala'nın eserlerinden bazıları şunlardır:
"Yunus Emre", "Oğuz Kaan Destanı", "Feyzi Halıcı Şiirlerinden
Seçmeler", "Poesia Turca Moderna" ve “Canto Ela Spada.
İtalya'da yüzyıllardır yaşayan Türk köyü
İtalyanlar'ın
"İl Turco" olarak benimsediği, Roma'ya 700 kilometre uzaklıktaki
şirin Türk köyü Moena'yı, yine Profesör Anna Masala keşfetmiş.
Kızkardeşiyle Alpler'de gezerken, birden Kızkardeşi Maria'nın "Turchia"
yazan bir ok işareti gördüğünü anlatan Masala, hayretini şöyle dile
getiriyor: "İşareti takip ettiğimde bol çiçekli, ahşap evlerle dolu
bir meydanda bulduk kendimizi. Meydanın ortasında bir çeşme vardı,
üzerinde de yeniçeri büstü bana bakıyordu. Tarihine baktım, 1922
yazıyordu. Bir kahvede de eski gravürleri görünce donakaldım! Burası
"Türk"ü yaşayan ve asırlarca bunu koruyabilen bir Türk köyüydü! Türk
köylerinde yaşayan h alk,
her yıl kutladıkları festivallerle Türk adet ve örflerini hem yeni
nesillere aktarıyorlar, hem de "Türk'ün medeniyetini" Avrupalı'ya
anlatıyorlar. Festivaller o kadar bizden ki; giysilerimizden
bıyığımıza kadar herşey bizi geçmişe taşıyor! Hatta; topluluğun en
yaşlısı "Sultan" oluyor ve "İl Turco"yu temsil ediyor. Ve
buralardaki Türk bayrağı, kendi ülke bayraklarından da fazla
benimseniyor. " Moena'da yaşayan toplumun faaliyetlerini anlatan
belediye başkanının söyledikleri de şaşırtıcı: "Çoğumuz, bırakın
İstanbul'u; Türkiye'yi, hatta Roma'yı bile bilmeyiz. “dediler.
Roma'ya döndüğümde bu köyün varlığını Türk gazeteci Reha Erus'a
anlattım. Onunla birlikte tekrar köyü ziyaret ettik. Köyün halkı
Türk geleneklerini yaşatıyor. Köyün en yaşlısına bile Türkiye
hakkında bir şey sorsanız bilmez. O, sadece Türk olmakla gurur duyar..."
|