|
HAMİLELİKTE BESLENME ÇOK ÖNEMLİ
Türkiye'de her yıl yaklaşık 1 milyon 400 bin doğum gerçekleştiği belirtilerek, gebelik öncesi ve gebelik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenmenin, anne ve bebek ölümlerine yol açan birçok sağlık sorununu beraberinde getirdiği ifade edildi.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’n-den yapılan açıklamada, gebelik öncesi ve gebelik dönemindeki beslenme şekliyle bebeğin doğum ağırlığı, beyin gelişimi ve sağlığı arasında yakın bir ilişki bulunduğu vurgu-landı.
Türkiye'de beslenme bozukluklarına bağlı olarak, hamile kadınlarda, demir yetersizliği anemisi (kansızlık) ile kan hücrelerinin yapımında gerekli olan folik asit yeter-sizliğinin görüldüğü ifade edilen açıklamada, fiziksel ve zihinsel gelişimde etkili iyot ve kemik gelişiminde rol oynayan kalsiyum yetersizliklerine de sıkça rastlanıldığına işaret edildi.
Düşük doğum ağırlığının en önemli nedenlerinden birinin hamile kadınlarda görülen beslenme bozuklukları olduğu belirtilen açıklamada, ''Bebeğin büyüme ve gelişmesi için gereksinim duyulan besin ögeleri annenin kendi dokularından sağlanır. Dengeli beslenmediğinde annede çeşitli hastalıklar ortaya çıkar ve enfeksiyonlara karşı direnç azalır. Bebeklerde ise fiziksel ve zihinsel gelişim geriliğine, hastalıklara yakalanma riskinde önemli oranda artışa ve ölü doğuma zemin hazırlar.'' Açıklamada, gebelikte sıvı gereksiniminin arttığı vurgulanarak, bunu karşılamak için her gün en az 10 bardak su içilmesi ya da süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları içerek sıvı alımının artırılması gerektiği kaydedildi. Hamileler-de D vitamini yetersizliğinin anne karnındaki bebeklerin beyin ve kemik gelişimini olumsuz etkilediği, doğumsal katarakt hastalığı ve enfeksiyon risklerini de beraberinde getirdiği bildirilen açıklamada, bütün hamile kadınların günde 10-15 dakika süreyle ve öğle saatleri dışında güneşe çıkmalarının önemli olduğu kaydedildi.
TÜP BEBEK KONUSUNDA İLANLA UYARI
Üreme Endokrinolojisi, İnfertilite ve Yardımla Üreme Teknikleri Derneği (TSRM), tüp bebek konusunda bilimsel olarak henüz kesinleşmemiş yöntemler konusunda vatandaşları uyarmak amacıyla gazetelere ilan verdi. Dernek Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, yaptığı açıklamada, tüp bebek uygulamaları ile ilgili yazılı ve görsel medyada yer alan bilimsel olarak henüz kesinleşmemiş ve deneysel olarak sürdürülen bazı çalışmaların (doku uygunluğu testi, HLA-G, mıknatıs metodu gibi) kesin yüksek başarı sağlıyor gibi gösterilerek hastaların yanıltıldığını söyledi.
Yaralı derneklerinin, gerçeklik payı belirsiz bu söylemleri onaylamadığını bildirdi. Hakan Yaralı, tüp bebek düşünen hastaların merkez seçimi yaparken, merkezin uygulama başına eve canlı bebekle gitme oranlarını, arzu edilmeyen çoğul gebelik oranlarını ve saygın bir dondurma programının olup olmadığını araştırmalarını da önerdi. (AA)
"BAŞARISIZLIĞI ÇOCUKLARINIZDA DEĞİL KENDİNİZDE ARAYIN"

ANKARA - Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Voltan Acar, başarısızlıkları yüzünden çocuklarına yüklenmemeleri konusunda velileri uyararak, ''Başarısızlığın nedenini kendinizde de arayın'' dedi.
Prof. Dr. Acar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, eğitim öğretim döneminin ilk yarısını tamamlayarak karne alacak olan ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin velilerine, çocuklarına gösterecekleri tepkiler konusunda önerilerde bulundu.
Acar, velilerin, başarısızlığın olumlu taraflarını da görmeleri gerektiğini belirterek, "Başarısızlık insanın hayatında aşı gibidir. Çocuklar erken yaşta başarısızlığı tadarlarsa mutsuz olmaz, düş kırıklığı yaşamazlar. Dolayısıyla başarısız olurlarsa veliler olumlu gözle baksınlar, 'çocuklarımız aşılandı' desinler" dedi.
Hiçbir anne babanın çocuğunun başarısız olmasını istemeyeceğini ifade eden Acar, "Çocuğun başarısızlığındaki katkımız nedir, ailedeki ilişkiler nasıl, yeterince çocuğumla ilgileniyor muyum diye kendimize sormamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Başkanı Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak da velilere, "Çocuğun karnesine ilişkin kendi duygularını paylaşmasına fırsat verin. Karnesi nasıl olursa olsun ona değer verdiğinizi gösterin. Başarısını başkaları ile kıyaslamayın. Karneyi, çocuğun kişiliğinin bütününe yönelik değerlendirmeyin. Kendi öğrencilik yıllarınızı düşünerek çocuğunuzla empati kurmaya çalışın" önerisinde bulundu.(aa)

MUTLU EVLİLİK STRESİ YENİYOR...
LONDRA - İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre, mutlu bir evlililiğin, stresi yenmenin en önemli yolu olduğu ortaya çıktı. Mutlu bir ilişkinin stres ve çalışma hayatındaki güçlüklerle başa çıkmanın en önemli aracı olduğunu belirten uzmanlar, "dertsiz" oldukları düşünülen bekarların, mutlu evlilere göre stresi yenmekte daha şanssız olduklarını ifade etti. Dr. Roxane Gervais ve ekibi tarafından yapılan araştırmaya, Yorkshire'daki bir hastanede çalışan 400 hemşire katıldı. Mutlu bir evliliği ya da uzun süreli ilişkisi olan hemşirelerin işyerindeki zorluk ve stresten daha az etkilendiklerini tespit ettiklerini söyleyen Gervais, bekar ya da dulların ise stresi daha etkili biçimde hissettiklerini kaydetti. Strese karşı en zayıfların boşanmış kişiler olduğunu belirten Gervais, evlilerin veya bir partneri olanların ise sıkıntılarını eşleriyle paylaştıklarını, eşlerinden gördükleri desteğin onları rahatlattığını söyledi. |
ARABA KULLANAN BAYANLAR DİKKAT!..

Birçok iş ve hobi gibi araba kullanmak da erkek egemenliği altında
gibi görünse de özellikle son yıllarda kadın sürücülerin sayısı giderek artıyor. Artık günümüzde bir ihtiyaç olmasından daha çok bir zorunluluk sayılan araba kullanmak birçok kadın için ilk önce çok zor gelse de zamanla büyük bir zevke dönüşüyor. Ancak iyi bir sürücü olmak ve güvenli bir şekilde araba kullanmak için birçok şeye dikkat etmeniz gerekiyor.
Trafik kurallarına uyun. Araba kullanmanın sadece aracı harekete geçirmekten ibaret olmadığını hepimiz biliyoruz. Asıl dikkat isteyen en önemli noktalar aynaların kontrolü, sinya-lizasyon ve direksiyon hakimiyetidir. Bunun dışında trafik kurallarına uymanız, hız limitlerine göre yol almanız da iyi bir sürücü olmak için yapmanız gerekenler arasında. Özellikle benzin istasyonlarından ya da restoranlardan ana yola çıkışlarda dikkatli olun. Olabilecek tüm ihtimalleri göz önünde bulundurarak seyir halinde ya da yoğun trafikte önünüzdeki araçla aranızdaki gerekli mesafeyi koruyun.
Her ne kadar siz gereken her şeyi yapsanız, tüm kurallara uysanız da ne yazık ki herkes sizin gibi hareket etmeyebilir. Bu nedenle de kurallara uymayan sürücüler yüzünden zor anlar yaşayabilirsiniz. Erkeklerin çoğu kadınların çok kuralcı olmasından şikayet etseler ve hatta bu durumun trafik sıkışıklığı oluşturduğunu düşünseler de siz kurallara uymaktan asla vazgeçmeyin.
Topuklu ayakkabıyla araba kullanmayın Aracın kontrolünü sağlamak ve fren, gaz ve debriyaj pedallarını gerektiği gibi kullanabilmek için arabanızda düz ve rahat bir ayakkabı bulundurun. Yüksek topuklu ayakkabılarla araba kullanmaya kalktığınızda pedalların mesafesini hissedemeyeceğinizden fark etmeden aşırı hız yapabilir ve kontrolü kaybedebilirsiniz.
Bir diğer nokta da arabanızı park ettiğinizde içinde çanta ya da başka birşey bırakmamaya dikkat edin. Her ne kadar sizin için önemsiz olsa da ya da içi boş bile olsa hırsızlar için cazip olabilir. Mümkünse bütün eşyalarınızı bagajınıza koyun.
Dikkatiniz dağınıksa ara verin Eğer gerçekten kafanızda birçok düşünce varsa ve siz bir türlü kendinizi toparlayamıyorsanız sürüşünüze biraz ara verin. Kendinize gelmek için arabanızı birkaç dakikalığına bir kenara çekin. Bu hem sizin açınızdan hem de trafikteki diğer sürücülerin güvenliği açısından almanız gereken önemli bir önlem olcaktır.
Arabanızın anahtarını görevliler dışında kimseye teslim etmeyin Son zamanlarda sık karşılaşılan bir olay da özellikle yeni araba kullanmaya başlayan acemi bayan şöförlere yardım bahanesiyle yaklaşıp daha sonra da arabalarını çalan hırsızların ortaya çıkması. Özellikle park etmenin zor olduğunu bilen bu şahıslar siz anahtarı bırakın ben park ederim diyebilir. Böyle bir olay yaşamamak için otopark görevlileri dışında hiç kimseye anahtarınızı vermeyin.
Her zaman bildiğiniz yoldan gidin Sorunsuz bir sürüş için sadece araba kullanmayı bilmek yetmez. İstediğiniz yere gitmek için yolları da iyi bilmeniz gerekir. Eğer daha önce hiç gitmediğiniz ve yolunu bilmediğiniz bir yere gideceksiniz tanıdıklarınızdan yardım alın. Bu hem zamandan hem de benzinden tasarruf etmenizi sağlayacaktır. Bu arada bir yere giderken birkaç farklı tercih hakkına sahip olsanız bile her zaman bildiğiniz yolu tercih edin.
Yola çıkmadan önce benzininizi kontrol edin Eğer aniden yolda kalmak istemiyorsanız yola çıkmadan önce benzin kontrolünüzü yapın. Bu arada evinize yakın ve alıştığınız bir benzinci belirleyin. Ve mümkün olduğunca oradan benzin almaya çalışın.
Arabanızı tanıyın Her ne kadar erkekler kadar arabalara ilgi duymuyor ve kendinizi arabalarla ilgili tüm ayrıntıları öğrenmek zorunda hissetmiyor olsanız da bazı detayları bilmenizde fayda var. Yağına, lastiklerinizin havasına yola çıkmadan önce bakın. Arabanızın rutin bakımını aksatmadan yaptırın.
Tacizlere ve takiplere karşı dikkatli olun Kadınlar için araba kullanırken trafiğin yoğunluğu yetmezmiş gibi bir de erkek sürücüler tarafından tacize maruz kalmaları işleri oldukça zorlaştırıyor. Araba kullanmayı zevkli halden çok can sıkıcı ve stresli bir hale getiriyor. Takip edildiğinizi düşünüyorsanız öncelikle soğukkanlılığınızı koruyun ve sakın panik yapmayın. Yavaşlayın ancak sakın durmayın. Evinize doğru ilerlemeden önce kalabalık bir yere sürün arabanızı. Daha sonra ışıklarınızı açın ve kornanızı çalmaya başlayın. Eğer tüm bu yaptıklarınız peşinizdeki takipçinin pes ettirmediyse yapacağınız tek şey en yakın polis merkezine gitmek olacaktır. Eğer peşinizdeki tacizci sizi durmaya zorluyorsa tüm kapılarınızı ve pencelerinizi sıkıca kapatın. Sakın arabadan dışarı çıkmaya çalışmayın. Uygun zamanı kollayıp, sizi sıkıştıran kişinin aksi istikametinde hemen oradan uzaklaşın. Yolların dışında büyük alışveriş merkezleri de özellikle akşam karanlığında bayan sürücüler için korkutucu olabiliyor. Böyle bir durumda arabanızı kalabalık yerlere park edin. Arabanızın anahtarı her zaman elinizde olsun ki aracınıza mümkün olduğunca hızlı binebilesiniz. Ayrıca arabaya binmeden önce arka koltuğunuzu da kontrol etmeyi ihmal etmeyin.
Bu arada diğer önemli bir nokta da her zaman aile içinden birilerini nereye gittiğinize, saat kaçta orada olacağınıza ve isterlerse size nasıl ulaşabileceklerine dair haberdar etmeniz gerektiği.
Araba kullanırken cep telefonuyla konuşmayın Bir dakikalığına düşünün; cep telefonuyla konuşurken yola ve trafiğe ne kadar konsantre olabiliyorsunuz? Bu gerçekten çok zor değil mi? Bu durumda yapacağınız en akıllıca şey gerçekten cep telefonuyla konuşmanız gerekiyorsa ya kulaklık ya da araç kiti kullanmanız olcaktır. Böylece stressiz bir sürüş keyfi yaşayabilirsiniz.
Ayrıca araba kulanırken bir şeyler yazmaya, not almaya ya da araç içinde birşeyler aramaya çalışmayın. Radyonuzu ayarlamak isterken de dikkatinizi dağıtmayın. Bunların yanısıra eğer zorunlu değilseniz yemek de yemeyin. Şayet buna mecbursanız kolay yiyebileceğiniz birşeyler tercih edin. (kadınportal.com)
|
PEKMEZ BEBEKLERİN
BESLENMESİNDE ÖNEMLİ
KONYA -
Beynin tek enerji kaynağı olduğu belirtilen glikozun, pekmezde yeterince
bulunduğu, bu nedenle çocukların sağlıklı gelişmelerinde pekmezin çok önemli
olduğu bildirildi.
Konya Tarım İl Müdürlüğünde görevli ev
ekonomisti Semra Türkmen, bünyesindeki organik asitler, mineral maddeler ve
kısmen de vitaminlerle pekmezin, beslenmedeki öneminin büyük olduğunu
söyledi.
Tüketilen
her 100 gram pekmezin, kalori olarak 575 gram süte, 150 gram ekmeğe, 195
gram ete eşdeğer olduğunu ifade eden Türkmen, şunları kaydetti: "Pekmezdeki
şekerin yüzde 80'i, glikoz ve fruktoz halinde olduğundan, bebeklerin
beslenmesinde pekmez çok önemli bir role sahiptir. Anne sütü olmadığında
hekim kontrolünde bebeklere pekmez verilebilir. Pekmezde bulunan glikoz ve
fruktoz, sindirim sisteminde parçalanmaya ihtiyaç duymaksızın kana basit
difüzyon ile geçebilmektedir. Böylece vücut yaklaşık 30 dakika gibi kısa bir
sürede enerji kazanmaktadır." Bebeklik çağında beyin çok hızlı
geliştiğinden enerjiye ihtiyacın oldukça fazla olduğunu, bebeğe yeterli
glikoz verilmediği takdirde beyin gelişmesinde duraklama veya yetersizlik
olabildiğini vurgulayan Türkmen, ''Kana geçmesi çok kolay, beynin tek enerji
kaynağı olan glikoz, pekmezde yeterince bulunmaktadır. Bu nedenle çocukların
sağlıklı gelişmelerinde pekmez çok önemli role sahiptir'' dedi.
EVDEKİ ŞİDDET, ÇOCUĞU "ŞİDDETE" İTİYOR
EDİRNE
- Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, şiddet davranışından etkilenme ve şiddeti
öğrenmenin çok küçük yaşlarda başlayabildiğini belirterek, ''Evlerdeki
şiddet, çocuklara kötü örnek oluyor'' dedi.
Yorulmaz, bu yıl
okulların açılmasıyla birlikte, önceki yıllara oranla daha fazla sayıda ve
daha ciddi şiddet olaylarıyla karşı karşıya kalındığını öne sürdü. Bunun
nedenlerini sadece okulda aramanın doğru olmadığını ifade eden Yorulmaz,
şiddet etkenlerini belirlemeden ve tümüne müdahale etmeden çözüm aramanın
mümkün olmadığını söyledi.
Şiddetin
öğrenilen bir davranış olduğunu belirten Yorulmaz, ''Şiddet, fiziksel,
duygusal, cinsel, ekonomik olabileceği gibi ihmal biçiminde de olabilir''
dedi.
Yorulmaz, şiddet nedenleri arasında ruhsal sorunlar, ailede,
okulda, toplumda yaşanan ve şahit olunan şiddet, medyadaki haber film, dizi,
çizgi film, magazin, hayvanlara şiddet
uygulanması, aşırı baskıcı ve otoriter ortam, bağımlılık, kötü arkadaş
çevresi, gelişmemiş kişilik, amaçsızlık, ilgisiz aile gibi etkenlerin
olduğunu söyledi.
Kocasından
dayak yiyen kadınların özellikle erkek çocuklarını daha fazla dövdüğünü
savunan Yorulmaz, şiddete maruz kalan çocuğun okuldan korktuğunu,
başarısının düştüğünü, güvensiz olduğunu, yeme ve uyku bozuklukları
yaşadığını, sigara, alkol veya madde bağımlılığının geliştiğini, bu
çocuklarda depresyon, kendine zarar verme biçiminde sorunların
gözlenebildiğini sözlerine ekledi. (aa
YETERSİZ BESLENME BEBEK ÖLÜMLERİNE YOL AÇIYOR
İZMİR - Yetersiz beslenmenin, bebeklerin ölümüne yol açabileceği bildirildi.
Ege Üniversitesi İzmir Atatürk Sağlık Yüksekokulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şenay Çetinkaya, yaptığı açıklamada, bebeğin gerekli şekilde beslenmemesinin, vücut direncinin azalmasına neden olacağını belirtti.
Annenin hamileliği sırasında iyi bir bakım ve beslenme almamasının, bebeklerin düşük doğum ağırlıklı ve dirençsiz olarak doğmasına yol açtığına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Çetinkaya, yeni doğan bebeklerin ölüm nedenleri arasında, doğum travmaları, prematürelik, anne sütü vermeme, hatalı beslenme ve diğer enfeksiyonların yer aldığını kaydetti. Yrd. Doç. Dr. Çetinkaya, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:
''Tüm yeni doğanların erken dönemde beslenmesi gerekir. Erken dönemde beslenmenin başlatılması büyümeyi hızlandırır, hastanede kalış süresini kısaltır ve hastanede kalma nedeniyle olası çeşitli risklerin gelişimini engeller. Erken dönemde başlatılan beslenme programının ilk 18 ayda büyüme ve gelişme üzerinde olumlu etkileri bulunmaktadır.''(AA)
HAMİLEYKEN BALIK
YEMEK BEBEĞE YARARLI

PARİS - Bilim adamlarının yaptığıaraştırma, hamilelerin balık yemesinin
doğacak bebek için yararlı olduğunu ortaya koyarak Amerikan sağlık
kuruluşlarının, civa riskine karşı hamile kadınların balığı az tüketmeleri
yönündeki tavsiyesini boşa çıkardı. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'nden
Joseph Hibbeln ve İngiltere'nin Bristol Üniversitesi'nden arkadaşları,
İngiltere'de 1991-1992'de 11 bin 875 hamilenin beslenme alışkanlıklarını,
daha sonra da 8 yaşına dek çocuğun nörolojik ve davranışsal gelişimini
inceledi.

Bilim adamları, hamile kadınların sinir sistemini güçlendiren Omega-3 yağ
asidinin bolca bulunduğu balığı tüketmesinin doğacak bebeğe yararlı olduğu
sonucuna vardı. İngiliz tıp dergisi The Lancet'de yayımlanan araştırma,
hamilelerin haftada 3 porsiyondan fazla balık tüketmesinin çocuğun sinirsel
ve davranışsal gelişimini olumsuz etkilediği yönündeki iddialara da kanıt
bulamadı. Bununla beraber araştırmada hamilelerin, haftada 340 gramdan
fazla balık yemesinin çocuğun nörolojik gelişimine olumlu etkisi olduğu
ortaya çıktı. Fransa'da doktorlar haftada en az 2 defa balık
tüketilmesini tavsiye ederken, Fransız Sağlık Ürünleri İçin Sağlık Güvenliği
Ajansı, hamilelerin, emzirenlerin ve küçük çocukların, önlem olarak kılıç
balığı gibi yırtıcı balıkları tüketmemeleri konusunda uyarıyor. |