ADANA
- Volkan Kaşık
- Sık görülen psikolojik rahatsızlık olan uykusuzluk
sorununa yaygın kanıya uyularak ''koyun saymak''la çözüm
bulunamayacağı, bunun yerine ılık süt ya da ıhlamur
içilmesinin tercih edilmesi gerektiği belirtildi.
Psikolojik danışmanlık merkezi uzmanı psikolog Göksu Göktaş,
uykusuzluğun yaygın yaşanan sorunların başında geldiğini
belirterek, düzenli uykunun kişinin hem fiziksel hem de
ruhsal gelişiminin sağlıklı olması açıdan önemine dikkati
çekti. Göktaş, şu uyarılarda bulundu:
''Uykuya geçmek için yaygın bir kanı olan ''koyun sayma''
yöntemi yerine ılık süt ya da ıhlamur içmek tercih
edilmelidir. Yaşamsal öneme sahip uyku düzenini sağlamak
için yatağa çok aç ya da tok girilmemeli, stres verici
düşüncelerden uzak durulmalıdır. Tuvalet ihtiyacı yatmadan
karşılanmalıdır ki gece kalkılmasın. Saat 19'dan sonra fazla
tuzlu yiyecekler, aşırı alkol, çay ve kahve alınması da
uykuyu kaçırabilir. Vücudun biyolojik saati göz önüne
alındığında, uyku saat 22.30-23.00 gibi gelir ve bu arada
uyunmadığı takdirde uyku kaçar ve bir daha zor gelebilir.
Uykunun kaçması durumunda yatakta dönüp durmak olumlu etki
yapmaz. Böyle durumda, kısa süreli televizyon seyrederek,
müzik dinleyerek rahatlamak ve yatağa dönmek daha iyidir.''
Göktaş, birkaç günlük uykusuzluk halinde bile hayal görme ve
gerçekle ilişki yitirilmesi gibi sorunların başladığını
ifade ederek, ''Bu durumlarda dikkati odaklamada sorunlar
yaşanır, günlük hayatta hatalar, kazalar yapılabilir.
Uykusuzluk depresyona, anksiyete bozukluklarına ve panik
ataklara neden olabilir'' dedi
TRABZON
- Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Fizik
Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr.
Mustafa Güler, melankolik insanların, neşeli olanlara
kıyasla kansere yakalanmaya daha yatkın olduğunu söyledi.
Kanser ve karamsarlık arasında ilişki olduğunu ifade eden
Güler, "Milattan sonra 2. yüzyılda melankolik insanların
neşeli olanlara kıyasla kansere yakalanmaya daha yatkın
olduklarını anlaşılmıştı. 18. ve 19. yüzyıllarda pek çok
doktor, özellikle karamsar dediğimiz kişilerde kanserin, o
kişinin yaşamındaki bir trajediden hemen sonra oluştuğunu
fark ettiler" diye konuştu.
Bostonlu Dr. Bernard Fox'un, depresif insanların iki katı
oranda kansere yakalandığını tespit ettiğini belirten Güler,
boşanmış kişilerde kanser, kalp hastalıkları, zatürre,
yüksek tansiyon ve kaza ölümleri oranının, evli ya da
bekarlara kıyasla daha yüksek olduğunu da sözlerine ekledi.
BUNLARI BİLİYORMUYDUNUZ?
Yayına Hazırlayan: Ece
Odabaş
Yaşanmış en düşük ve en yüksek
sıcaklık kaç derecedir?
Şimdiye
kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık
güney kutbunda eksi
89.6 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmüştür.
Antarktika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az
yağış alan çöllerinden daha kuraktır.
Soğuk hava çok uzun
aralıklarla da olsa düşen her yağışı dondurup,
koruduğu için sürekli
kar ve buzlarla örtülüdür.
Ortalama sıcaklık
olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan
2 derece daha
soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha
yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği
zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder.
Dünyadaki buzların yüzde 90'ı güney kutbundadır, buzlar
denizin altında 600 metre derinliğe kadar iner.
Kuzey
kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin
üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda
bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.
Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273
derecedir.
Bundan daha düşük
sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna 'mutlak
sıfır' denilir.
Paraşütle ilk nasıl atlanıldı?
Leanorda
da Vinci'nin bu konudaki çalışmaları biliniyor.
Bu fikri hayata ilk
geçiren kişi ise Fransa'da 1783 yılında
Louis-Sabestian
Lenomand olmuştur.
Lenomand 4.5 metre
yükseklikteki bir ağaçtan, omuzlarına
birer adet bir çeşit
şemsiye bağlayarak ilk deneyimini yapmıştır.
Ancak o, buluşunu o
seviyedeki bir yükseklikten, yangın çıkan bir binadan a
tlayarak kaçmak için
düşünmüştü. Ciddi anlamda ilk atlamanın şerefi
ise Fransız
Andre-Jack-ques Garnerin'e aittir. 1769 Paris doğumlu
Garnerin Fransız
ordusunda 1793 yılında müfettiş olmuş, ingiltere'de
iki yıl hapis yatmış
ve dönüşünde 1797 yılında ilk atlayışını 1.000
metreden bir balondan
yapmıştır.
Uzayda dikilen bir
bayrak dünyadaki gibi dalgalanır mı? Uzaydan
kastetilen, uzay boşluğu, ya da bu boşlukta yer alan,
ancak atmosfer
tutamayacak kadar küçük gökcisimleri:
Örneğin,
asteroidler ya da Ay. Bu durumda atmosfer hareketleri
(yani rüzgar)
olmadığı için bayrak da dalgalanmaz. Bu nedenle Neil
Armstrong tarafından Ay'a götürülen ABD bayrağı, folyo gibi
ince metalden yapılmıştı. Yoksa, bazı uyduruk senaryolarda
oldugu gibi "dalgalanır" görünen Amerikan bayrağı,
astronotların gerçekte Ay'a gitmeyip resmi bir stüdyo'da
çektirdiklerinin kanıtı (!) değildi.
Ancak kuşkusuz uzayda
atmosferi olan gökcisimleri de var. Dünyamız gibi...
çok daha seyrek
olduğu halde zaman zaman tüm gezegeni kaplayan
toz fırtınalarının
yaşandığı Mars'ta da bayrak dalgalanırdı.
Hatta Jüpiter gibi
saatte 400-600 km hızda fırtınaların olduğu Jüpiter'de
bayrak, tümüyle
parçalanmadan önce çok kısa bir süre için
dalgalanabilirdi...
Ozon Tabakası Neden Delindi?
CFC’ler
(kloroflorokarbonlar) denilen gazların ozon tabakasını
deldiği,
bilimsel olarak
doğrulanmış durumda.
Stratosferde, CFC moleküllerindeki klor atomları serbest
kalır. Klor, kendisi hiçbir değişiklik görmeden ozon
moleküllerini parçalar. Tek bir klor atomu, 100.000 ozon
molekülünü parçalayarak, daha fazla morötesi ışınların
yerküreye ulaşmasına neden olur.
Kar neden beyaz renklidir?
Bir
elma kırmızı görünür, çünkü elma yüzeyi ışıktaki renklerin
çoğunu yutar ve sadece kırmızı ışık gözümüze yansıyınca elma
yüzeyini kırmızı olarak görürüz.
Benzer şekilde, bir
kar kristalinin üzerine güneş ışığı düştüğünde güneş
ışığı kar kristali
tarafından bir kaç kez saçılır. Işığın hiçbir kısmı
diğerine nazaran daha
fazla yutulmaz, ve saçılmaz. Böylece,
ışıktaki tüm renkler
eşit olarak geri yansıtıldığından karın rengi güneş