Order status

Abone Olmak İstiyorum

Order status

Reklam Banner Tarifesi

        info@forumgazetem.com

home | about us | advertise with us|  | subscribe | newsstands | contact us| FAQs

 
     MeZUN calling card
 

 

FORUM NEWSPAPER, LLC
1199 MAIN AVENUE 
SUITE 4
CLIFTON, NJ 07011

Tel:   973-727-6674
         973-454-0996
Fax:  973-225-0151

info@forumgazetem.com

 

   

Atatürk Okulu’ndan Ata Okulu’na Destek Ziyareti

 17 Şubat Pazar günü Amerika Türk Kadınlar Birligi (ATKB) bünyesindeki Atatürk Okulu, Philadelphia’da yeni açılan Ata Okulu’na destek ziyaretinde bulundu. ATKB temsilcileri, Atatürk Okulu yönetici, sınıf ve halk dansları öğretmenlerinin katıldığı günübirlik gezide New York ve Philadelphia’daki gençlerimizin Türk dili ve kültürü eğitimi konusunda bolca bilgi alışverişinde bulunuldu. Aynı zamanda Amerika’da yetişmekte olan gençlerimizin anavatanları Türkiye’yi daha iyi tanımalarını sağlayacak olan uzun dönemli güzel planların temelleri atıldı.

Philadelphia’daki Ata Okulu, Lale Iskarpatyoti başkanlığındaki Turkish American Friendship Society of US (TAFSUS) bünyesinde Dilek Arığ tarafından kuruldu ve  Ocak ayında açıldı. Pazar günleri öğleden sonra saat 1 ile 3 arasında şu an için sadece birinci sınıf öğrencilerine eğitim veren okul 6. haftasını yeni doldurdu. New York’ta Türkevi 2. katta 37 yıldır her Cumartesi tüm gün eğitim vermekte olan Atatürk Okulu eğitimcileri, uzun yıllık deneyimlerini Ata Okulu öğretmenleriyle paylaştı. 6 haftada Philadelphia’lı öğrencilerin geldiği Türkçe okur yazarlık seviyesini çarpıcı bulan öğretmenler, okula aynı zamanda kitap ve benzeri ders materyalleri ile destek verdi. Ata Okulu velileri New York’tan gelen konuklarını evlerinde hazırlayıp getirdikleri leziz Türk yemekleri ve hamur işleriyle ağırladılar. İlerde de karşılıklı olarak devam etmesi düşünülen ziyaretlerin ilki her iki okul mensupları için de çok güzel ve verimli geçti. New York Atatürk Okulu ile ilgili ayrıntılı bilgi için http://www.atkb.org, Philadelphia Ata Okulu hakkında bilgi için http://www.tafsus.net/ataschool.html adresleri ziyaret edilebilir.





AYDOĞAN VATANDAŞ’DAN
İMZA GÜNÜ

“Kayıp Kitap-Barnabas’ın Sırrı” kitabı ile ses getiren yazar Aydoğan Vatandaş imza gününde ‘Kayıp Kitap’ ile ilgili ayrıntılı bilgiler verdi.

Cahit Oktay – New York

New York Turkish Cultural Center tarafından düzenlenen imza gününde Aydoğan Vatandaş, bir saati aşan konuşmasında yazarlık serüvenine ait anılarını okuyucuları ile paylaştı.

Geçtiğimiz yaz döneminde Doğan Kitap’tan çıkan ve kendisinin ilk roman çalışması olan kitapta Yazar, Hristiyan dünyasını sarsacak bilgilere yer veriyor.

Vatandaş, kitabının bir kurgu olduğunu, ancak 1984 yılında Hakkari’de gerçekten bir Barnabas İncili’nin bulunduğunu, İncil’i bu-lan köylülerin, tarihi eser kaçakçılığı iddia-sıyla hapis cezası aldıklarını, söz konusu İncil’e güvenlik güçlerince el konulduğunu ve karbon testi ile 1. yüzyıla ait olduğu papirüs kağıtlarına yazılmış İncil’deki metinlerin ortaya çıkartılması durumunda tarihin akışının değişebileceğine dikkat çekti.

Yazar, 1988’de Türkçeye çevirilen Barnabas İncili’nin ise, Ortaçağa ait olduğunu içinde geçen kelimelerden, eşya, yer isimleri ve tarihsel hatalardan anlamanın hiçte zor olmadığını söylerken, Barnabas kitabının yakın zamanda İngilizce’ye çevrileceğini ve bu sayede uluslararası alanda da hak ettiği sese kavuşacağına inandığını belirtti. Armagedon, Apokalipse (Kıyametin Gizli Tarihi), HARP, Ezoterika, Asala gibi üzerine bir çok tartışmalar yapılan kitapların yazarı Aydoğan Vatandaş, imza gününde yaptığı konuşmasında; gizli örgütler, kült gruplar, scientology, Moon gibi tarikatlar hakkında da bilgi verdi.

Barnabas kitabından önce neşredilen ‘Asala’ kitabında ise Ermeni Meselesi’nin arkasında ve temelinde kimler olduğu konusunda ciddi belgelerle çok ilginç bağlantılar ortaya çıkardığından bahseden ve kitap çalışmalarına New York’ta devam eden Vatandaş, aldığı eleştiriler, tepkiler konusunda; “Bugüne kadar yazdığımız şeyler hep tepki ile karşılaştı, komplo teorileri dendi, ama sonra gündeme geldi ve büyük tartışmalara neden oldu. Bugüne kadar yazdığım her kitapta bu istisnasız böyle olmuştur!” dedi.

Yazar, konuşmasında, Uğur Mumcu ve benzeri faili meçhul cinayetlere, Susurluk’tan Yeşil’e, Thule örgütünden Ergenekona, Kobe Depreminden Gölcük depremine uzanan bağlantılara ve uluslararası bir antlaşma olan ama çok bilinmeyen ‘Enmod’ antlaşmasına da değinirken, kaynaklarının ise, bir gazeteci olarak yaptığı araştırmalar, röportajlar, bir takım resmi ve bazen gizli kaynaklarla beraber yabancı dil bilgisi olduğunu belirtti.

Aydoğan Vatandaş’ın bugüne kadar yayınlanan 10 kitabının isimleri şöyle: 1. Kayıp Kitap / Barnabas'ın Sırrı 2. Armagedon / Türkiye-İsrail Gizli Savaşı 3. Kod Adı: Kılıçbalığı '11 Eylül Senaryosu’ 4. Agharta / Elektromanyetik Savaş Başladı 5. Apokalipse / Kıyametin Gizli Tarihi 6. Asala Operasyonları Aslında Ne Oldu? 7. Kuru Kafa ve Kemik Tarikatının Gizli Tarihi 8. HARP Kıyamet Teknolojisi 9. Ezoterika Gizli Cemiyetler 10. Kızıl Tarikat Tokyo - Moskova - Washington Üçgeninde Kıyamet Silahları


Egemen Bağış: Terörün hedefi huzursuzluk çıkarmak



Bir televizyon kanalında yayınlanan programa konuk olan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’taki hain yuvalarını vurmasının ardından dağılma sürecine giren terör örgütünün, şehir merkezlerinde eylem yaparak, gündemde kalmaya çalıştığını belirtti. Egemen Bağış, ‘’Terörün dini, kültürü, ırkı, ideolojisi ya da coğrafyası yoktur. Bu yüzden bütün insanlık karşıtı şiddet ve terör eylemlerini bir defa daha kınıyoruz. Terörizmle savaşa kendini adamış bir ülke olarak, müttefiklerimizle iş birliği içinde, terör olgusunu dünyamızdan söküp atacağız’’ dedi. Diyarbakır’da yaşanan son olayların tüm Türkiye’yi çok üzdüğünü belirten Egemen Bağış, “Bütün vatandaşlarımızın başı sağ olsun. Türkiye’nin başı sağ olsun. Bu, Türkiye’de kardeşliğe sıkılmış, Türkiye’deki huzura sıkılmış bir kurşundur. Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Meclis Başkanımız ve Genelkurmay Başkanımızın söylediği gibi, devletimiz son derece kararlı bir şekilde, azimle terörün üzerine gidecektir” dedi. Güneydoğu’daki son 3 seçim sonuçlarını değerlendiren Bağış, terörün bölgedeki gücünü, etkinliğini kaybettiğini söyledi. Son seçimlerde bölgedeki birçok belediyenin AK Parti’ye geçtiğini hatırlatan Bağış, teröristlerin yegane çabasının “Halkı korkutmak” olduğunu söyledi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ötesi operasyonlarla, teröristlerin Kuzey Irak’daki inlerini vurmasının ardından, sığınacak yerleri kalmayan teröristlerin kesinlikle son çırpınış içerisine girdiklerini belirten Bağış, terör örgütünün, şehir merkezlerinde yaptıkları hain eylemlerin de bunun göstergesi olduğunu söyledi. Uluslararası desteğini de kaybeden terör örgütünün Diyarbakır’da gerçekleştirdiği hain saldırıyı değerlendiren ve Başta Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere dünya genelinde PKK’nın terör örgütü olarak kabul edildiğine dikkati çeken Egemen Bağış, “Türkiye’nin başlattığı diplomasi atağının ardından, bugün Körfez ülkelerinden ABD’ye, Çin’den Rusya’ya, AB’den Afrika’ya kadar dünyanın her yerinden liderler, ‘Türkiye’nin terörle mücadele konusunda adım atma hakkı vardır’ diye açıklamalarda bulundular. Hiçbir zaman Türkiye’nin PKK ile mücadelesinde bu kadar üst düzey uluslararası bir dayanışma olmamıştır. Bu, diplomasiyle sağlanmış bir gelişmedir. Biz bu girişimlerimizle, diplomasiyle birçok meselenin çözülebileceğini de ispat ettik” dedi. Türkiye’nin, asırlardır çevresine dağıttığı barışı kendi içerisinde yaşamak istediğini kaydeden Bağış, bunu da, daha önce de gerçekleştirdiği gibi Türk, Kürt, Alevi, Laz, Ermeni ve Musevi, bu ülkede yaşayan tüm vatandaşlarıyla yapacağını belirtti. ‘Fazıl Say da hata yapabilir’ Son günlerin gündemdeki isimlerinden ünlü Piyanist Fazıl Say’ın “Türkiye’den ayrılmak” istemesiyle ilgili olarak da düşüncelerini dile getiren Bağış, “Bence Fazıl bir hata yaptı. Eminim ki, söylediklerine o da pişmandır. O da bizim çok değerli bir sanatçımızdır. O’na da bir şans tanımamız gerekir” diye konuştu. Egemen Bağış, “Fazıl Say, Türkiye’de bazı bakanlarımızın eşlerinin baş örtülü olmasından dolayı sıkıntı duymuş olabilir. Ama unutmasın ki bu ülkede 20 -30 yıl evvel belki bakanlarımızın eşlerinin başında bir örtü yoktu, ama yurt dışına çıkma yasağı vardı. Bugün Fazıl bey dünyanın her yerine istediği zaman, istediği gibi gidebilir. Önünde tek engel hava muhalefeti, onun dışında ona hiç kimse engel olamaz. Zaten vaktinin yarısını New York’ta geçiren, New York’ta yaşayan, orada evi barkı olan bir sanatçımız. Yurt dışında Türkiye’yi çok asilce temsil eden bir Türk sanatçısı”

KORE GAZİLERİNE ANLAMLI DESTEK


Long Island Kore Gazileri Derneğinin geleneksel olarak düzenlediği yılsonu Christmas programına, TADF Müte-velli Heyeti Başkan Danışmanı İbrahim Kurtuluş, İÜMEZUSA Başkanı Ali Çınar, Genel Sekreter Ceren Gök-deniz ve üyeleri katılarak Kore Gazilerini bu mutlu günlerinde yanlız bırakmayarak maddi ve manevi desteklerini verdiler. İÜMEZUSA Derneği ile başarılı borsacılarımızdan İbrahim Kurtuluş ve işadamı Cavit Öncül derneğe önemli bağışta bulundular. Kore’de savaşan Amerikalı gaziler ile Amerika’da yaşayan Kore’lileri biraraya getiren buluşmada, gecenin yıldızı Türk Grubu oldu. Ünlü Koreli şarkıcı Soh Young Lee-Segredo’nun şarkıları ile başlayan gecede, Leman Saman da “Ayrılık” şarkısını söyledi. Daha sonra kürsüye gelen Dernek Başkanı Bob Morgan ve ikinci Başkan Sal Scarlato katılımcılara hitaben birer konuşma yaptılar. Kore savaşındaki dostluğun asla unutulmayacağını söyleyen Scarlato,Türk Grubunu aralarında görmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti. Kore Gazilerinden Bill Bitty ise, Türk askerleri ile aynı safta savaştıkları günleri asla unutamadıklarını ve Korelilere iki ülkenin el uzatmasının anlamına dikat çekti. Bitty, Türk askerinin çok cesur savaştığını ve Amerikalı askerlerinin Türklerin sayesinde geceleri güvenli ve rahat uyuduklarını söyledi. Geceye katılan Türk Grubuna teşekkür eden Bitty “Dedeleriniz,amcalarınız bizlerle çarpıştı. Sizlere ne kadar şükran duyduğumuzu belirtsem azdır" dernek gözleri doldu. Program sonunda , İbrahim Kurtuluş, İstanbul Üniversitesi Mezun USA ve Cavit Öncül’e katkılarından dolayı şükran plaketi verildi. Gece sonunda bir açıklama yapan İbrahim Kurtuluş, Kore Gazilerinin bu tür etkinliklerinde beraber olmanın önemine dikkat çekerek , bu insanların her yıl düzenli olarak Türk Günü Yürüyüşüne geldiklerini hatırlattı.

 

          

 

 

 

       Federasyon’da başkanlık
yarışı başladı…İLK ADAYLAR BOZTEPE VE  KINAY


2008 yılının Ocak ayı içerisinde yapılacak Genel Kurul ile yeni başkanını seçecek olan Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu’nda hareketlilik başladı. Şu ana kadar Nurhayat Kınay ve Kaya Boztepe başkanlık için aday olduklarını açıklarken, Federasyon’un şu andaki yönetiminden bir ismin de aday gösterileceği konuşuluyor. Federasyona yakın kaynaklar, 4. adayın da sürpriz olmayacağını dile getirirken, başkan adayları seçimlerde üye derneklerin oylarını kazanabilmek için şimdiden projelerini anlatmaya başladı. Federasyon’un ilk kadın adayı Nurhayat Kınay, derneklerin birlik ve beraberlik içinde olmasını sağlayarak Federasyonu herkesin buluştuğu merkez haline getirebilmek için bir çok projeleri olduğunu söyledi. Özellikle son iki yıldır toplum ile içiçe olduğunu, problemleri yakından takibettiğini söyleyen başkan adayı Kınay, toplumumuzun hali hazırda bir çok problemi olduğunu ve herkesin çözümü Federasyondan beklediğini ifade ederek, bu düşüncenin yanlış olduğunu, bu işlerin kurulacak bir komite ile çözülebileceğini,Federasyonun tek tek bireylerle ilgilenmek gibi bir görevi olmadığını ifade etti. Yönetime talip olanların en büyük sıkıntıyı biriken borçları ödemekte yaşayacağını söyleyen Nurhayat Kınay, şeffaf olacağını söyleyen şu andaki yönetimin bu konuda başarısız kaldığını iddia ederek, sorumsuzca yapılan harcamalarla bu duruma düşüldüğünü dile getirdi. Dernek temsilcilerinin de küstürüldüğünü söyleyen Kınay, icra kurulunda yaşanan istifaların da yönetim kurulunun başındaki kişinin doğru iş yapmadığına bir işaret olduğunu ifade etti. Başkan seçildiği takdirde öncelikle Ermeni ve Kürt propogandalarını çürütmek için çalışmalar başlatacağını söyleyen Kınay, Amerikan medyası ile daha yakın işbiriğine girerek haklı davamızın daha geniş kitlelere anlatılması için çalışmalar yapacağını dile getirdi. Nurhayat Kınay “Birlikten Kuvvet Doğar prensibinin savunucusu olarak bu işi ekip arkadaşlarımla birlikte en başarılı şekilde yürütmeye talibim.” diye konuştu. Kaya Boztepe: Vaadler Tutulmadı, Değişim Şart Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanlığı için adaylığını yaptığı yazılı bir bildiri ile açıklayan Kaya Boztepe ise şu andaki yönetimi topa tutarak, 2 yıl önce verilen sözlerin tutulmadığını, Federasyonun bataklığa sürüklendiğini dile getirdi. Boztepe açıklamasında şunları söyledi: “Gerek anavatanda, gerekse yurt dışında yaşayan vatandaş ve soydaşlarımızın şöyle bir durup, içinde bulunduğumuz durumu ve bizim için yazılmış senaryoları gözden geçirmelerinde büyük fayda var. İçinde bulunduğumuz konumu doğru değerlendirir ve planlı bir çalışma yaparsak, bölge de ve dünyada söz sahibi konumda olmamız hayal değildir. Bizler öncelikle Amerika’da yaşayan Türkler olarak örgütlenip, kendimize, bizden sonraki nesillere ve Türkiye’ye ne gibi faydalarımız olabilir sorularına cevap aramak durumundayız. Bunu yapmak için toplum olarak en zayıf yönümüz olan “planlama” konusunda çalışmamız gerekiyor. Bunu takip edecek ikinci en önemli konuyu da “ekip çalışması” oluşturmaktadır. Şu an iktidarda bulunan yönetim vaad ettiği çalışmaların hiç birisini yapmamıştır. Yapılan tek faaliyet “Türk Günü” yürüyüşü ile sınırlı kalmış, milli ve dini günler için yapılması gereken faaliyetler yapılamadığı gibi her nasılsa ilk sene sonunda ortaya $80.000’lık bir borç çıkmıştır. Nasıl ve nereye harcandığı belli olmayan bu borç ayıbına karşın daha büyük bir ayıbı, yönetimi aklayarak olayı sineye çeken genel kurul yapmıştır. İktidar hırsı yüzünden, seçilen grup benim grubum olsun da ne olursa olsun diyerek bu günlere gelinmiş, bugün yönetim içinde yapılan yanlışlarla ortada Federasyon’un isminden başka bir şey kalmamıştır. Kukla dernekler, sahte oy hesapları, çapsız, seviyesiz iddialaşmalarla bu günlere gelinmiş, sözde önemli insanlarla fotoğraf çektirme özlemlerinden, şahsi menfaat hesaplarından başka fikri olmayan insanların kutuplaşmaları Federasyonu halktan ve yapılması gereken işlerden uzaklaştırmıştır. İçinde bulunduğumuz ortam bu kısır döngüden çıkmak için elverişli olmasa da tek çare azimle, inançla çalışmaktır. Öncelikle kan kaybını durdurarak, halkımız ve derneklerimizle buluşmalıyız. Ekibimizle önceden ilan edeceğimiz çalışmaları uzun ve kısa vadeli faaliyetler olarak planlamakla beraber tüm faaliyetleri ayrıca Türk toplumuna yönelik ve Amerika’ya yönelik çalışmalar olarak ikiye ayırıyoruz. Kıbrıs harekatı sırasında, sağcısının, solcusunun, her kesimden insanın isimlerini Kıbrıs da çarpışmak için “mücahit” olarak yazdırdıkları, milli futbol maçında bile, tek yürek, tek vücut olabilecek kadar duygusal olan bu millet, çok daha güzel faaliyetlere imza atabilecek güçtedir. Bunun başı da sürekli bir ekip çalışması, faaliyet ve projelerin planlanmasıyla mümkündür. Artık bu işler bir, iki kişinin yapacağı işler olmaktan çıkmış, profesyonel kadrolar ve ekip çalışmalarıyla yürütülür hale gelmiştir. Yapılacak doğru çalışmalar, toplumdan uzak kalan insanları da aramıza çekecek ve gerçek anlamda bir bütün olarak hareket edebilmemizi sağlayacaktır. Faaliyetlerimizi sadece bir yürüyüş ve genelde New York civarında yapılan çalışmalar kapsamından çıkarıp üye dernekler ve kardeş kuruluşlar aracılığıyla Amerika'nın her yerine, dünyanın neresinde olursa olsun, Türkiye'yi ilgilendiren konuların konuşulduğu her ülkeye ve çok daha üst seviyelere taşımak için herkesi birlik olmaya çağırıyorum. Türkiye üzerinde, Türk vatandaş ve soydaşları üzerinde oynanan oyunlar, yazılan senaryolara karşı tek yürek, tek bilek olmak zamanıdır. Yönetim içinde görev alacak arkadaşlarla yapacağımız toplantılar sonucunda hem ekibimizi, hem de detaylı faaliyet planlarımızı açıklamak üzere TADF Genel Başkanlığına aday olmaya karar verdiğimi ilan ediyor, zamanını ayırıp, gücümüze güç katmak için bizimle çalışmak isteyen herkese kapımızın açık olduğunu ifade etmek istiyorum.” Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanlığına adaylık için süreç devam eder-ken, aday sayısının 4’ü bulması ve yapılacak ilk tur oylamadan sonra geri kalan adayların en çok oyu alan adayların listelerinden yönetime girmesi bekleniyor. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan doğru delege temsili probleminin bu sene de çözülmemiş olması, seçim gününde bazı karmaşaların yine yaşanacağını gösteriyor.

 

          ENDER SARAÇ’LA SOHBET (1)

Cahit Oktay

Amerika seyahatinizin sebebi nedir? Dünyada pek çok şeyin merkezi burası. Dünyada ürün olarak ne çıkarsa biliyorsunuz, artık aynı anda Türkiye’de de olabiliyor. Burada pişirme spreyleri kullanılıyor. İçerisinde trans-fat dediğimiz sağlığa zararlı yağlar yok bu spreylerin içinde. Obezite çok büyük bir problem. İşte bu pişirme spreylerinde kullandığınız yağ miktarını çok düşürmüş oluyorsunuz. Ve soya gibi yararlı bir yağdan olduğu için de riski de düşük. Buraya bu spreyleri detaylıca araştırmak için geldim. İkinci olarak ise, bu Türkiye için inşallah güzel bir haber olacak, ilk defa Türkiye’de benim yaptığım doğal bir formülle buradaki en büyük ve en ciddi bitkisel ilaç firmalarıyla yaptırdığımız bir zayıflama ilacı çıkacak. Birkaç haftaya kadar incelemeler bitip, üretimi başlayacak. FDA’den onay alınacak, üretilecek ve Türkiye’ye gönderilecek. Türkiye’de çıktıktan bir süre sonra Amerika’da da bu zayıflama ilacını yapmak istiyorlar. Üretimini teknolojik imkansızlıklar nedeniyle Türkiye’de yaptıramıyoruz. Fakat böyle bir formül de Amerika’da yok. Bu sebeple Amerikalı firmalar çok ilgilendiler. Ürünün öncelikle Türkiye’de çıkmasını ben özellikle istedim. Amerikan yaşam biçiminde sağlığımızı korumak için nelere dikkat etmeliyiz? Egzersiz ve bol bol ılık su içmek çok önemli. Bu ülkede herşey soğuk veya buzlu içiliyor. Buda mide ve sindirim için iyi değil. Bol bol yeşil çay için. En iyi detox edici içeceklerden bir tanesidir. Hem kansere karşı korur, hem kalbe iyidir. Onun dışında diğer bitkisel çayları için ve içerken hiç bir şeyin içine şeker katmayın. Haftada üç-dört kez mutlaka egzersiz yapın. Amerika’nın aşırı rahatlığını sakın kullanmayın. Mesela paketleri kendiniz taşıyın. Gökdelende bile otursanız, asansörle çıkıp 3-4 kat önce inip yürüyün. Her gün egzersiz yaparak özellikle karın ve bel civarının yağlanmasına izin vermeyin. En tehlikeli olan yağlanma tipidir. Kimyon, zencefil, zerdacal, sarmısak, taze soğan, dereotu gibi sağlıklı baharatları tüketerek sindirim gücünüzü artırabilirsiniz. Sadece bunlarla bile fazla kilolara karşı büyük mücadele vermiş olursunuz. ABD’DE YAŞAM SÜRESİ KISALIYOR Amerika gelir seviyesi en yüksek ülkelerden biri ama, insanları devamlı, en güzelini, en çoğunu, en ucuz bir şekilde tüketmeye sevkeden bir sistemi var. Bu sistem ne kadar sağlıklı? Dünya sağlık teşkilatı (WHO)’nın yaptığı açıklamaya bakarsak, Türkiye’de bile ortalama yaşam sürelerinin uzamaya başladığını görürüz. En uzun yaşam ortalama süresi yine Japonlarda. Ama çok ilginçtir, dünyada tıbbın en ileri ülke olduğu Amerika’da ilk defa, geçen yıl itibariyle ortalama yaşam süresi kısalmaya başladı. Bu çok dikkat çekici bir durumdur. Kimse bunun farkında değil ama dünyada tıbbın en ileri olduğu yerde yaşıyorsunuz, fakat ortalama yaşam süreniz kısalıyor. Bunun en büyük nedenlerini; Manevi boşluk, junk food, fast food gibi çok fazla ve gereksiz aşırı ağır gıda almak ve tembelleşmek ile açıklayabiliriz. Amerika’da, büyük marketlerde bile insanlara ‘scooter’lar veya arabalar veriyorlar, yürümesinler diye. Bu korkunç bir tembellik. Amerika’da evden çıkmayıp bütün gün internetten alışveriş yapan ciddi bir nüfus var. Dolayısıyla, dünyada tıbbın en ileri olduğu bir ülkede bile sağlıkla ilgili konularda olumsuza doğru bir gidiş olabiliyor. İşte biz Türkiye’de henüz daha deforme olmamışken Amerika’nın iyi yönlerini, mesela organik gıdaya gitme çabalarını, daha sağlıklı beslenme çabalarını alıp çok prosess food (işlenmiş gıdalar) ve kötü beslenme alışkanlıklarını almayabiliriz. Bahsettiğiniz o konuda bir düzelme var
Bahsettiğiniz o konuda bir düzelme var sanırım. Gençlik artık Türkiye’de daha bilinçli gibi. Eskisi gibi Mc Donalds’a, Burger King’e saldırmıyor… Bir zamanlar bu durum Türkiye’de çok moda oldu. Uluslararası zincirler, bir açıdan da bir sınıf göstergesi gibiydi, batılılaşma gibiydi. Ama şimdi bunun kof birşey olduğu anlaşılıyor. Bunun yerine; ‘Amerika’nın yararlı teknolojisini, çalışkanlığını, yararlı alışkanlıklarını alalım’ mantığı oluşmaya başladı. Biz maalesef ters bir şey yaptık. İşe, Amerika’nin kötü yönlerini örneklemekle başladık. Ama şimdi Türk insanında bir bilinçlenme başladı. Artık zararlı şeyleri tüketmiyorlar veya tüketseler bile daha kontrollü tüketiyorlar. Zeytinyağlı yemekler, tahıl, meyve, sebze, çeperli gıda, bakliyatlar, taze sıkılmış meyve suyu vs. bunlar da bayağı gündemde. Bir kere yanlış beslendiyseniz bile sonra da gidip bir balık salata, bakliyat yemeği yiyebilirsiniz. Burada (ABD) o kadar çok fazla çeşit yok. Daha çok et, kızartma ve hamur işleri ve hazır yemek sanayii var. Hazır yemek tüketimi çok yüksek. KÖY

YEMEKLERİ EN SAĞLIKLI YEMEKLERDİR!

Sizin beslenme alışkanlığınız nedir? Ben genelde vejeteryan ağırlıklı besleniyorum. Aslında iştahlı da bir insanımdır, ama disiplinim ve otokontrolüm yüksektir. Genelde, hazmedemeyeceğim hiç bir gıdayı yemem. Eğer ben o gün hiç hareket yapmayacaksam, diyelim ki öğlen de çok fazla yediysem, akşam üstü birinin doğum günüydü bir pasta ikram ettiler vs.. işte o akşam yediğime dikkat ederim. Mutlaka dengelerim. Sabahları daha çok müsli tarzı şeyler ya da tam buğday ekmeğiyle kahvaltı, yağsız peynirler, bol maydanoz, domates, salatalık, sivri biber ve ev yapımı az şekerli reçeller, marmelatlar yerim. Öğlen mutlaka yemek yerim asla yemek atlamam. Bazen biraz saati kaysa da ben yine o yemeği yerim. Bizim kliniğimizde yemek pişer. Genelde köylü yemekleri yerim. Çünkü en sağlıklı yemeklerdir. Bulgur, mercimek, barbunya, fasulye, ıspanaklı börek, yoğurt çorbası, türlü gibi yiyeceklerle beslenirim. Akşamları maalesef davetler oluyor, çoğunlukla geç ve ağır yemek zorunda kalıyorum. Ama akşamları mümkün olduğu müddetçe ve tercih hakkım olduğunca geç ve ağır beslenmemeye gayret ederim. Onun dışında akşamüzerileri minik ara öğünde mutlaka ceviz, fındık veya badem, yanında bir parça meyve yerim. Bazen canım çektiyse ve o gün fazla karbonhidrat yemediysem, kek, kurabiye (tabii sağlıklı bir şekilde, sıvı yağla yapılmış olan) yerim. Bir de çok fazla miktarda kızartma, kırmızı et, tavuk, aşırı yağlı peynir gibi şeylerden uzak durmaya çalışırım.

Türkler dahil, daha az gelişmiş ülke insanı, Amerikalılar ne yapıyorsa daha doğrudur düşüncesi ile gördüğü her şeyi benimsiyor, beslenme şekli dahil, siz böyle bir tehlike gözlemleyebildiniz mi? Çocuklar daha moda olan şeyi almak istiyor her zaman. Almanya’daki üçüncü nesil Türk toplumu bu durumu aşmak üzere. Türkiye’den Amerika’ya gelenlerin çoğu da zaten belirli yaşam tarzını seçen kişiler. Yani ben çok manevi ruhsal doyum içerisinde yaşayayım diyen insan gelmiyor. Daha çok, ticaret yapayım para kazanayım idealinde olan insan geliyor. Dolayısıyla insanın seçim yapma noktası çok önemli. Ancak, kimliğini kaybeden kişiler yok olmaya mahkumdur. Milyonlarca dolarınız olabilir ancak manevi açıdan kofsanız, bir Türk olarak ben bunu açıkçası kendime yakıştıramam. Biz, Osmanlı gibi çok önemli bir medeniyetin kalıntılarını taşıyan bir kuşağız. Bence bir Türk’ün bir inancı, bir asaleti, bir tarihi, bir duruşu, bir kalitesi vardır. Bu havanın bozulması durumunda Amerika’da tehlike görüyorum. Ramazan ayının başlangıcındayız, bu ayın yeme alışkanlıkları üzerine fikirlerinizi alabilir miyim? Bir kere ilk önce şunu söyleyeyim. Allah’n bizim aç kalmamıza hiç ihtiyacı yok! Bu insanoğlunun kendi için yapacağı bir ibadettir aslında. Tabii ki kolay birşey değil. Çok çalışan, sağlık sorunu olan, mazereti olan insanlar doktora da danışarak eğer sakıncalı ise oruç tutmasınlar. Ama sağlıklıysanız, oruç tutmayı istiyorsanız, müsaitseniz (çünkü yabancı bir ülkede oruç tutmak Türkiye’deki kadar kolay olmayabilir) tutun. Fakat anlamamız gereken bir şey var; Oruç tutmak, sabah güneşin doğuşu ile akşam batışı arasındaki zaman diliminde insanın aç ve susuz kalıp ondan sonraki saatleri suistimal edip fizyolojiye işkence yapmak değildir. Tam tersi, bu bir arınma dönemidir. Daha sağlıklı beslenme dönemidir. Ne yapabilirsiniz? İftarda hafif bir zeytin veya hurmayla orucunu açıp daha sonrasında ılık-ballı limonlu suyla sindirim sistemini rahatlatırsınız, ardından hafif bir çorba (dometes, mercimek, tarhana vs..) içersiniz. 3-4 dakika geriye doğru yaslanın ve bekleyin veya ibadetinizi yapın bu arada. Sonrasında ise (bir gününüzü protein, bir gününüzü karbonhidrat günü olarak belirleyin) protein gününde beyaz et, yumurta omlet (hafif pişirilmiş şekilde) yanında ise bol salata veya sebze yemeği yiyin. Karbonhidrat gününde ise, pide, çavdar ekmeği, bazen pilav bazen makarna yeyin. Yanına da sebze veya bakliyat yiyin. Bazen arada bol ıspanaklı hafif bir börek olabilir. Tatlıyı veya meyveyi tok karına asla yemeyin. Çünkü kan şekerinizi çok yükseltirsiniz. Bunları iftardan 1,5 - 2 saat sonra yiyin. Ramazanda bünyeyi diri tutmak için mutlaka portakal, kivi, mango, papaya, ananas ve bütün turunçgiller gibi meyveler yanına da küçük bir avuç taze ceviz, fındık, kabuğu soyulmuş antep fıstığı, badem, cashew nut gibi kuruyemiş yiyin. Eğer tatlıyı çok seviyor ve dayanamıyorsanız hamur veya kızarmış tatlılar değil de sütlü tatlılar yemeye çalışın. (Güllaç, sütlaç, kazandibi, keşkül vs..) Sahurda ise, 2-3 günde bir müsli, bazen kornfleks, bazen buğday gevreklerinin üzerine bir büyük bardak yağsız süt koyarak, biraz meyve ve kuruyemiş koyarak yiyebilirsiniz. Başka günlerde kepek ekmeği, çavdar ekmeğiyle tost yapıp yanına da bir büyük bardak ayran veya süt alabilirsiniz. Dr. Ender Saraç’ın resmi web adresine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.endersarac.com/

Devamı 1 sonraki sayıya İKİNCİ BÖLÜM: “AMERİKALI TÜRKLERİ BEKLEYEN TEHLİKE RUHSAL BOŞLUK

 

 

 

News

 

 

Önsöz

 

Amerika’nın en sevdiğim yanlarından biri, Türkiye’de görüşmek için uzun çabalar harcayacağım insanlar ile burada tanışma ve uzun uzun sohbet etme fırsatını bana sunması... Dr. Ender Saraç, Türkiye’de ve dünyada en önde gelen sağlıklı beslenme uzmanlarından. İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Almanca başta olmak üzere bir çok dili konuşabiliyor. İsmini google’a girdiğinizde çıkan 200 bine yakın sayfadan da anlaşılacağı üzere, uzman olarak Medya dünyasında en çok konuşulan isimlerden olduğunu göreceksiniz. Dört kitap yazarı Ender Saraç’ın İstanbul’daki “Hayy Sağlık Merkezi”nin müşteri listesi Tansu Çiller’den Deniz Akkaya’ya kadar uzanıyor. Aslında kendisinin sayamacağım kadar uzmanlık alanı mevcut. Sipiritüel anlamda da çok zengin bir iç dünyaya sahip olan Saraç, dünyanın bir çok ülkesini dolaşmış, Hindistan’da budistlerin Yoga’sını Reikisini, Uzak Doğu’nun meditasyon yöntemlerini incelerken, kendi ruh derinliklerimizin ve dinamiklerimizin farkındalığında olmanın verdiği avantajdan bilgelik yolunda çok iyi istifade etmiş bir kişilik. Öncelikle kendi adıma çok fazla istifade ettiğim bu kişiyi Türk Amerikan toplumuna yakından sunmak istedim. Kendisi ile sağlıklı beslenmeden, Ramazan orucundan, ruh ve beden ilişkisinin derinliklerine kadar uzanan bir söyleşi yaptık. Zevkle okuyacağınızı düşünüyorum... Ayrıca bu söyleşi için bizi misafir eden New Jersey’deki Lodos Restorant’ın genç sahibi ve ahçısı Bahri Usta’ya da teşekkürlerimi sunuyorum...

 

 

 

 

 

 

 

YAZARLAR

Ural Yeşil

Herkes kendi işine baksın

Murat Yeşil

Sıkıntıyı çeken yine Türkiye olacak

Doğan Uluç

Hava korsanının dosyası 36 yıl sonra tekrar açıldı  

Cahit Oktay

Kazanç bunun neresinde?

Hasan Mesut Hazar

 Türkiye’nin canlı dış politikası

Hayrettin Turan

Kıran kırana bir önseçim

Oya Eren

 Yeni yılda Türkiye-Ermenistan ilişkileri

Timur
Akpınar

 Criminal Intent

Dr.Nermi
Onat

 Kemik erimesi nedeniyle ilaç alıyorsanız…

Robert Bonsignore

Occupied or Administered

 


© Copyright 2007
Privacy Policy
 Term of Use

www.forumgazetem.com 
 
 
  home | about us | advertise with us|  | subscribe | newsstands | contact us| FAQs