|
a.

GENÇLERİMİZE ÜCRETSİZ
MESLEK SAHİBİ OLMA İMKANI
“Çocuklarımıza iyi bir eğitim veremedik… Ne bir üniversite
bitirebildiler ne de bir meslek sahibi olabildiler..” diyen
vatandaşlarımız üzülmeyin.. Artık sizin oğlunuz, kızınız da bir
meslek sahibi olabilir… Hem de size hiçbir maddi külfet getirmeden…
Kurulduğu günden bu tarafa Türk Amerikan toplumun hizmetinde olan
FORUM Gazetesi , tahsil yapamamış veya herhangi bir sebeble okulu
bırakmış, işsiz güçsüz dolaşan gençlerimizin bir meslek edinme ve
neticede bu iyi bir işe girebilmeleri için uzun zamandır özel sektör
ve devlet kuruluşları nezdinde araştırmalar
yapıyordu. Araştırmalarımız sonunda gençlerimizi hiç bir ücret
almadan eğiterek onları iş hayatına hazırlayacak bir devlet projesi
olduğunu öğrendik. 16 ile 24 yaş arasındaki gençleri alarak, lise
mezunu olmayanlara belli bir eğitim vererek lise diploması veren,
istediği herhangi bir meslek dalında eğitim vererek onlara usta
sertifikası sunan bu program bugüne kadar Amerika çapında 2 milyon
kişiyi meslek ve iş sahibi yapmış. 6 ay ile 2 yıl arasında süren bu
kurslara katılanlar, 48 eyalette yerleşik kampüslerde kalıyorlar.
Yeme, içme, yatma ve veri-len kurslar bedava… Bu kursları bitirenler
hemen iş buluyor. Edison Job Corps, bu kurs yerlerinden sadece birisi.
Burada verilen meslek kursları: Brick, Tile Setting, Carpentry
(United Brotherhood of Carpentry), Culinary Arts, Business
Technology, Security, Certified Nursing Assistant (C.N.A.)/Health
Occupations and three Home Builders Institute programs: Electrical
Wiring, Facilities Maintenance, Painting. Amerika’nın 48 eyaletinde
122 kampüsde verilen bu kurslar ile ilgili geniş bilgi almak
isteyenler internetten: http://jobcorps.dol.gov/center.htm adresine
giderek öğrenmek istedikleri her şeyi burada bulabilirler. New
Jersey’deki Edison Jobs Corp ile ilgili bilgi için: Ms. Monika
Pankiewicz’i 732 777 7419 no’lu telefondan arayabilir veya
pankiewicz.monika@jobcorps.org e-mail adresinsorularınızı
gönderebilirsiniz.
YENİ UFUKLAR "DALYA" DEDİ

ABD de yaşıyan Türklerin Türkiye’ye ve dünyaya açılan penceresi olan
Yeni Ufuklar programı “dalya” dedi. New York Drom Venue’de düzenlenen bir
gece ile başarılarını kutlayan ekibe, All Stars Gypsy Band grubu da canlı
müzikleriyle renk kattı.
Amerika’da yaşayan Türklerin kimi zaman başarı, kimi zaman hüzün, kimi zaman
da emek dolu öykülerini TRT INT kanalındaki yayınıyla Türkiye ve ABD’nin
yanısıra Avusturalya’dan Çin’e kadar tüm dünyaya duyuran Yeni Ufuklar’ın
kutlama gecesine T.C. New York Başkonsolosu Mehmet Samsar, yardımcıları
Başar Şen ve Zeynep Kızıltan, Kültür ve Turizm Ataşesi Hasan Zöngür başta
olmak üzere yaklaşık 200 soydaşımız katıldı. Gecede bir konuşma yapan
yapımcı Ubeyd Ağaoğlu, TRT’nin en uzun soluklu yapımlarından birine imza
atmaktan çok mutlu olduklarını söyleyerek, emeği geçen ve destekleyen
herkese şükranlarını sundu. “Sizlerle varız, sizlerle büyüyoruz” diyen
Ağaoğlu, programın ilk gününden itibaren kendisi ile olan yönetmen Gökhan
Karahan başta olmak üzere tüm ekip arkadaşlarına teşekkür etti. Programın
sunucusu Gonca Yarımer ve yönetmen Gökhan Karahan da yaptıkları konuşmalarda
kendilerini evlerine misafir eden tüm soydaşlarımıza teşekkür ederek, bundan
sonra da yine herkesin acı, tatlı, eğlenceli öykülerini TRT ekranlarından
herkese aktaracaklarını dile getirdiler. Kültür ve Turizm Ataşesi Hasan
Zöngür yapımcı Ubeyd Ağaoğlu’na bir çini tabak hediye ederken, geceye
katılan misafirler de müzik eşliğinde eğlendiler. New York merkezli
Artificial Reality adlı yapım kuruluşu tarafından hazırlanarak, TRT INT
kanalında Pazar ve Pazartesi günleri yayınlanan Yeni Ufuklar, yapımı Türkiye
dışında gerçekleştirilen en uzun soluklu programlardan biri. Yeni Ufuklar,
iki yılı aşkın yayın sürecinde gerek Türk, gerekse Amerikan toplumunun her
kesiminden yüzlerce kişiyle görüştü. Amerika’da yaşayan Türklerin, sanat,
bilim, gündelik yaşam, başarı, sevinç yada hüzün dolu öykülerini içeren
beşyüzü aşkın konuyu ekranlara taşıyan Yeni Ufuklar, Türk kültürünün
yanısıra Türkiye’nin yurtdışında tanıtımı konusunda da önemli bir başarıya
imza attı. Yapımcılığını Ubeyd Ağaoğlu, yönetmenliğini Gökhan Karahan,
sunuculuğunu da Gonca Yarımer’in üstlendiği Yeni Ufuklar’ın yapım aşamasında
Selim Çaylıgil (editör), Aslıhan Çalışan (yapımcı yardımcısı), Öykü Çakar
(editör) Necla Polat (yapımcı yardımcısı), Barış Günal (kameraman), ile
stajyerler Ege Baran Özmen ve Naz Ozansoy görev alıyor.
2008
yılına birçok kadın cumhurbaşkanı liderle giriyoruz... Kadınların dünya
siyasetinde ağırlığı arttı.... 2008 yılında en son ülkelerini yöneten kadın
liderlere Arjantin'de cumhurbaşkanı seçilerek görevi eşinden devralan
Cristina Fernandez de Kircher de katıldı. ABD'de Hillary Clinton'ın Başkan
adaylığı ile gündeme gelen kadın liderler, dünya siyasetinde ağırlığını
koymaya başladı. Amerika'da gelecek yıl yapılacak başkanlık seçimlerinin en
iddiali adaylarından biri de Hillary Clinton.
Dünyadaki
kadın liderler ülke siyasetinde ve bölgelerinde etkili olmaya başladı bile.
Latin Amerika'da Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan bir başka kadın siyasetçi
de Şili'nin ilk kadın devlet başkanı Michelle Bachelet. Uzmanlar dünyada
kadın lider sayısının artmasını, son yıllarda kadınların siyasette aktif
olmasına, politikada seslerini daha iyi duyurmalarına bağlıyor. Afrika'da da
Liberya Cumhurbaşkanı Ellen Johnson Sirleaf'a başarılı yönetiminden dolayı
ABD'nin en büyük madalyalarından biri olan Özgürlük Nişanını verdi.
Mozambik: Luisa Diogo, 2004 Şubat ayından bu yana başbakanlık yapıyor.
Asya'da da iki kadın devlet başkanı var.
Bunlar,
Filipinler'de Gloria Arroyo; Hindistan'da Pratibha Patil. Avrupa'da ise
Letonya Cumhurbaşkanı Vaira Vike Freiberga ve Finlandiya'da Tarja Halonene,
İrlanda'da Mary McAleese, Almanya Başbakanı Angela Merkel kadın liderler
arasında sıralanıyor. Merkel dünyanın en güçlü 100 kadını arasında da ilk
sıralarda yeralıyor. Almanya'nın kurulduğu 1871'den bu yana ilk kadın
başbakan olan Angela Merkel her geçen gün uluslararası alanda adından daha
çok söz ettiriyor.
Dışişlerinde
kadınlar ağırlıkta Dünyanın birçok ülkesinde dışişleri bakanlıkları kadın
siyasetçilere emanet. Son olarak 7'si Avrupa'da olmak üzere 21 ülkede
dışişleri kadınların yönetiminde. Kadın dışişleri bakanlarına sahip olan
ülkeler şunlar: Makedonya, Liechtenstein, Filipinler, Kolombiya, Güney
Afrika, Nijer, Mozambik, Burundi, Benin, Paraguay, Gine, Tanzanya,
Hırvatistan, Makedonya, İsviçre, Yunanistan, ABD, İngiltere, Yunanistan,
Avusturya ve İsrail. Bu isimlerden bazıları ise dünyaca tanınıyor.
ABD
Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, İngiltere dışişleri bakanı Margaret
Beckett. İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, Yunanistan Dışişleri Bakanı
Dora Bakoyani ve Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik bunlardan
bazıları. Senato'da ve kabine de kadınlar Siyaset dünyasında kadınların
durumuyla ilgili yapılan bir araştırmaya göre Finlandi-ya'da 12, Fransa'da
9, İspanya'da 7 Kadın Bakan bulunuyor. Finlandiya'da kadınlar kabinenin
yüzde 60'ını oluşturuyor. Finlandiya'nın ilk kadın cumhurbaşkanı Tarja
Halonen de üçüncü dönemder görevini yapıyor.
Finlandiya,
100 yıl önce 19 sandalye ile parlamentoya kadınların seçildiği ilk ülke
ünvanına sahip. İspanya hükümetinde yedi kadın, 10 erkek bulunuyor ve bu
oran yüzde 47'ye tekabül ediyor. İspanya'da 2000'de kurulan hükümette kadın
temsili yüzde 17,6 idi. 2004 yılında kurulan hükümet oranı oldukça yukarıya
çekti. Güney Afrika'da da kadın temsili yüzde 46. Kabinede 13 kadın ve 15
erkek bulunuyor. Norveç yüzde 45'le Güney Afrika'nın ardından geliyor.
Norveç kabinesi 9 kadın ve 11 erkek bakandan oluşuyor. Fransa, İsveç, Şili
ve Avusturya'da da kadın bakanların oranı yüzde 40'ın üzerinde. Bu oran
Fransa'da yüzde 43,7; Şili'de ve İsveç'te yüzde 40,9; Avusturya'da yüzde 40.
Kabinede kadın temsil oranı yüzde 20'nin üzerinde olan diğer ülkelerse
şöyle: İzlanda yüzde 33,3, Danimarka ve Hollanda yüzde 31, Almanya yüzde 26,
İtalya yüzde 23, İngiltere yüzde 22, Kanada yüzde 21, Luxembourg ve İrlanda
yüzde 20. Yunanistan ve Portekiz ise kabinede az sayıda kadın bakanı olan
ülkeler arasında. Yunanistan'ın 46 bakanlı kabinesinden yanlızca 2'si
kadınlar, 44'ü erkekler tarafından temsil ediyor. Portekiz'deki kadın
temsili ise yüzde 10 oranında. Hayrettin Turan - İstanbul
T ürk Yemekleri ve İçecekleri Boston’u Fethetti
12. Boston Türk Kültür ve Sanat Festivali kapsamında bu yıl ikinci kez
düzenlenen “Lezzetler Kavşağı Anadolu” adını taşıyan etkinlikte Türk
yemekleri ve şarapları Boston Üniversitesi’nde yapılan bir programla
tanıtıldı. Etkinlikte Kavaklıdere’nin Narince, Sultaniye, Kalecik Karası
gibi Anadolu’nun yerli üzümlerinden yapılmış şaraplara yer verildi. Boston
Üniversitesi’nin Yemek ve Şarap Programı’nın gösteri mutfağında düzenlenen
programa ünlü şef Özcan Ozan’ın hazırladığı birbirinden güzel yemekler Türk
şarapları eşliğinde tanıtıldı. Boston’daki dergi ve gazetelerin
temsilcileri, şarap editörleri ve dağıtımcıları da etkinliğe davetli olarak
katıldılar. Etkinliğe katılan Boston Globe gazetesinin Şarap Editörü Stephen
Meuse Türk şaraplarının önümüzdeki yıllarda güçlü bir tanıtımla ABD
piyasasında başarılı olabileceğini belirtti. Katılanların yüzde 70’inden
fazlasının Amerikalıların oluşturduğu etkinlikte daha sonra şef Özcan Ozan
“Sultan’s Kitchen” adlı ve bir çok dillere çevrilmiş yemek kitabını programa
katılanlar için imzaladı. Festivalin kurucu direktörü Erkut Gömülü,
Türkiye’nin mevcut üzüm bağları bakımından dünyada beşinci sırada
bulunmasına rağmen ABD’de yeterince tanınmayan Türk şaraplarının ABD
piyasasında hak ettiği yere gelebilmesine katkıda bulunmak üzere önümüzdeki
yıllarda da benzer etkinlikler düzenlemeye devam edeceklerini belirtti.
Gömülü, Türk şarap ve yemeklerinin bilimsel bir ortamda tanıtımıyla festival
olarak ABD’de bir ilki gerçekleştirmekten de mutluluk duyduklarını ifade
etti. Tanıtılan Şaraplar ve Yemekler: 2006 "Angora", Sultana de Denizli 2003
"Selection Beyaz", Narince de Tokat 2006 "Ancyra", Kalecik Karası, Ankara
2005 "Vinart Carignan Alicante" Ezo Gelin Çorbası, Sigara & Muska Böreği,
Kabak Mücveri, Zeytinyağlı Kereviz, Zeytinyağlı Pırasa, Çerkez Tavuğu, Midye
Dolması, Elma Tavası, Baharatlı Kuzu Tandır, Ankara Tavası, Mevlevi Pilavı,
Baklava, Gül Sulu Kazandibi ve Türk
Kahvesi.
TÜRKLER ATAA'NIN KONFERANSINDA BULUŞTU
Ali Çınar - Cahit Oktay /
Washington DC
Washington Plaza’da
gerçekleşen iki günlük konfe-rans ATAA Başkanı Nurten Ural’ın açılış
konuşması ile başladı. Ural, birlik ve bütünlüğün önemini vurgulayarak
ATAA’nın ciddi bir şekilde
Türk-Amerikan
toplumunun meselelerine yoğunlaştığını ve bu sorunları çözmek için çeşitli
komitelerle çalışmalarına devam ettiklerini söyledi. TCA Başkanı
McCurdy: “Yardım İçin Burdayız” Daha sonra söz olan Amerikan Türk Koalisyonu
(TCA) Başkanı Lincoln McCurdy, diğer kuruluşlara yardım etmenin ve birlikte
çalışmanın önemini vurgulayarak, TCA’nın hiç bir kuruluşa alternatif olarak
kurulmadığını açıkladı.McCurdy, 150,000 dolarlık bütçeyi sadece kongre
üyelerini eğitmek amacı ile ayırdıklarını, ayrıca 8 Türk-Amerikan
öğrencisine
yıllık 5,000’er dolar burs verdiklerini sözlerine ekledi. Politik aktivite
yapabilecek Türkish-PAClerin çoğalmasının olumlu olduğunu belirten McCurdy,
Türklerin Amerikan politikasında yerel yönetimlerde olmasının önemine dikkat
çekerek.ATAA konferansına gelen ve İllinois eyaletindeki DuPage bölgesi
Demokrat parti adayının Türk olmasının gurur verici olduğu söyleyerek aday
olan Rıfat Sivişoğlu’na destek istedi. Amerikadaki milletvekilleri
kampanyalarında
ortalama 400,000 dolarlık bir para toplanıldığını belirten McCurdy,bu
miktarın artması için yerel anlamda Türklere çok iş düştüğünü söyledi. Eski
Dönem Milletvekillerinden Öğütler Geçtiğimiz dönem Maryland bölgesinden
milletvekili adayı olup seçimi kazanamayan Öz Bengür’ün yönettiği ve 6 eski
dönem milletvekilinin katıldığı panel büyük ilgi çekti. Panelde eski
vekiller katılımcılara politaya nasıl girdiklerini anlattıktan sonra,
onlardan gelen soruları yanıtladılar. Illinois bölgesi eski milletvekili
Michael
Flagahan,
lobicilik ve yerel basın ile ilişkilerin önemini vurgularken,milletvekili
adayı olanlara para yardımı dışında gönüllü olarak yardım etmenin de önemli
olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin Amerika’daki lobi şirketlerinden biri
olan Livingston şirketinin başkanı ve Louisiana eyaletinin eski milletvekili
Bob Livingston ise, kampanya zamanı iki Türkten başka kimseyi tanımadığını,
ancak Yunan gruplarının çok güçlü olduğunu söyledi. Yunan Katolik
Kilisesinin Türkiye lehine hiç bir karara destek vermemesi için
milletvekillerine baskı yaptığını söyleyen Livingston, kilisenin sürekli
Yunanistan’ın çıkarları için mücadele ettiğini söyledi. Eski vekil,
lobiciliğin
avukat ve savunucu olarak kavranılması gerektiğini söyle-yerek, etnik
kökenli Amerikalıların öneminin şu anda çok daha iyi anlaşıldığını söyledi.
Arizona eski Milletvekili James Ross ise başarılı olmak için yardım ve
desteğin önemini vurgulayarak, destek verenlerin hiç bir zaman
unutulmadığını söyledi. Arizona eyaletinde hiç bir Türkle tanışmadığını ve
kimsenin kendilerine gelmediğini söyleyen Ross, buna karşılık 4 Ermeni
kardeşin, tüm Arizona'da, Ermenistan’ın çıkarları için kendileri ile sürekli
görüştüğünü söyledi. Michigan eski milletvekili Dennis Hertel de politikaya
başlarken ne parasının, ne de politik bağlantısının olduğunu, ancak okul
yaşamından buyana sürekli yönetimlerde yer almaya çalışarak bugünlere
geldiğini ifade etti. Wisconsin eski Milletvekili Jim Moody ise liseyi Yunan
okulunda okuduğunu ve Türkiye karşıtı söylemler ile büyüdüğünü anlattı.
Ancak Türkiye’ye gittiğinde bu mantığın değiştiğini ve gerçekleri görme
fırsatı bulduğunu söyleyen Moody, Türklerle Yunanlıların birçok yönden
benzer olduklarını söyleyerek düşüncelerini, bir insan, iki din var di-yerek
özetledi. Washingtonda vakitlerinin az olmasından dolayı gelen vatandaşlara
çok zaman ayıramadıklarını ancak yerel ofislerde ilginin ve zamanın daha çok
olduğunu söyleyen Moody, kendileri dışında ofislerindeki çalışanları ile
sağlam bir ilişkinin önemini vurgulayarak, bu yolla da sorunlarının dinlenip,
kendilerine ulaştırıldığını sözlerine ekledi. New York eski milletvekili
George Hochbrueckner ise kongredeki temsilcilerin bütün kontak bilgilerinin
bulunduğu rehberin alınmasının önemine dikkat çekerek, yapılabilecek ve
yapılamıyacak listesi çıkarıp, ona göre hareket etmenin önemini vurguladı.
Milletvekilleri, vatandaşlardan gelen taleplere hemen cevap verilmediğinde
bazı vatandaşların buna tahammül edemeyerek negatif davranışlarda
bulunmasının yanlış bir davranış olduğunu ve böyle hareket eden
vatandaşların kaybettiğini dile getirdiler. Milletvekillerine elle yazılan
mektuplarının kesinlikle okunduğunu ve cevap oranının daha yüksek olduğunu
belirten panelciler, buna karşın e-mail ve posta kartlarının okunma
oranlarının çok düşük olduğunu söylediler. Yazıya cevapta teşekkür etmenin
önemini vurgulayan Michael Flanagan, sunulan öneri veya sorunun 1 sayfayı
geçmeden kısa ve öz olmasının dikkat çekici olduğunu söyledi.
Milletvekilleri ile iletişimde yerel ofislerin daha etkin olduğunu söyleyen
katılımcılar, bazen posta yolu ile Washington’a gelen mektupların güvenlik
nedeni ile 3 ay kadar gecikmesinin söz konusu olduğunu söylediler. Eğer
temsilcinize ulaşamıyorsanız, temsilcinin katıldığı programda onunla
konuşmaya ve kendinize göstermeye çalışmanızın ilk adım olabileceğini
söyleyen panelistler, kesinlikle mücadele edip inatçı olmanın sonuca
ulaşmada önemli olduğunu vurguladılar. Günay Evinch: “Amerikan Basınını
Eğitmemiz Şart” ATAA gelecek dönem başkanı Günay Evinchte Türk-Amerikan
ilişkileri ve Türkiye’nin karşılaştığı sorunları anlatan bir sunum yaptı.
Amerika’nın 1996 yılında PKK’yı terör örgütü olarak ilan ettiğini açıklayan
Evinch, Amerika’ya sığınan PKK mültecilerinin bazı eyaletlerdeki mahkeme
sonuçlarında sınırdışı edildiğini hatırlattı. Amerika’da 40 milyonluk bir
nüfusun etnik kökenli olduğunu söyleyen Evinch, “Amerika nasıl diğer ülke
sınırlarından gelecek saldırılara karşı sessiz kalamazsa, Türkiye de kendini
müdaafa etme hakkına sahiptir.” dedi. ABD kamuoyunun Ermeni iddialarında
olduğu gibi PKK konusunda da yanlış bilgilerle donatıldığını vurgulayan
Günay Evinch, Barzani ve Talabani’nin ABD’de ayda 100 bin dolar bütçeli
güçlü bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dikkat çekti. Katılımcılar Temsilcileri
Ziyaret Ettiler Program kapsamınca 20’ye yakın farklı eyaletten gelen dernek
temsilcileri ve vatandaşlar, daha önceden milletvekilleri ile ayarlanmış
toplantılar için, Capitol Hill’e gittiler. Ermeni ve PKK konularında
gerçekleri anlatan özet dosya, temsilcilere gidilmeden önce katılımcılara
verildi. Pennsylvania, Illinois, Connecticut, Florida temsilcileri dahil
olmak üzere yararlı bir görüşme yapan katılımcılar daha sonra Washington
Büyükelçisi Nabi Şensoy’un evinde verdiği resepsiyona katıldılar. Yemekten
önce bir konuşma yapan Nabi Şensoy Amerika ile Türkiye arasında yaşanan son
gelişmelere değindi. Şensoy, sözde Ermeni soykırım tasarısının gelecek yıl
Mart veya Nisan ayında tekrar geleceğini hatırlatarak, birlik ve bütünlüğün
önemini vurguladı. Lobicilikte Bağışlar ve Gönüllülük ATAA Liderlik
konferansının ikinci gününde , fundraising, yıllık bağışlar ve derneklerin
nasıl bağış kampanyaları yapmaları gerektiği konusunda Gaut şirketinin
Başkanı Bill Gaut, Yahudi Sosyal Servisler Kurumunun Başkan Yardımcısı Marc
Breslaw, Karakter Eğitim Ortaklığı Direktörü Lee MacVaugh birer konuşma
yaparak katılımcılara önemli bilgiler sundular. Bioteknoloji İş Danışmanlığı
Başkanı Mary Katz-Pekin’in moderatör olarak katıldığı panele ilgi büyük oldu.
Panelde birçok derneğin web sitesi ile üyelik aidatı topladığı ancak
bağışların yüzde 70’inin direk posta yolu ile gerçeşleştiği anlatıldı. Bağış
istemeden önce, istenilen yerle ilişkilerin kurulmasının önemine dikkat
çekilirken, yüzyüze toplantı talep etmenin, daha etkili bir yöntem
olabileceği söylendi. Öğleden sonra yapılan panelde ise derneklerin
tüzükleri, IRS ile olan ilişkileri, 501(c)3, 501(c)4 ve 501c(h) gibi konular
Masaya yatırıldı. Bilhassa kar amacı gütmeyen derneklerin nelere dikkat
etmesi gerektiği anlatılırken, lobicilik konusunda neler yapılabileceği de
detayları ile tartışıldı. Panele katılanlar ayrıca “Networking Event”e
iştirak ederek, lobicilik, ATAA’nın geleceği ve dernekler hakkında
karşılıklı fikir alışverişinde bulundular. Konferansın son gününde,
Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy, panele katılan konuklarla öğle yemeği
yedi.Yemekte yaklaşık 1.5 saat konuşma yapan Şensoy,son 5-6 yıldır
Türkiyenin ekonomik olarak iyiye gittiğini, Türkiye’nin “Euroasia” olarak
merkezi bir konumda güçlendiği sözlerine ekledi. Şensoy, sözde Ermeni
soykırımı konusunda çalışmalarının devam ettiğini ve haftanın iki günü
Capitol Hill’e giderek temsilcileri bilgilendirmeye çalıştıklarını söyledi.
Gelecek Mart veya Nisan ayında bu konunun tekrar gündeme geleceğini ve
Amerika’daki Türk toplumunun birlikte çalışması gerektiğini söyleyen
Büyükelçi Şensoy, Amerika’da okuyan çocuklarımızın eğitim sırasında maruz
kalacağı iftiraları önlemek için yapılması gereken çalışmaların önemine
dikkat çekti. Şensoy, bu karışık konunun Türk-Amerikan ilişkilerine zarar
verdiğini sözlerine ekledi. PKK terörü konusunda,Başbakan Erdoğan’ın Bush
ile görüşmesinin olumlu geçtiğini ancak memnuniyet seviyesinin atılacak
adımlar sayesinde artacağını söyleyen Büyükelçi Nabi Şensoy, Amerikalıların
Türkiye’deki anti-Amerikan hareketlerden tedirgin olduklarını ve birşeyler
yapmalarını istedikleri zaman kendilerine “PKK terörü konusunda ciddi
adımlar atarsanız bu olumsuz hava bir günde kalkar” dediklerini iletti.
ATAA’nın kişisel sorunlara takılıp kalmaması gerektiğini söyleyen Şensoy,
Türk-Amerikan Dernekleri Assemblesinde Türk-Amerikan toplumuna en iyi
şekilde hizmet için birlikteliğin önemine değindi.
ABD HALA BÜYÜK EKONOMİ AMA ETKİSİ AZALIYOR
IMF
Ekonomisti Ayhan Köse, 'ABD aksırdığında dünyanın geri kalanı soğuk
algınlığına uğrar' sloganının hala geçerli olduğunu, ancak dünyadaki
büyümeye katkısının azaldığını söyledi.
IMF
Ekonomisti Ayhan Köse, "ABD aksırdığında dünyanın geri kalanı soğuk
algınlığına uğrar" sloganının hala geçerli olduğunu, ancak dünyadaki
büyümeye katkısının azaldığını söyledi.
TÜSİAD-Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu tarafından düzenlenen "ABD
Ekonomisi ve Dünya: Yükselen Piyasaların Rolü" konferansında konuşan Köse,
ABD ekonomisinde büyümenin düştüğünü, ama bunun derinleşmesinin Japonya ve
gelişmekte olan ülkelerdeki etkisinin, Latin Amerika'dan daha az olduğunu
kaydetti. 1980'li yıllarda ABD'nin dünya büyümesine yüzde 20 katkıda
bulunduğunu, şimdi bu oranın yüzde 15'in biraz üzerinde olduğunu ifade eden
Köse, ABD ile ticari ilişkilerin, güçlü olmasına karşın 20 yıl önceye göre
bir dizi ülkede daha az önemli olduğunu vurguladı. Köse, "ABD'de büyümede
bir yavaşlama görüyoruz. Ancak bir resesyon geleceğini öngörmek zor" diye
konuştu.
IMF'de
2001’den beri çalıştığını ve daha önce Arjantin, Brezilya ve Türkiye'de
devlet borcunu yeniden yapılandırmadan bahsettiklerini anlatan Köse, "Bu
ülkeler arasında acaba hangisi önce batacak diye kendi kendimize soruyorduk.
Son 6 yılda Arjantin ve Brezilya toparlandı, Türkiye ise bir fevkalade bir
gelişim gösterdi. Şimdi devlet borcunu yeniden yapılandırma mekanizmasını
unutalım" dedi. eha
ABD Dışişleri
Bakanlığı sözcülerinden Tom Casey, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy
Pelosi'nin sözlerinin, Ermeni tasarısının Genel Kurul'a gelmeyebileceği
umudunu artırdığını, ancak Amerikan yönetiminin, oylamaya sunulması
durumunda kongre üyelerini tasarıya karşı oy kullanmaya cesaretlendirdiğini
kaydetti. Casey, düzenlediği basın toplantısında, ''Bildiğiniz gibi tasarıyı
daha önce desteklediğini açıklayan bir dizi kongre üyesi, bu tutumunu
değiştirdiğini açıkladı. Pelosi de, tasarının geri kalan destekçilerine
danışacağını Genel Kurul'a getirip getirmeyeceğinin belli olmadığını söyledi.
Bu açıklamalar bizi cesaretlendirdi. Ancak tasarıya karşı çalışmaya devam
edeceğiz'' dedi.
-PKK ile temas yok-
Yunanlı bir gazetecinin, Amerikalı yetkililerin PKK ile teması olduğu
yönündeki iddialarına karşılık Casey, ''Biz PKK'yı terör örgütü olarak
görüyoruz. Terörist gruplarla da görüşmüyoruz'' dedi.
Aynı gazetecinin, ABD'nin PKK ile mücadelede özel temsilcilik görevinden bir
süre önce ayrılan Emekli Orgeneral Joe Ralston'ın PKK ile görüşüp
görüşmediğini sorması üzerine Casey, ''Daha önce de söylediğim gibi biz
PKK'yı terör örgütü olarak görüyoruz. Ralston, Türk ve Iraklı hükümet
yetkilileriyle görüştü. PKK ile diyalog içinde değildi'' yanıtını verdi.
N
Devlet
Bakanı Kürşad Tüzmen'in, ABD gezisini iptal ettiği öğrenildi.
Edinilen bilgiye göre, Bakan Tüzmen, 14 Ekim Pazar günü Türk Amerikan İş
Konseyi'nin New York'ta düzenleyeceği, ''2008 Sonrası Türkiye'' başlıklı
toplantıya katılmak üzere ABD'ye gidecekti.
Bakan Tüzmen'in, ABD'de Kongre'nin Dış İlişkiler Komitesinde Ermenilerle
ilgili yasa tasarısının geçmesi nedeniyle ABD'ye gidişini iptal ettiği
öğrenildi.
Rabia
Yalçın’ın ‘Katre’si New York’u büyüledi...

Türk modacı Rabia Yalçın, 'Katre' adlı kolleksiyonunu, New York Moda Haftası
kapsamında düzenlenen defile ile sergiledi. Yalçın'ın New York 'Haute
couture' moda haftasının son gününde düzenlediği ve 27 kıyafetten oluşan
'Katre' isimli defilesi izleyicilerden büyük beğeni topladı.
Türbanıyla dikkat çeken Türk moda tasarımcısı Rabia Yalçın, 'Katre' (Damla)
adını verdiği kolleksiyonunu, New York Couture Moda Haftası kapsamında
düzenlenen sergiledi. Yalçın, New York'un ünlü Saint Regis Oteli'nin balo
salonundaki defilede, özgün tasarımlarıyla izleyicilerden yoğun alkış aldı.
Defile öncesi, tasarımlarını sunan güzel mankenlerle bizzat ilgilenen Rabia
Yalçın, New York Moda Haftası'na yoğun ısrarlar sonucu katılduğını söyledi.
Tasarımlarına ilişkin oldukça iddialı konuşan Yalçın, "Benim buraya gelmem
için çok ısrar ettiler, indirim bile yaptılar. Dünya beni takip ediyor''
dedi. Yalçın, kolleksiyonuna 'damla' anlamına gelen 'Katre' adını vermesini
ise, "
Hepimizin hoşgörüsünü, bilgeliğini, sanat anlayışını dostluğunu ve
güzellikleri damla olarak bırakırsak bu mesaj halka halka tüm insanlığa
yayılır.
Sonuçta barış olur, huzur olur diye düşünüp böyle bir temayla yola çıktım''
diyerek açıkladı. |
Yalçın, değişik
stilllerle, New York'ta yılda iki kez defile gerçekleştirmeyi planladığını
söyledi. Rabia Yalçın'a, Amerikan medyası da yoğun ilgi gösterdi.
Yalçın, Amerikalı ve Türk gazetecilerin, giysileri ve kişisel yaşam biçimi
arasında çelişki olup olmadığına ilişkin soru üzerine, "Çelişki olduğunu
zannetmiyorum. Benim bu yaptığımı çelişki olarak kabul edersek, dünyayı
çelişkiye sürüklemiş oluruz. Dünyada her tür insan var. Ben, benim gibi
düşünmeyen, benim gibi görünmeyen bir insana, insan olduğu için hoşgörüyle
kucaklarsam, dünyada daha çok barış olacağına inanıyorum'' karşılığını
verdi.
ABD ve dünyanın önde gelen marka temsilcilerinin yanısıra tasarım
danışmanları ve seçkin davetlilerin de katıldığı defile büyük ilgi gördü.
Türkiye'deki defilelerini sosyal yardım amacıyla düzenleyen Rabia Yalçın,
geçen Şubat ayında New York Moda Haftası içinde yeralan Darfur'a yardım
projesine katılan tek Türk moda tasarımcısı olmuş ve dünyaca ünlü
modacılarla aynı podyumu paylaşmıştı.
|
|