Order status

Abone Olmak İstiyorum

Order status

Reklam Banner Tarifesi

        info@forumgazetem.com

home | about us | advertise with us|  | subscribe | newsstands | contact us| FAQs

 
     MeZUN calling card
 

 

FORUM NEWSPAPER, LLC
1199 MAIN AVENUE 
SUITE 4
CLIFTON, NJ 07011

Tel:   973-727-6674
         973-454-0996
Fax:  973-225-0151

info@forumgazetem.com

 

a.      

GENÇLERİMİZE ÜCRETSİZ
MESLEK SAHİBİ OLMA İMKANI


“Çocuklarımıza iyi bir eğitim veremedik… Ne bir üniversite bitirebildiler ne de bir meslek sahibi olabildiler..” diyen vatandaşlarımız üzülmeyin.. Artık sizin oğlunuz, kızınız da bir meslek sahibi olabilir… Hem de size hiçbir maddi külfet getirmeden… Kurulduğu günden bu tarafa Türk Amerikan toplumun hizmetinde olan FORUM Gazetesi , tahsil yapamamış veya herhangi bir sebeble okulu bırakmış, işsiz güçsüz dolaşan gençlerimizin bir meslek edinme ve neticede bu iyi bir işe girebilmeleri için uzun zamandır özel sektör ve devlet kuruluşları nezdinde araştırmalar yapıyordu. Araştırmalarımız sonunda gençlerimizi hiç bir ücret almadan eğiterek onları iş hayatına hazırlayacak bir devlet projesi olduğunu öğrendik. 16 ile 24 yaş arasındaki gençleri alarak, lise mezunu olmayanlara belli bir eğitim vererek lise diploması veren, istediği herhangi bir meslek dalında eğitim vererek onlara usta sertifikası sunan bu program bugüne kadar Amerika çapında 2 milyon kişiyi meslek ve iş sahibi yapmış. 6 ay ile 2 yıl arasında süren bu kurslara katılanlar, 48 eyalette yerleşik kampüslerde kalıyorlar. Yeme, içme, yatma ve veri-len kurslar bedava… Bu kursları bitirenler hemen iş buluyor. Edison Job Corps, bu kurs yerlerinden sadece birisi. Burada verilen meslek kursları: Brick, Tile Setting, Carpentry (United Brotherhood of Carpentry), Culinary Arts, Business Technology, Security, Certified Nursing Assistant (C.N.A.)/Health Occupations and three Home Builders Institute programs: Electrical Wiring, Facilities Maintenance, Painting. Amerika’nın 48 eyaletinde 122 kampüsde verilen bu kurslar ile ilgili geniş bilgi almak isteyenler internetten: http://jobcorps.dol.gov/center.htm adresine giderek öğrenmek istedikleri her şeyi burada bulabilirler. New Jersey’deki Edison Jobs Corp ile ilgili bilgi için: Ms. Monika Pankiewicz’i 732 777 7419 no’lu telefondan arayabilir veya pankiewicz.monika@jobcorps.org e-mail adresinsorularınızı gönderebilirsiniz.




YENİ UFUKLAR "DALYA" DEDİ




ABD de yaşıyan Türklerin Türkiye’ye ve dünyaya açılan penceresi olan Yeni Ufuklar programı “dalya” dedi. New York Drom Venue’de düzenlenen bir gece ile başarılarını kutlayan ekibe, All Stars Gypsy Band grubu da canlı müzikleriyle renk kattı.

Amerika’da yaşayan Türklerin kimi zaman başarı, kimi zaman hüzün, kimi zaman da emek dolu öykülerini TRT INT kanalındaki yayınıyla Türkiye ve ABD’nin yanısıra Avusturalya’dan Çin’e kadar tüm dünyaya duyuran Yeni Ufuklar’ın kutlama gecesine T.C. New York Başkonsolosu Mehmet Samsar, yardımcıları Başar Şen ve Zeynep Kızıltan, Kültür ve Turizm Ataşesi Hasan Zöngür başta olmak üzere yaklaşık 200 soydaşımız katıldı. Gecede bir konuşma yapan yapımcı Ubeyd Ağaoğlu, TRT’nin en uzun soluklu yapımlarından birine imza atmaktan çok mutlu olduklarını söyleyerek, emeği geçen ve destekleyen herkese şükranlarını sundu. “Sizlerle varız, sizlerle büyüyoruz” diyen Ağaoğlu, programın ilk gününden itibaren kendisi ile olan yönetmen Gökhan Karahan başta olmak üzere tüm ekip arkadaşlarına teşekkür etti. Programın sunucusu Gonca Yarımer ve yönetmen Gökhan Karahan da yaptıkları konuşmalarda kendilerini evlerine misafir eden tüm soydaşlarımıza teşekkür ederek, bundan sonra da yine herkesin acı, tatlı, eğlenceli öykülerini TRT ekranlarından herkese aktaracaklarını dile getirdiler. Kültür ve Turizm Ataşesi Hasan Zöngür yapımcı Ubeyd Ağaoğlu’na bir çini tabak hediye ederken, geceye katılan misafirler de müzik eşliğinde eğlendiler. New York merkezli Artificial Reality adlı yapım kuruluşu tarafından hazırlanarak, TRT INT kanalında Pazar ve Pazartesi günleri yayınlanan Yeni Ufuklar, yapımı Türkiye dışında gerçekleştirilen en uzun soluklu programlardan biri. Yeni Ufuklar, iki yılı aşkın yayın sürecinde gerek Türk, gerekse Amerikan toplumunun her kesiminden yüzlerce kişiyle görüştü. Amerika’da yaşayan Türklerin, sanat, bilim, gündelik yaşam, başarı, sevinç yada hüzün dolu öykülerini içeren beşyüzü aşkın konuyu ekranlara taşıyan Yeni Ufuklar, Türk kültürünün yanısıra Türkiye’nin yurtdışında tanıtımı konusunda da önemli bir başarıya imza attı. Yapımcılığını Ubeyd Ağaoğlu, yönetmenliğini Gökhan Karahan, sunuculuğunu da Gonca Yarımer’in üstlendiği Yeni Ufuklar’ın yapım aşamasında Selim Çaylıgil (editör), Aslıhan Çalışan (yapımcı yardımcısı), Öykü Çakar (editör) Necla Polat (yapımcı yardımcısı), Barış Günal (kameraman), ile stajyerler Ege Baran Özmen ve Naz Ozansoy görev alıyor.


2008 yılına birçok kadın cumhurbaşkanı liderle giriyoruz... Kadınların dünya siyasetinde ağırlığı arttı.... 2008 yılında en son ülkelerini yöneten kadın liderlere Arjantin'de cumhurbaşkanı seçilerek görevi eşinden devralan Cristina Fernandez de Kircher de katıldı. ABD'de Hillary Clinton'ın Başkan adaylığı ile gündeme gelen kadın liderler, dünya siyasetinde ağırlığını koymaya başladı. Amerika'da gelecek yıl yapılacak başkanlık seçimlerinin en iddiali adaylarından biri de Hillary Clinton.

Dünyadaki kadın liderler ülke siyasetinde ve bölgelerinde etkili olmaya başladı bile. Latin Amerika'da Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan bir başka kadın siyasetçi de Şili'nin ilk kadın devlet başkanı Michelle Bachelet. Uzmanlar dünyada kadın lider sayısının artmasını, son yıllarda kadınların siyasette aktif olmasına, politikada seslerini daha iyi duyurmalarına bağlıyor. Afrika'da da Liberya Cumhurbaşkanı Ellen Johnson Sirleaf'a başarılı yönetiminden dolayı ABD'nin en büyük madalyalarından biri olan Özgürlük Nişanını verdi. Mozambik: Luisa Diogo, 2004 Şubat ayından bu yana başbakanlık yapıyor. Asya'da da iki kadın devlet başkanı var.

Bunlar, Filipinler'de Gloria Arroyo; Hindistan'da Pratibha Patil. Avrupa'da ise Letonya Cumhurbaşkanı Vaira Vike Freiberga ve Finlandiya'da Tarja Halonene, İrlanda'da Mary McAleese, Almanya Başbakanı Angela Merkel kadın liderler arasında sıralanıyor. Merkel dünyanın en güçlü 100 kadını arasında da ilk sıralarda yeralıyor. Almanya'nın kurulduğu 1871'den bu yana ilk kadın başbakan olan Angela Merkel her geçen gün uluslararası alanda adından daha çok söz ettiriyor.

Dışişlerinde kadınlar ağırlıkta Dünyanın birçok ülkesinde dışişleri bakanlıkları kadın siyasetçilere emanet. Son olarak 7'si Avrupa'da olmak üzere 21 ülkede dışişleri kadınların yönetiminde. Kadın dışişleri bakanlarına sahip olan ülkeler şunlar: Makedonya, Liechtenstein, Filipinler, Kolombiya, Güney Afrika, Nijer, Mozambik, Burundi, Benin, Paraguay, Gine, Tanzanya, Hırvatistan, Makedonya, İsviçre, Yunanistan, ABD, İngiltere, Yunanistan, Avusturya ve İsrail. Bu isimlerden bazıları ise dünyaca tanınıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, İngiltere dışişleri bakanı Margaret Beckett. İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni, Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyani ve Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik bunlardan bazıları. Senato'da ve kabine de kadınlar Siyaset dünyasında kadınların durumuyla ilgili yapılan bir araştırmaya göre Finlandi-ya'da 12, Fransa'da 9, İspanya'da 7 Kadın Bakan bulunuyor. Finlandiya'da kadınlar kabinenin yüzde 60'ını oluşturuyor. Finlandiya'nın ilk kadın cumhurbaşkanı Tarja Halonen de üçüncü dönemder görevini yapıyor.

Finlandiya, 100 yıl önce 19 sandalye ile parlamentoya kadınların seçildiği ilk ülke ünvanına sahip. İspanya hükümetinde yedi kadın, 10 erkek bulunuyor ve bu oran yüzde 47'ye tekabül ediyor. İspanya'da 2000'de kurulan hükümette kadın temsili yüzde 17,6 idi. 2004 yılında kurulan hükümet oranı oldukça yukarıya çekti. Güney Afrika'da da kadın temsili yüzde 46. Kabinede 13 kadın ve 15 erkek bulunuyor. Norveç yüzde 45'le Güney Afrika'nın ardından geliyor. Norveç kabinesi 9 kadın ve 11 erkek bakandan oluşuyor. Fransa, İsveç, Şili ve Avusturya'da da kadın bakanların oranı yüzde 40'ın üzerinde. Bu oran Fransa'da yüzde 43,7; Şili'de ve İsveç'te yüzde 40,9; Avusturya'da yüzde 40. Kabinede kadın temsil oranı yüzde 20'nin üzerinde olan diğer ülkelerse şöyle: İzlanda yüzde 33,3, Danimarka ve Hollanda yüzde 31, Almanya yüzde 26, İtalya yüzde 23, İngiltere yüzde 22, Kanada yüzde 21, Luxembourg ve İrlanda yüzde 20. Yunanistan ve Portekiz ise kabinede az sayıda kadın bakanı olan ülkeler arasında. Yunanistan'ın 46 bakanlı kabinesinden yanlızca 2'si kadınlar, 44'ü erkekler tarafından temsil ediyor. Portekiz'deki kadın temsili ise yüzde 10 oranında. Hayrettin Turan - İstanbul



Türk Yemekleri ve İçecekleri Boston’u Fethetti

12. Boston Türk Kültür ve Sanat Festivali kapsamında bu yıl ikinci kez düzenlenen “Lezzetler Kavşağı Anadolu” adını taşıyan etkinlikte Türk yemekleri ve şarapları Boston Üniversitesi’nde yapılan bir programla tanıtıldı. Etkinlikte Kavaklıdere’nin Narince, Sultaniye, Kalecik Karası gibi Anadolu’nun yerli üzümlerinden yapılmış şaraplara yer verildi. Boston Üniversitesi’nin Yemek ve Şarap Programı’nın gösteri mutfağında düzenlenen programa ünlü şef Özcan Ozan’ın hazırladığı birbirinden güzel yemekler Türk şarapları eşliğinde tanıtıldı. Boston’daki dergi ve gazetelerin temsilcileri, şarap editörleri ve dağıtımcıları da etkinliğe davetli olarak katıldılar. Etkinliğe katılan Boston Globe gazetesinin Şarap Editörü Stephen Meuse Türk şaraplarının önümüzdeki yıllarda güçlü bir tanıtımla ABD piyasasında başarılı olabileceğini belirtti. Katılanların yüzde 70’inden fazlasının Amerikalıların oluşturduğu etkinlikte daha sonra şef Özcan Ozan “Sultan’s Kitchen” adlı ve bir çok dillere çevrilmiş yemek kitabını programa katılanlar için imzaladı. Festivalin kurucu direktörü Erkut Gömülü, Türkiye’nin mevcut üzüm bağları bakımından dünyada beşinci sırada bulunmasına rağmen ABD’de yeterince tanınmayan Türk şaraplarının ABD piyasasında hak ettiği yere gelebilmesine katkıda bulunmak üzere önümüzdeki yıllarda da benzer etkinlikler düzenlemeye devam edeceklerini belirtti. Gömülü, Türk şarap ve yemeklerinin bilimsel bir ortamda tanıtımıyla festival olarak ABD’de bir ilki gerçekleştirmekten de mutluluk duyduklarını ifade etti. Tanıtılan Şaraplar ve Yemekler: 2006 "Angora", Sultana de Denizli 2003 "Selection Beyaz", Narince de Tokat 2006 "Ancyra", Kalecik Karası, Ankara 2005 "Vinart Carignan Alicante" Ezo Gelin Çorbası, Sigara & Muska Böreği, Kabak Mücveri, Zeytinyağlı Kereviz, Zeytinyağlı Pırasa, Çerkez Tavuğu, Midye Dolması, Elma Tavası, Baharatlı Kuzu Tandır, Ankara Tavası, Mevlevi Pilavı, Baklava, Gül Sulu Kazandibi ve Türk 
Kahvesi
.



TÜRKLER ATAA'NIN KONFERANSINDA BULUŞTU

Ali        Çınar - Cahit Oktay / Washington DC

         Washington Plaza’da gerçekleşen iki günlük konfe-rans ATAA Başkanı Nurten Ural’ın açılış konuşması ile başladı. Ural, birlik ve bütünlüğün önemini vurgulayarak ATAA’nın ciddi bir şekilde Türk-Amerikan toplumunun meselelerine yoğunlaştığını ve bu sorunları çözmek için çeşitli komitelerle çalışmalarına devam ettiklerini söyledi. TCA Başkanı  

McCurdy: “Yardım İçin Burdayız” Daha sonra söz olan Amerikan Türk Koalisyonu (TCA) Başkanı Lincoln McCurdy, diğer kuruluşlara yardım etmenin ve birlikte çalışmanın önemini vurgulayarak, TCA’nın hiç bir kuruluşa alternatif olarak kurulmadığını açıkladı.McCurdy, 150,000 dolarlık bütçeyi sadece kongre üyelerini eğitmek amacı ile ayırdıklarını, ayrıca 8 Türk-Amerikan öğrencisine yıllık 5,000’er dolar burs verdiklerini sözlerine ekledi. Politik aktivite yapabilecek Türkish-PAClerin çoğalmasının olumlu olduğunu belirten McCurdy, Türklerin Amerikan politikasında yerel yönetimlerde olmasının önemine dikkat çekerek.ATAA konferansına gelen ve İllinois eyaletindeki DuPage bölgesi Demokrat parti adayının Türk olmasının gurur verici olduğu söyleyerek aday olan Rıfat Sivişoğlu’na destek istedi. Amerikadaki milletvekilleri kampanyalarında ortalama 400,000 dolarlık bir para toplanıldığını belirten McCurdy,bu miktarın artması için yerel anlamda Türklere çok iş düştüğünü söyledi. Eski Dönem Milletvekillerinden Öğütler Geçtiğimiz dönem Maryland bölgesinden milletvekili adayı olup seçimi kazanamayan Öz Bengür’ün yönettiği ve 6 eski dönem milletvekilinin katıldığı panel büyük ilgi çekti. Panelde eski vekiller katılımcılara politaya nasıl girdiklerini anlattıktan sonra, onlardan gelen soruları yanıtladılar. Illinois bölgesi eski milletvekili Michael Flagahan, lobicilik ve yerel basın ile ilişkilerin önemini vurgularken,milletvekili adayı olanlara para yardımı dışında gönüllü olarak yardım etmenin de önemli olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin Amerika’daki lobi şirketlerinden biri olan Livingston şirketinin başkanı ve Louisiana eyaletinin eski milletvekili Bob Livingston ise, kampanya zamanı iki Türkten başka kimseyi tanımadığını, ancak Yunan gruplarının çok güçlü olduğunu söyledi. Yunan Katolik Kilisesinin Türkiye lehine hiç bir karara destek vermemesi için milletvekillerine baskı yaptığını söyleyen Livingston, kilisenin sürekli Yunanistan’ın çıkarları için mücadele ettiğini söyledi. Eski vekil, lobiciliğin avukat ve savunucu olarak kavranılması gerektiğini söyle-yerek, etnik kökenli Amerikalıların öneminin şu anda çok daha iyi anlaşıldığını söyledi. Arizona eski Milletvekili James Ross ise başarılı olmak için yardım ve desteğin önemini vurgulayarak, destek verenlerin hiç bir zaman unutulmadığını söyledi. Arizona eyaletinde hiç bir Türkle tanışmadığını ve kimsenin kendilerine gelmediğini söyleyen Ross, buna karşılık 4 Ermeni kardeşin, tüm Arizona'da, Ermenistan’ın çıkarları için kendileri ile sürekli görüştüğünü söyledi. Michigan eski milletvekili Dennis Hertel de politikaya başlarken ne parasının, ne de politik bağlantısının olduğunu, ancak okul yaşamından buyana sürekli yönetimlerde yer almaya çalışarak bugünlere geldiğini ifade etti. Wisconsin eski Milletvekili Jim Moody ise liseyi Yunan okulunda okuduğunu ve Türkiye karşıtı söylemler ile büyüdüğünü anlattı. Ancak Türkiye’ye gittiğinde bu mantığın değiştiğini ve gerçekleri görme fırsatı bulduğunu söyleyen Moody, Türklerle Yunanlıların birçok yönden benzer olduklarını söyleyerek düşüncelerini, bir insan, iki din var di-yerek özetledi. Washingtonda vakitlerinin az olmasından dolayı gelen vatandaşlara çok zaman ayıramadıklarını ancak yerel ofislerde ilginin ve zamanın daha çok olduğunu söyleyen Moody, kendileri dışında ofislerindeki çalışanları ile sağlam bir ilişkinin önemini vurgulayarak, bu yolla da sorunlarının dinlenip, kendilerine ulaştırıldığını sözlerine ekledi. New York eski milletvekili George Hochbrueckner ise kongredeki temsilcilerin bütün kontak bilgilerinin bulunduğu rehberin alınmasının önemine dikkat çekerek, yapılabilecek ve yapılamıyacak listesi çıkarıp, ona göre hareket etmenin önemini vurguladı. Milletvekilleri, vatandaşlardan gelen taleplere hemen cevap verilmediğinde bazı vatandaşların buna tahammül edemeyerek negatif davranışlarda bulunmasının yanlış bir davranış olduğunu ve böyle hareket eden vatandaşların kaybettiğini dile getirdiler. Milletvekillerine elle yazılan mektuplarının kesinlikle okunduğunu ve cevap oranının daha yüksek olduğunu belirten panelciler, buna karşın e-mail ve posta kartlarının okunma oranlarının çok düşük olduğunu söylediler. Yazıya cevapta teşekkür etmenin önemini vurgulayan Michael Flanagan, sunulan öneri veya sorunun 1 sayfayı geçmeden kısa ve öz olmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Milletvekilleri ile iletişimde yerel ofislerin daha etkin olduğunu söyleyen katılımcılar, bazen posta yolu ile Washington’a gelen mektupların güvenlik nedeni ile 3 ay kadar gecikmesinin söz konusu olduğunu söylediler. Eğer temsilcinize ulaşamıyorsanız, temsilcinin katıldığı programda onunla konuşmaya ve kendinize göstermeye çalışmanızın ilk adım olabileceğini söyleyen panelistler, kesinlikle mücadele edip inatçı olmanın sonuca ulaşmada önemli olduğunu vurguladılar. Günay Evinch: “Amerikan Basınını Eğitmemiz Şart” ATAA gelecek dönem başkanı Günay Evinchte Türk-Amerikan ilişkileri ve Türkiye’nin karşılaştığı sorunları anlatan bir sunum yaptı. Amerika’nın 1996 yılında PKK’yı terör örgütü olarak ilan ettiğini açıklayan Evinch, Amerika’ya sığınan PKK mültecilerinin bazı eyaletlerdeki mahkeme sonuçlarında sınırdışı edildiğini hatırlattı. Amerika’da 40 milyonluk bir nüfusun etnik kökenli olduğunu söyleyen Evinch, “Amerika nasıl diğer ülke sınırlarından gelecek saldırılara karşı sessiz kalamazsa, Türkiye de kendini müdaafa etme hakkına sahiptir.” dedi. ABD kamuoyunun Ermeni iddialarında olduğu gibi PKK konusunda da yanlış bilgilerle donatıldığını vurgulayan Günay Evinch, Barzani ve Talabani’nin ABD’de ayda 100 bin dolar bütçeli güçlü bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dikkat çekti. Katılımcılar Temsilcileri Ziyaret Ettiler Program kapsamınca 20’ye yakın farklı eyaletten gelen dernek temsilcileri ve vatandaşlar, daha önceden milletvekilleri ile ayarlanmış toplantılar için, Capitol Hill’e gittiler. Ermeni ve PKK konularında gerçekleri anlatan özet dosya, temsilcilere gidilmeden önce katılımcılara verildi. Pennsylvania, Illinois, Connecticut, Florida temsilcileri dahil olmak üzere yararlı bir görüşme yapan katılımcılar daha sonra Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy’un evinde verdiği resepsiyona katıldılar. Yemekten önce bir konuşma yapan Nabi Şensoy Amerika ile Türkiye arasında yaşanan son gelişmelere değindi. Şensoy, sözde Ermeni soykırım tasarısının gelecek yıl Mart veya Nisan ayında tekrar geleceğini hatırlatarak, birlik ve bütünlüğün önemini vurguladı. Lobicilikte Bağışlar ve Gönüllülük ATAA Liderlik konferansının ikinci gününde , fundraising, yıllık bağışlar ve derneklerin nasıl bağış kampanyaları yapmaları gerektiği konusunda Gaut şirketinin Başkanı Bill Gaut, Yahudi Sosyal Servisler Kurumunun Başkan Yardımcısı Marc Breslaw, Karakter Eğitim Ortaklığı Direktörü Lee MacVaugh birer konuşma yaparak katılımcılara önemli bilgiler sundular. Bioteknoloji İş Danışmanlığı Başkanı Mary Katz-Pekin’in moderatör olarak katıldığı panele ilgi büyük oldu. Panelde birçok derneğin web sitesi ile üyelik aidatı topladığı ancak bağışların yüzde 70’inin direk posta yolu ile gerçeşleştiği anlatıldı. Bağış istemeden önce, istenilen yerle ilişkilerin kurulmasının önemine dikkat çekilirken, yüzyüze toplantı talep etmenin, daha etkili bir yöntem olabileceği söylendi. Öğleden sonra yapılan panelde ise derneklerin tüzükleri, IRS ile olan ilişkileri, 501(c)3, 501(c)4 ve 501c(h) gibi konular Masaya yatırıldı. Bilhassa kar amacı gütmeyen derneklerin nelere dikkat etmesi gerektiği anlatılırken, lobicilik konusunda neler yapılabileceği de detayları ile tartışıldı. Panele katılanlar ayrıca “Networking Event”e iştirak ederek, lobicilik, ATAA’nın geleceği ve dernekler hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulundular. Konferansın son gününde, Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy, panele katılan konuklarla öğle yemeği yedi.Yemekte yaklaşık 1.5 saat konuşma yapan Şensoy,son 5-6 yıldır Türkiyenin ekonomik olarak iyiye gittiğini, Türkiye’nin “Euroasia” olarak merkezi bir konumda güçlendiği sözlerine ekledi. Şensoy, sözde Ermeni soykırımı konusunda çalışmalarının devam ettiğini ve haftanın iki günü Capitol Hill’e giderek temsilcileri bilgilendirmeye çalıştıklarını söyledi. Gelecek Mart veya Nisan ayında bu konunun tekrar gündeme geleceğini ve Amerika’daki Türk toplumunun birlikte çalışması gerektiğini söyleyen Büyükelçi Şensoy, Amerika’da okuyan çocuklarımızın eğitim sırasında maruz kalacağı iftiraları önlemek için yapılması gereken çalışmaların önemine dikkat çekti. Şensoy, bu karışık konunun Türk-Amerikan ilişkilerine zarar verdiğini sözlerine ekledi. PKK terörü konusunda,Başbakan Erdoğan’ın Bush ile görüşmesinin olumlu geçtiğini ancak memnuniyet seviyesinin atılacak adımlar sayesinde artacağını söyleyen Büyükelçi Nabi Şensoy, Amerikalıların Türkiye’deki anti-Amerikan hareketlerden tedirgin olduklarını ve birşeyler yapmalarını istedikleri zaman kendilerine “PKK terörü konusunda ciddi adımlar atarsanız bu olumsuz hava bir günde kalkar” dediklerini iletti. ATAA’nın kişisel sorunlara takılıp kalmaması gerektiğini söyleyen Şensoy, Türk-Amerikan Dernekleri Assemblesinde Türk-Amerikan toplumuna en iyi şekilde hizmet için birlikteliğin önemine değindi.

 

  

 

       ABD HALA BÜYÜK EKONOMİ AMA ETKİSİ AZALIYOR

IMF Ekonomisti Ayhan Köse, 'ABD aksırdığında dünyanın geri kalanı soğuk algınlığına uğrar' sloganının hala geçerli olduğunu, ancak dünyadaki büyümeye katkısının azaldığını söyledi.

IMF Ekonomisti Ayhan Köse, "ABD aksırdığında dünyanın geri kalanı soğuk algınlığına uğrar" sloganının hala geçerli olduğunu, ancak dünyadaki büyümeye katkısının azaldığını söyledi.

TÜSİAD-Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu tarafından düzenlenen "ABD Ekonomisi ve Dünya: Yükselen Piyasaların Rolü" konferansında konuşan Köse, ABD ekonomisinde büyümenin düştüğünü, ama bunun derinleşmesinin Japonya ve gelişmekte olan ülkelerdeki etkisinin, Latin Amerika'dan daha az olduğunu kaydetti. 1980'li yıllarda ABD'nin dünya büyümesine yüzde 20 katkıda bulunduğunu, şimdi bu oranın yüzde 15'in biraz üzerinde olduğunu ifade eden Köse, ABD ile ticari ilişkilerin, güçlü olmasına karşın 20 yıl önceye göre bir dizi ülkede daha az önemli olduğunu vurguladı. Köse, "ABD'de büyümede bir yavaşlama görüyoruz. Ancak bir resesyon geleceğini öngörmek zor" diye konuştu.

IMF'de 2001’den beri çalıştığını ve daha önce Arjantin, Brezilya ve Türkiye'de devlet borcunu yeniden yapılandırmadan bahsettiklerini anlatan Köse, "Bu ülkeler arasında acaba hangisi önce batacak diye kendi kendimize soruyorduk. Son 6 yılda Arjantin ve Brezilya toparlandı, Türkiye ise bir fevkalade bir gelişim gösterdi. Şimdi devlet borcunu yeniden yapılandırma mekanizmasını unutalım" dedi.  eha


ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Tom Casey, Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin sözlerinin, Ermeni tasarısının Genel Kurul'a gelmeyebileceği umudunu artırdığını, ancak Amerikan yönetiminin, oylamaya sunulması durumunda kongre üyelerini tasarıya karşı oy kullanmaya cesaretlendirdiğini kaydetti. Casey, düzenlediği basın toplantısında, ''Bildiğiniz gibi tasarıyı daha önce desteklediğini açıklayan bir dizi kongre üyesi, bu tutumunu değiştirdiğini açıkladı. Pelosi de, tasarının geri kalan destekçilerine danışacağını Genel Kurul'a getirip getirmeyeceğinin belli olmadığını söyledi. Bu açıklamalar bizi cesaretlendirdi. Ancak tasarıya karşı çalışmaya devam edeceğiz'' dedi.

 -PKK ile temas yok-
    
 Yunanlı bir gazetecinin, Amerikalı yetkililerin PKK ile teması olduğu yönündeki iddialarına karşılık Casey, ''Biz PKK'yı terör örgütü olarak görüyoruz. Terörist gruplarla da görüşmüyoruz'' dedi.
Aynı gazetecinin, ABD'nin PKK ile mücadelede özel temsilcilik görevinden bir süre önce ayrılan Emekli Orgeneral Joe Ralston'ın PKK ile görüşüp görüşmediğini sorması üzerine Casey, ''Daha önce de söylediğim gibi biz PKK'yı terör örgütü olarak görüyoruz. Ralston, Türk ve Iraklı hükümet yetkilileriyle görüştü. PKK ile diyalog içinde değildi'' yanıtını verdi.



N

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen'in, ABD gezisini iptal ettiği öğrenildi.
Edinilen bilgiye göre, Bakan Tüzmen, 14 Ekim Pazar günü Türk Amerikan İş Konseyi'nin New York'ta düzenleyeceği, ''2008 Sonrası Türkiye'' başlıklı toplantıya katılmak üzere ABD'ye gidecekti.
Bakan Tüzmen'in, ABD'de Kongre'nin Dış İlişkiler Komitesinde Ermenilerle ilgili yasa tasarısının geçmesi nedeniyle ABD'ye gidişini iptal ettiği öğrenildi.



R
abia Yalçın’ın ‘Katre’si New York’u büyüledi...



Türk modacı Rabia Yalçın, 'Katre' adlı kolleksiyonunu, New York Moda Haftası kapsamında düzenlenen defile ile sergiledi. Yalçın'ın New York 'Haute couture' moda haftasının son gününde düzenlediği ve 27 kıyafetten oluşan 'Katre' isimli defilesi izleyicilerden büyük beğeni topladı.

Türbanıyla dikkat çeken Türk moda tasarımcısı Rabia Yalçın, 'Katre' (Damla) adını verdiği kolleksiyonunu, New York Couture Moda Haftası kapsamında düzenlenen sergiledi. Yalçın, New York'un ünlü Saint Regis Oteli'nin balo salonundaki defilede, özgün tasarımlarıyla izleyicilerden yoğun alkış aldı. Defile öncesi, tasarımlarını sunan güzel mankenlerle bizzat ilgilenen Rabia Yalçın, New York Moda Haftası'na yoğun ısrarlar sonucu katılduğını söyledi.

Tasarımlarına ilişkin oldukça iddialı konuşan Yalçın, "Benim buraya gelmem için çok ısrar ettiler, indirim bile yaptılar. Dünya beni takip ediyor'' dedi. Yalçın, kolleksiyonuna 'damla' anlamına gelen 'Katre' adını vermesini ise, "
Hepimizin hoşgörüsünü, bilgeliğini, sanat anlayışını dostluğunu ve güzellikleri damla olarak bırakırsak bu mesaj halka halka tüm insanlığa yayılır.

Sonuçta barış olur, huzur olur diye düşünüp böyle bir temayla yola çıktım'' diyerek açıkladı.

Yalçın, değişik stilllerle, New York'ta yılda iki kez defile gerçekleştirmeyi planladığını söyledi. Rabia Yalçın'a, Amerikan medyası da yoğun ilgi gösterdi.

Yalçın, Amerikalı ve Türk gazetecilerin, giysileri ve kişisel yaşam biçimi arasında çelişki olup olmadığına ilişkin soru üzerine, "Çelişki olduğunu zannetmiyorum. Benim bu yaptığımı çelişki olarak kabul edersek, dünyayı çelişkiye sürüklemiş oluruz. Dünyada her tür insan var. Ben, benim gibi düşünmeyen, benim gibi görünmeyen bir insana, insan olduğu için hoşgörüyle kucaklarsam, dünyada daha çok barış olacağına inanıyorum'' karşılığını verdi.

ABD ve dünyanın önde gelen marka temsilcilerinin yanısıra tasarım danışmanları ve seçkin davetlilerin de katıldığı defile büyük ilgi gördü. Türkiye'deki defilelerini sosyal yardım amacıyla düzenleyen Rabia Yalçın, geçen Şubat ayında New York Moda Haftası içinde yeralan Darfur'a yardım projesine katılan tek Türk moda tasarımcısı olmuş ve dünyaca ünlü modacılarla aynı podyumu paylaşmıştı.

 

 

News

 

YAZARLAR

Ural Yeşil

Herkes kendi işine baksın

Murat Yeşil

Sıkıntıyı çeken yine Türkiye olacak

Doğan Uluç

Hava korsanının dosyası 36 yıl sonra tekrar açıldı  

Cahit Oktay

Kazanç bunun neresinde?

Hasan Mesut Hazar

 Türkiye’nin canlı dış politikası

Hayrettin Turan

Kıran kırana bir önseçim

Oya Eren

 Yeni yılda Türkiye-Ermenistan ilişkileri

Timur
Akpınar

 Criminal Intent

Dr.Nermi
Onat

 Kemik erimesi nedeniyle ilaç alıyorsanız…

Robert Bonsignore

Occupied or Administered

 


© Copyright 2007
Privacy Policy
 Term of Use

www.forumgazetem.com 
 
 
  home | about us | advertise with us|  | subscribe | newsstands | contact us| FAQs