Order status

Abone Olmak İstiyorum

Order status

Reklam Banner Tarifesi

        info@forumgazetem.com

home | about us | advertise with us|  | subscribe | newsstands | contact us| FAQs

 
     MeZUN calling card
 

 

FORUM NEWSPAPER, LLC
1199 MAIN AVENUE 
SUITE 4
CLIFTON, NJ 07011

Tel:   973-727-6674
         973-454-0996
Fax:  973-225-0151

info@forumgazetem.com

 

Baba - Kız New York'u Fethedecekler

Usta tiyatrocu Sönmez Atasoy ve kızı Fadik Sevin Atasoy, New York Türk Sanat Topluluğu’nun kurulmasına öncülük etmenin mutluluğunu yaşadılar. Tiyatrocu aile şimdi ekip arkadaşları ile birlikte Mayıs ayında New York'ta sahneleyecekleri oyunla bu ülkede yaşayan tiyatroseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

“Tiyatrosuz bir toplum yeni doğmuş bir çocuk sayılır” sözü, tiyatro ile ilgili bilinen en meşhur sözlerdendir. İki güzide ismin katkıları ile artık Amerika’da da Türk tiyatrosu resmen kurulmuş ve Türk toplumu kültür enstrümanlarından bir eksiğini daha tamamlamış oldu. Bundan bir kaç sene evvel sizlere usta tiyatrocu Sönmez Atasoy ile yaptığım bir röportajı sunmuştum. Biz, tek gözümüzdeki perdenin kalkması için dua ederken Allah bize iki göz verdi. Usta tiyatrocumuzun yine başarılı bir oyuncu olan kızı Fadik Sevin Atasoy, babası ile birlikte New York Türk Sanat Topluluğu’nun kurulmasına öncülük ederek, Amerika’daki Türk tarihinin sayfalarına altın mürekkeple yazılmış bir not düşmüş oldular. Yine Atasoy’ların da yer alacağı Kanlı Nigar oyunu ile Türk Tiyatrosu Mayıs ayında becerilerini sizlerin beğenisine sunacak. Orta oyununun büyük ustası İsmail Dümbüllü “Seyircinin kararı kesindir, temyize gitmez” demiş. İşte bu zor işe kalkışan New York Türk Tiyatrocularına önderlik eden Baba-kız ile perde arkasında yaptığımız söyleşi. Nakş-i sun’un remz eder hüsnünde rü’yet perdesi Hâce-i hükm-i ezeldendir hakikat perdesi Sîreti sûrette mümkündür temâşa eylemek Hâil olmaz ayn-i irfâna basiret perdesi...

Sönmez Atasoy: "Sanat insanları birleştirir.” Böyle bir girişimden beklentiniz nedir? Sanatın bütün verilerinden olduğu gibi tiyatronun da katkıları ile Ameri-ka’daki Türklerin yeniden bir şahlanışa geçmesini sağlamaktır. Ayrıca, bizim yaptığımız şey Amerikalı’nın ve diğer unsurların sanatına bir katkıda bulu-nabiliyorsa ondan da büyük bir mutluluk duyacağız. Öncelikli hedeflerimiz, Amerika’daki gençlerimizin sanat yetilerini geliştirecek bir alan sağlamak, bu alanda eğitimler vermek ve güzel Türkçemizin canlı, doğru ve etkili olarak konuşulmasına ortam sağlamak olacaktır. İki ülke arasında gidip gelmek sizi yormuyor mu? New York benim de vatanım. Türkiye gibi. Hiç yabancılık hissetmiyorum. İkisini ayırmıyorum da. Ben buraya vatanıma geliyorum gibi geliyorum. Burası aynı zamanda burada yaşayan Türklerin vatanı olduğu için, bize de ikinci bir yuva gibi gözüküyor. İki ayrı güzelliği yanyana göstermek için bütün çabamız. Sanat insanları birleştirir. Birbirine tanıştırır. İnsanı insana insanla anlatan en etkili olaydır tiyatro. Amerika’da Yerleşik Türk Tiyatrosu oluşumuna şu ana kadar aldığınız tepkiler nasıl? Burada bir ilke adım attık. Onun heyecanı var. Az önce bir bisikletçi Türk delikanlı geçerken bizi gördü ve; “Aaa, Halo dayı, siz misiniz?” dedi. Evet de-yince; “Burada tiyatro yapacakmışsınız, doğru mu?” diye sordu. O beni cok heyecanlandırdı. Biz daha işe başlamadan haberi herkese yayılmış… Çalışmalar nasıl gidiyor? Buradaki tiyatrocu arkadaşlarımız hemen sahip çıktılar, çalışmalar başladı. Hedeflerimiz gerçekleşecek gibi görünüyor. Düşünce olarak da gereken yerlere ulaştı sanırım. Kanlı Nigar bizim repertuarımız olacak. Başka oyunlarda hazırlanacak... Amerika’daki Türklere kalıcı bir tiyatro bırakmak asıl amacımız. Bu çok üze-rinde durulması gereken bir konu… Babasının izinde bir tiyatro aşığı: Fadik Sevin Atasoy.. Fadik hanım, yaptığınız mesleğin içinde doğmak size neler kazandırdı? Tiyatronun içinde doğmak bana en başta disiplini ve çalışkan olmayı öğretti. Ama, babam her zaman der, “Fadik benim kanatlarımın altında olmadı” diye… Ben mesleğim de katettiğim yol açısından, göğsümü gere gere söyleyebilirim ki; Ailesi tiyatrocu olmayan birisi gibi büyüdüm neredeyse... Konservatuarı burslu kazandım. Dev-let Tiyatrolarında altı sene kadrolu hizmet verdim. Bulgaristan’da ilk Türk tiyatrosunu kuran üç kişiden biriyim. Sonra sinema başladı, televizyon başladı. Ve şimdi ne kadar gurur verici bir şey ki, babam New York’da böyle bir tiyatro kuruyor. Bu ondan aldığım en büyük hediye. Buradaki oluşumun içinde olma sürecinizden bahseder misiniz? Türkiye’den tek başıma gelmedim. Oradaki izleyicilerin temenni ve dua-ları ile buradayım. Öncelikle onların selamını buradaki Türk seyircisine iletmek istiyorum. Buradaki Türk seyircisinin de oradaki vatandaşlara ve vatana özlemi var. Biz bu iki hasretlik arasında köprü olmayı seçtik. Bundan dolayı, bu oyunun içerisinde olup, Kanlı Nigar’ı böyle güzel ve yetenekli arkadaşlarla çalıştığım için çok mutluyum. Bir sanatçının en büyük haya-linin gerçekleştiği andır bu. İlk defa Türk Tiyatrosu Amerika’da resmi anlamda Türkler için, Türk oyuncular tarafından kuruluyor. İnşallah alnımızın akı ile bu işin içinden çıkacağız. Mayısta Kanlı Nigar açılışını yapıyoruz. Sonrada diğer eyaletleri gecezeğiz. Ve bir çok eyalette inşallah bu oyunu sergileyeceğiz. Meslek hayatınızın zirvesinde, gündemde olduğunuz bir dönemde oynadığınız dizideki rolünüzü bile bırakarak geldiniz buraya... Nedir buna sebep? Evet. Hatta yapım şirketim, yönetmenim de kızdılar bana. Ama, nedenini söylediğimde bana hak verdiler. İnşallah arkamdan sitem etmiyorlardır. Çünkü ben burada gerçekten tiyatroya aç, gözleri pırıl pırıl parlayan insanlarla buluştum. Onlarda benim için iyi olanı dilemişlerdir inşallah. Burada 500 binden fazla Türk var, ama bugüne kadar bir tiyatroları olmadı. Bize bu işin öneminden bahsedermisiniz biraz? Baktığımızda İtalyanların, İspanyolların etnik tiyatrosu var. 2000’li yıllara gelmişiz, bir Türk tiyatrosu kurulamamış. Çok acı bir şey bu. Şimdi en azından sahip çıkabileceğimiz, bizim, sizin, hepimizin olan bir tiyatromuz oluyor. İlk etapta sadece Türk seyircisine oynanır ama, belli olmaz, ilerde İngilizce oyunlarda oynanabilir. Neden olmasın? Tabi ki Türk oyunlarının çevirisi olan İngilizce oyunlar olmalı öncelikle bunlar… Burada gördüklerinizden sizi etki-leyen bir şey var mı? Ulaşmak istediğiniz hedefleriniz var mı? Ben sadece oynamak, oynamak, oynamak istiyorum. Sinema, Tiyatro, Televizyon... Oynadığım yer neresi ise orası benim vatanım. Ben böyle bakı-yorum. Son olarak bir mesajınız var mı? Bu gönül ile yapılan bir şey. Yürekle yapılan bir şey. Özellikle New York Türk seyircilerine diyorum ki: Tiyatro onların, gelsinler, sahip çıksınlar, sonuna kadar kucağımız açık onlara…

Röportaj: Cahit Oktay

 

"Endişeler Araştırması"nın sonuçlarına göre, Türkiye’de kişisel korkular içinde "aile içinde ölüm ya da ciddi hastalık/yara-lanma" yüzde 47 ile birinci sırada yer alıyor. Bu korkunun en yüksek olduğu ülke Bulgaristan. En düşük olduğu ülkeler ise İngiltere (yüzde 16) ve ABD (yüzde 16). Endişelerle başa çıkmada "din"i en fazla referans gösteren ülke yüzde 24 ile ABD olurken, ikinci sırada yüzde 20 ile Romanya ve Hindistan yer alıyor. Üçüncü sırada yüzde 15 ile Türkiye geliyor.

Türk milletinin en korktuğu şey belli oldu. Araştırma şirketi GfK’nın, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 20 ülkede gerçekleştirdiği "Endişeler Araştırması"na göre, Türkiye'de kişisel korkular içinde "aile içinde ölüm ya da ciddi hastalık/yaralanma" yüzde 47 ile birinci sırada yer alıyor. "Eşten/sevgiliden ayrılma endişesini" en çok Ruslar ve Türkler duyuyor. Dünyanın 5. büyük araştırma grubu olan GfK’nın Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 20 ülkede Eylül-Ekim 2007 tarihlerinde 21 bin kişi ile yüzyüze görüşerek yaptığı "Endişeler Araştırması"nın sonuçlarına göre, Türkiye’de kişisel korkular içinde "aile içinde ölüm ya da ciddi hastalık/yaralanma" yüzde 47 ile birinci sırada yer alıyor. Bu korkunun en yüksek olduğu ülke Bulgaristan. En düşük olduğu ülkeler ise İngiltere (yüzde 16) ve ABD (yüzde 16).

ENDİŞESİ OLMAYANLAR YÜZDE 13

Türkiye’de "bir endişem yok" diyenlerin oranı yüzde 13 olarak belirlenirken "bir endişem yok" diyenlerin en az olduğu ülkeler İspanya ve Bulgaristan oldu. Endişesi olmadığını belirtenlerin en fazla olduğu ülkeler yüzde 43 ile İngiltere ve yüzde 37 ile ABD. İşsizlik, finansal kriz korkusunun en yüksek olduğu ülke yüzde 24 ile Yunanistan. Yunanistan ayrıca, işle ilgili endişeleri olanların da en yüksek olduğu ülke konumunda.

YA KARIM BENİ TERK EDERSE

Eşten/sevgiliden ayrılma endişesinin en yüksek olduğu ülkeler Rusya ve Türkiye, en düşük olduğu ülke Yunanistan. "Yaşamın gidişatı ile ilgili genel endişe" duyanların en fazla olduğu ülke Hindistan olurken, en düşük olduğu ülkeler İsviçre ve ABD. Korkularını belirtenler arasında hemen hemen tüm ülkelerde kadınların oranı, erkeklere göre daha yüksek görülüyor.

ABD’LİLER "DİN"E SARILIYOR

Araştırma sonuçlarına göre, endişeleriyle başa çıkarken "arkadaşlarıyla/ailesiyle/sevgilisiyle" konuştuğunu belirtenlerin en fazla olduğu ülke yüzde 70 ile İsveç. Türkiye’de ise bu oran yüzde 51. "Arkadaşlarıyla/aileyle/sevgilisiyle" konuşarak endişeleriyle başa çıkanların en az olduğu ülkeler ABD (yüzde 31) ve Rusya (yüzde 30). Endişelerle başa çıkmada "din"i en fazla referans gösteren ülke yüzde 24 ile ABD olurken, ikinci sırada yüzde 20 ile Romanya ve Hindistan yer alıyor. Üçüncü sırada yüzde 15 ile Türkiye geliyor.

İNGİLİZLER, PROFESYONELLERDEN YARDIM ALIYOR

 Araştırmaya göre, "medikal ya da terapi olarak profesyonellerden yardım alma" eğiliminin en yüksek olduğu ülke yüzde 11 ile İngiltere. "Endişelerin üstesinden gelmek için kendini zorlayanların" en fazla olduğu ülke ise yüzde 40 ile İtalya. En düşük olduğu ülke ise yüzde 9 ile İsveç ve Hindistan. TÜRKLER, KONUŞARAK ENDİŞELERLE BAŞA ÇIKIYOR GfK’nın "Endişe Araştırması"na göre, Türkiye’de endişelerle başa çıkma yollarının en popüleri yüzde 51 ile "Arkadaşlarıyla/aileyle/sevgilisiyle" konuşmak. Türkiye’de endişelerle başa çıkma yolları içinde ikinci sırada yüzde 19 ile "üstesinden gelmek için kendini zorlama" ve üçüncü sırada ise yüzde 15 ile "din" geliyor. Bu yöntemleri, "iş arkadaşlarıyla konuşma" (yüzde 3), "medikal ya da terapi olarak profesyonellerden yardım arama" (yüzde 3), "Korkuları inkar etme/yok sayma" (yüzde 2), "alkol/hafif uyuşturucular kullanmak" (yüzde 1) takip ediyor kaynak: İnternethaber



New York Türkevi’nde gerçekleştirilen FB USA Genel Kurulunda, üyeler yeni dönem başkanını seçti. Genel Kurul öncesi, Türkevi’nde FB-GS maçını seyreden üyeler daha sonra Divan Başkanı seçilen Cemil Özyurt yönetiminde seçimi tamamladı. İlk sözü alan eski dönem başkanı Turgay Kadıoğlu, yönetimdeki arkadaşları ile beraber çok başarılı bir dönem geçirdiklerini belirterek, kendilerini destekleyen herkese teşekkür etti.

Bu dönem içerisinde Fenerbahçe’nin desteğinin her zaman yanlarında olduğunu söyleyen Kadıoğlu, FB USA olarak klübü Amerika’da en iyi şekilde temsil ettiklerini söyledi. Yapılan baloların çok başarılı şekilde geçtiğini ve basında geniş yer bulduğunu söyleden Kadıoğlu ayrıca FB Kürek takımına sponsor olduklarını ve Boston’daki kürek yarışmalarında tüm takımlar içinde ikinci olmalarından dolayı gurur duyduklarını söyledi. Daha sonra, Genel Kurulda Başkanlık seçimlerine tek aday olarak çıkan Ekmel Anda, oy çoğunluğu ile yeni dönem başkanı seçildi. Kısa bir konuşma yapan yeni başkan Anda, Yönetim Kurulunu iki hafta içinde açıklayacağını belirterek, tüm üye ve takım arkadaşları ile birlikte çalışmalarına devam edeceklerini sözlerine ekledi. Haber: Ali Çınar - Fotoğraflar: Burak Eyiakkan

COLUMBIA ÜNİVERSİTESİNDE TÜRKİYE’DE İSLAM PANELİ

Amerika'nın en prestijli üniversitelerinden olan Columbia Üniversitesi'nde yapılan 'Türkiye'de İslam' isimli konferans büyük yankı uyandırdı. Yirmiye yakın kendi alanında başarılı konuşmacının iştirak ettiği iki günlük konferansta; İslam ve Osmanlı İmparatorluğu, 20. Yüzyılın İslami Hareketleri, Türkiye’de Nurculuk ve Gülen Hareketi, Nakşibendilik geleneği, AK Parti’nin son seçimlerdeki grafiği ve Müslüman Türkiye’de kadın hakları gibi tebliğler sunuldu.

Üstün Ergüder, Richard Bulliet, Jenny White, Nursuna Memecan, Mustafa Akyol, İhsan Dağı ve Henri Barkey gibi isimlerin konuşmacı olarak katıldığı ve koordinatörlüğünü Lucinda Mosher’in yaptığı konferansın ana sponsorluğunu Turkish Cultural Center, Middle East Institute ve Institute of Turkish Studies üstlendi. "İslam ve Osmanlı İmparatorluğu" oturumunda, Columbia Üniversitesi tarih profesörü David Cutchell ve Niagara Üniversitesi tarih bölümü öğretim görevlisi Yrd. Doç. Mustafa Gökçek Osmanlı İmparatorluğunda İslam'ı ele aldı. "20. Yüzyılın İslami Hareketleri" oturumunda da Nakşibendi, Nursi hareketleri ve Alevilik tartışılırken ikinci gün konferansta ise ağırlıklı olarak, "Türkiye, İslam ve Uluslararası Arena, AKP ve İslam, İslamda Kadın" konuları ele alındı. San Diego Üniversitesi Siyaset Bilimi öğretim görevlilerinden Yrd. Doç. Ahmet Kuru'nun "İslam ve Laiklik: Türkiye Örneği" başlıklı sunuşunun ardından Lehigh Üniversitesi uluslararası ilişkiler bölümü öğretim üyelerinden profesör Henri Barkey, Türk dış politikası konulu konuşma yaptı. Türk dış politikasının, Özal dönemi dışında, AK Parti dönemine dek fazla aktif olmadığı görüşünü savunan Barkey, AK Parti'nin Türk dış politikasına daha farklı ve aktif anlayışa sahip bir boyut kazandır-dığını olaylardan örnekler vererek anlattı. Konferansın ikinci günü daha önceden “Sultan’s Seal” ismini taşıyan ve II. Abdülhamit dönemini konu edinen romanı ile tanıdığımız Boston Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Jenny White'ın konuşması ile başladı. "Türkiye'de kadınlar erkek himayesi altında" iddiasında bulunan White, Türkiye’nin kadın hakları yönünde ilerleme kaydettiğini, ancak yeniliklerin halk tarafından henüz benimsenmediğini, dolayısı ile yaşama geçirilemediğini savundu. Türkiyedeki seküler kesim kadınları ile dindar kadınlar arasındaki ilişkiye de dikkat çeken White; “İki kesim arasında çok büyük problemler görünmüyor. Farklılıklar daha çok düşünce bazında. Dindar kesimin daha çok günlük yaşamda yer almasından kaynaklanan bir rahatsızlık var. Ancak, Sayın Ergüder’in gösterdiği istatistiklere de bakılırsa, başörtülü kadınların daha sık görülmesine rağmen örtünen kadın sayısının Türkiye’de aşagı bir grafik çizdiğini görüyoruz. İki kesim daha fazla bir araya geldikçe, aynı ortamları paylaştıkça, aradaki problemler o nisbette azalacaktır diye düşünüyorum.” dedi. Memecan; “AK Parti, henüz Türkiye’de kendini anlatabilmiş değil” White’ın ardından bir konuşma yapan AKP'li milletvekili Nursuna Memecan, Türk kadının hem politikada hem de eğitim ve sosyal hayatta ağrılığının gittikçe arttığını savundu. Memecan, son seçimlerle TBMM’de kadın vekil sayısının 50’ye ulaştığını belirterek, gidişatı çok olumlu bulduğunu dile getirdi. Memecan, "Ben bunu demokratik değerlerin yerleşmesi ve kadın haklarının daha çok yerleşmesi bakımından harikulade bir hareket olarak görüyorum." dedi. Prof. Dr. Jenny White'ın "Türkiye'de kadınlar erkek himayesi altında" yönündeki tesbitine katılmadığını belirten Memecan: "Himaye kelimesini kendim adıma sevmiyorum ve bunu da kabul etmek istemiyorum bir kadın olarak. Demokratik sistemle yönetilen bir ülkede kadının başkasının himayesine gerek duyacağına inanmıyorum." şeklinde sözlerini tamamladı. Nursuna Memecan ikinci günün sonunda Forum Gazetesi için yaptığı açıklamada; “Özellikle AKP için yapılan konuşmalara ve sorulan sorulara bakıldığında henüz AKP kendini anlatabilmiş, ya da insanlar AKP’yi anlayabilmiş diyemem. Daha dün diyebileceğimiz kadar yakın bir zamanda kurulup üstüste iki seçim kazanan ve Türkiye’ye başta ekonomik değerler olarak bir sıçrama yaşatan bu partinin üzerinde iyi çalışılması gerekir.” dedi. Ergüder: AKP gücünü Sağlık ve Eğitimde yaptığı devrimden aldı Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi ve İstanbul Politika Merkezi Direktörü Prof. Dr. Üstün Ergüder, son seçimleri “22 Temmuz'u Türk demokrasisine olan güvenin bir ifadesidir”şeklinde yorumladı. Ergüder, AKP'nin son beş yılda sağlık ve eğitim konularında devrim niteliğinde değişimlere imza attığını belirterek, "Son seçimlerdeki başarısının altında bence bu iki konu en önemli etkendir." dedi. AKP'ye oy verenlerin bu partiyi İslami yönünden değil ekonomik ve demokratik alanlarda başarısından dolayı tercih ettiğini anlatan Ergüder, Refah ve Fazilet partileri ile AKP'nin bir tutulamayacağını sözlerine ekledi. Son güne damgasını vuran konuşmalardan birisi de gazeteci yazar Mustafa Akyol’un konuşması oldu. Akyol, günümüz Türkiyesinde Kemalistlerin bile karşı çıktığı liberal fikirlerin “İslamcılar” tarafından benimsendiğini, nitekim Türkiye’nin giderek bir “Müslüman-liberal sentez” geliştirdiğini vurguladı. Akyol, Star gazetesinde daha sonra bu konuda yazdığı yazıda da şu ifadeleri kullandı: “Konferansın içeriği alabildiğine zengindi. Benim için akılda kalan notlardan biri, Osmanlı’nın son döneminde ‘İslam Mecmuası’ çevresinde bir araya gelen Ziya Gökalp gibi Müslüman entelektüellerin, klasik fıkıhtaki ‘örf’ kavramından yola çıkarak laik hukuka meşruiyet sağlamış olmalarıydı. Bu gibi örnekler veren Niagara Üniversitesi tarihçisi Prof. Mustafa Gökçek, ‘laikliğin İslami bir perspektif içinde de savunulabileceğini, bu geleneğin Türkiye’de var olduğunu’ vurguladı.” Akyol ayrıca, konferanstaki konuşmada batı toplumlarında yükseltilmeye çalışılan İslamofobia konusunda; Önümüzde bir Hitler, bir Kuzey Kore örneği var, İspanya’da yaşanan şiddet olayları var” diyerek, şiddet ve terörün sadece İslam toplumlarının problemi olmadığını ileri sürdü. Konferansa iki gün boyunca 300 civarında dinleyici katılırken, Columbia Üniversitesi’nde dünyaca tanınan katılımcılar tarafından bu içerikte bir etkinliğin gerçekleştirilmesi olumlu bulundu. Etkinlik Türk medyasında da geniş yankı buldu. Cahit Oktay – New York

TÜRKLER EN ÇOK ABD'DE
HARCAMA YAPTI

MasterCard Türkiye'nin yurt dışı harcama verilerine göre, Türk vatandaşları Mayıs-Eylül 2007 döneminde MasterCard kredi kartı ile en fazla işlem ve en çok harcamayı ABD'de yaptı.
Verilere göre, Türkiye'den yurt dışına çıkan turistler bu dönemde toplam 1 milyon 817 bin 171 işlem sonucu 222 milyon 631 bin 286 dolarlık harcama gerçekleştirdi. Türkiye'den çıkan turistlerin işlem adetleri ve harcamalarının ortalamaları dikkate alındığında, bir işlem başına 122,5 dolarlık harcama düştü.

MasterCard kredi kartı ile en fazla işlem ve en çok harcama ABD'de yapıldı. ABD'de ortalama 384 bin 115 işlem gerçekleştiren Türk turistler, 194 bin 946 işlemle İngiltere'de, 169 bin 589 işlemle Almanya'da MasterCard kredi kartlarını kullandı.

Verilere göre, Türkiye'ye gelen turistlerin yaz döneminde MasterCard kredi kartları ile gerçekleştirdiği harcamalara bakıldığında, en fazla işlem adedi ve harcamayı Alman turistler yaptı. 959 bin 212 adetlik işlemle ilk sıraya yerleşen Almanları, 766 bin 565 adet işlemle Hollandalılar, 567 bin 642 adetlik işlemle İngilizler, 314 bin 557 adetlik işlemle ABD'liler ve 213 bin 56 adetlik işlemle Rus turistler takip etti.

MasterCard Güney Doğu Avrupa Genel Müdürü Özlem İmece, yaptığı değerlendirmede, önceki yılın aynı dönem verileri ile karşılaştırıldığında Türkiye'den yurt dışına çıkan turistlerin hem işlem adetleri hem de harcamalarında neredeyse yüzde 50'ye varan bir artış olduğunu bildirdi.

 

a.      




Ünlü Tarihçi Prof. Justin McCarty: Soykırım asla olmadı, ölüm sebebi açlık ve hastalık


Florida Üniversitesi Türk Öğrencileri Birliği, bugüne kadar gerçekleştirdiği en önemli organizasyona imza attı. Yıllardır, görmezden gelinen 'Sözde Ermeni Soykırımı' meselesinin altında yatan gerçekleri ortaya koymak üzere bir program hazırlayan öğrenci birliği, Prof. Dr. Justin McCarty'yi Florida Üniversitesi’ne davet ederek, gerçeklerin ortaya konulmasına aracı oldular. Ünlü tarihçi Prof. Dr. Justin McCarty, Florida Üniversitesi’nin 800 kişilik konferans salonunda yaptığı konuşmada bi-limin ve gerçeklerin ışığında 'Sözde Ermeni Soykırımı' hakkında doğrularını bu konuyla ilgilenen Türk ve Amerikan vatandaşlarına anlattı. “Ermeniler göç yolunda açlıktan ve hastalıktan dolayı ölmüştür.” diyen McCarthy, “soykırım olduğunu söylemek kesinlikle haksızlıktır ve yanlıştır.” diye konuştu. Ermenilerin bağımsızlık için gerilla grupları kurduğunu ve sistemli olarak Türklere saldırdıklarını söyleyen McCarthy, Ermenilerin başka bölgelere tasfiyesinin (tehcir) çok normal bir girişim olduğunu, zira Rusya’nın desteğini arkasına alan Ermenilerin çok büyük bir ayaklanma yapmaya çalıştıklarını hatırlattı. Türk Öğrenci Derneği Başkanı Altan Özler de ABD'deki Ermeni lobisinin çabaları sonucunda Türkiye ile ilgili olarak ortaya atılan iddiaların asılsız olduğunu ulaşabildikleri en geniş kitleye anlatmak amacıyla düzenledikleri konferansın, amacına ulaştığını söyledi. Prof. Dr. Justin McCarty Kimdir? Kentucky eyaleti Louisville Üniversitesinde öğretim görevlisi olan Prof. Dr. Justin McCarthy, Osmanlı İmparatorluğu ve Balkan tarihi konusunda uzman. Bir sure Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde de dersler veren McCarthy, Sözde Ermeni Soykırımı iddialarına karşı çalışmaları ve duruşuyla tüm dünyaca tanınmaktadır.

BAŞKAN ALTAN ÖZLER: KENDİMİZİ SAVUNMALIYIZ Amerika’daki diğer Türk öğrenci derneklerine de örnek olacak bir program hazırlayan Florida Üniversitesi Türk Öğrenci Derneği Başkanı Altan Özler yurtdışında hepimizin Türkiye’nin birer elçisi olduğumuzu söyleyerek, ülkemizi savunmamız gerektiğini dile getirdi. Ali Çınar: Böyle bir paneli neden düşündünüz? Altan Özler: Sözde Ermeni soykırımı meselesi HR-106’nın kongreye sunulması buradaki biz Amerikalı Türklerin yaşantılarını olumsuz yönde etkilemeye başladı. Bizler Türk Öğrenciler ve özellikle Türk Gençleri olarak tarihimizin savunmasını yapmaktan kendimizi sorumlu hissediyoruz ve bu iddiaların ne kadar asılsız olduğunu, konuyu yakından bilen bir tarihçinin konuşması ile anlatmak istedik. A.Ç.: Üniversite Yönetimine yapılmaması için baskı geldi mi? A.Ö.: Üniversitemize bu konuşmanın yapılmaması için açık bir baskı gelmedi. Amacımız üniversitemizin öğrenci hükümetinin diğer konuşmacılara verdiği gibi Prof. McCarthy’nin konuşmasına da maddi destek vermesi idi ve biz Uluslararası Öğrenci Derneği, Konuşma Derneği gibi derneklerle işbirliği yaparak gerekli maddi yardımı Öğrenci Hükümetinden almayı başardık. A.Ç.: Panelde kaç kişi vardı? A.Ö.: Panele 400 kişi katıldı. Benim açılış konuşmamdan sonra kürsüye Prof. McCarthy’yi davet ettik. Onun konuşmasının ardından üç kişilik öğrenci paneli, dinleyicilerden toplanan soruları Prof. McCarthy’e yöneltti. A.Ç.: McCarthy (sanırım) en büyük kalabalığa konuştu, tepkisi ne oldu? A.Ö.: Prof. McCarthy bu ülkede ilk defa bir Türk Öğrenci Derneği’nin bu büyüklükte bir toplantıyı gerçekleştirdiğini ve özellikle bu ülkede doğup büyümüş Türk Gençlerinin konuya ilgi duyuyor olmasının çok memnun edici olduğunu söyledi. A.Ç.: Program amacına ulaştı mı? A.Ö.: Bizce programımız amacına ulaştı. Amacımız sözde ermeni soykırımı iddalarından başka meşru görüş açısının olduğunu anlatmak, bu meselenin siyasetçiler tarafından değil sadece tarihçiler tarafından incelenip sonuçlandırılabileceğini ifade etmek idi. Ve biz bu anlamda hedefe ulaştığımız kanısındayız. A.Ç.: Program sonrası tepkiler nasıldı? Ermenilerden ne tür bir tepki aldınız? A.Ö.: Tepkilerin çoğunluğu olumlu idi ve yerel basın organları konuşmayı objektif bir şekilde ilettiler. Okulumuzdaki Ermeni asıllı öğrencilerden ciddi bir tepki gelmedi. Konuşmadan iki gün önce okul başkanı “Genocide Scholars of America” isimli bir örgütten ağır ve tehditkar bir mektup almış ve biraz tedirgin olmuş ama üniversite yönetimi kararlarını değiştirmeyeceklerini bize bildirdiler. Florida Üniversitesi yönetimine konuşma özgürlüğü idealinden ayrılmadığı ve bizi desteklemeye devam ettikleri için sonsuz saygı duyup, teşekkür ediyoruz. A.Ç.: Bundan sonraki planınız nedir? A.Ö.: İlk hedefimiz Prof. McCarthy’nin konuşmasının görüntülerini internet üzerinden dağıtıp daha büyük bir dinleyici kitlesine ulaşmak. Ayrıca Mart ayında Türk kültürünü, yemeklerini ve müziğini üniversitemiz öğrencilerine tanıtacak bir Türk Gecesi hazırlıyoruz. A.Ç.: Amerika’da başarılı lobicilik için neler yapmamız gerekiyor? A.Ö.: Amerika’da başarılı lobicilik yapabilmek içen Türk gençlerinin, özellikle de bu ülkede yetişen Türk gençlerinin konu ile ilgilenmesi ve örgütlenmesi şart. Büyüklerimizin ise göz ardı etmemesi gereken bir söz var: “Siyaset her zaman yereldir.” Politikacılar ile temas kurmak, onlara destek vermek ve gruplaşıp bir kuvvet olduğumuzu göstermek çok etkili olacaktır. Sözde ermini soykırımı meselesi kalem ile kazanılabilecek bir savaş. Ermenilerin fikirlerini değiştirmemiz mümkün değil ama Amerika’lıları bu türden aktiviteler ile aydınlatmamız ve kendi yanımıza çekmemiz mümkün. Üniversitelerde böyle ihtilaflı konular çok ilgi çekiyor ve üstelik genelde üniversiteler bu türden aktiviteler için gerekli maddi yardımı da sağlıyor. Bizim düzenlediğimiz Prof. McCarthy konuşmasında yaklaşık 20 kişinin çalışması ile yüzlerce kişi iddiaların asılsızlığı konusunda eğitildi. Dileğimiz bu çalışmaları diğer üniversitelerdeki Türk Öğrenci derneklerine aktarabilmek. Onları da bizimle temasa geçmeye davet ediyoruz.

Röportaj: Ali Çınar




Connecticut Milletvekili Shays , sözde soykırım konusundaki görüşlerini açıkladı:

AMERİKALI POLİTİKACILAR ALET OLMAMALI


Arkadaşımız Ali Çınar, Cevdet Saatçi, Dr.Bob Mckay ve Evgin Heath’den oluşan 4’lü Türk heyeti, Fairfield Bölgesi Türk-Amerikan Grubu olarak, Milletvekili Christopher Shays ile 45 dakikayı aşan bir görüşme yaptılar. Görüşme Temsilcinin merkez ofisi Bridgeport şehrinde gerçekleşirken, açılışı yapan Ali Çınar, grup arkadaşlarını tanıtarak, ziyaret sebeplerinin bölgede yaşayan 5000’e yakın Türk’ün sesini duyurmak ve HR 106 Sözde Ermeni Soykırımı tasarısı ile ilgili olarak Türk tarafının tezini anlatmak olduğunu söyledi. Christopher Shays, Türkiye’ye düzenli olarak her sene gittiğini ve İstanbul’un en sevdiği şehir olduğunu belirtmesinden sonra Ermeniler konusundaki düşüncelerini dile getirdi. Temsilci Shays, Ermeni soykırımına inandığını, hatta Türkiye’ye gittiğinde bazı kesimlerin bile ‘bu konu kabul edilsin, bitsin, kurtulalım.’ dediğini sözlerine ekledi.

Türk Grubu ise, Sözde Ermeni soykırımı konusunda madde madde Türk tezini anlatan bilgi ve örnekleri Connecticut Temsilcisi Christopher Shays’a sundular. Heyet üyeleri bu konunun tarihçilere bırakılmasını vurgulanırken, Amerika’lı politikacıların bu konuya alet olmaması gerektiği dile getirdi. Milletvekili Shays, grup üyelerini dikkatlice dinledikten sonra, Türk-Amerikan ilişkilerine büyük önem verdiğini söyleyerek, asistanından tasarının kongreye ne zaman gelebilme ihtimali olduğunu araştırmasını istedi. Bu konu hakkında ciddi olarak düşünüp, karar vereceğini açıklayan Shays, tasarının kongreye gelmesi halinde sürpriz bir öneride bulunacağı sözünü verdi. Türk heyet ayrıca, ‘Armenian Revolt’ dahil bir çok önemli kaynağı temsilciye sundular. Ayrılmadan önce seçim kampanyaları için bağış ve destek amaçlı konular temsilciye sunulurken, iletişimin kopmaması ve konu üzerinde takibin devamı konuları ayrıca belirtildi. CHRISTOPHER  SHAYS KİMDİR 1945 doğumlu olan Shays, Cumhuriyetçi Parti’den Connecticut 4. bölge milletvekilidir. 1987’den beri üst üste milletvekilliğine seçilen Shays, Irak savaşı başladıktan sonra Irak’a giden ilk temsilci olma özelliğine de sahip. Bilhassa terör konularında en etkili çalışan temsilcilerden biri olan Shays, devlet reformu komitesinde görev yapıyor.

 

 

 

 

Hillary Clinton’dan Obama’ya özür


WASHINGTON- ABD’de Demokrat Parti’nin başkan adaylarından Hillary Clinton, Washington Havaalanı’nda karşılaştığı rakibi Barack Obama’dan kişisel olarak özür diledi. Hillary Clinton’un başdanışmanı Bill Shaheen, Barak Obama’nın geçmişinden endişe duyması gerektiğini söyleyerek büyük tepki toplamıştı. Bill Shaheen, Washington Post gazetesinde yayınlanan röportajında, Obama’nın gençliğinde marihuana içmesini gündeme getirmişti. Tepkiler üzerine “Büyük bir hata yaptığını” kaydeden Shaheen, “Olanların ışığında kişisel bir kararla, Clinton’ın kampanya ekibinden istifa ediyorum” demişti. Obama’nın danışmanı David Axelrod, Clinton’ın özrünün kabul edildiğini söyledi.

 

 

News

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAZARLAR

Ural Yeşil

Herkes kendi işine baksın

Murat Yeşil

Sıkıntıyı çeken yine Türkiye olacak

Doğan Uluç

Hava korsanının dosyası 36 yıl sonra tekrar açıldı  

Cahit Oktay

Kazanç bunun neresinde?

Hasan Mesut Hazar

 Türkiye’nin canlı dış politikası

Hayrettin Turan

Kıran kırana bir önseçim

Oya Eren

 Yeni yılda Türkiye-Ermenistan ilişkileri

Timur
Akpınar

 Criminal Intent

Dr.Nermi
Onat

 Kemik erimesi nedeniyle ilaç alıyorsanız…

Robert Bonsignore

Occupied or Administered

 


© Copyright 2007
Privacy Policy
 Term of Use

www.forumgazetem.com 
 
 
  home | about us | advertise with us|  | subscribe | newsstands | contact us| FAQs