İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband Maraş dondurmasını eşiyle paylaşarak yedi

 -AA- İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth ve eşi Edinburgh Dükü Prens Philip, Kabataş Erkek Lisesi'nde dondurma yapımını izlerken, kendisine şerbet sunan şerbetçiye tebessüm etti. Gezi süresince Kraliçe II. Elizabeth'in stantlara belli bir mesâfede yaklaştığı görülürken, eşi Prens Philip stantlardaki objelerle tek tek ilgilenerek görevlilerle zaman zaman şakalaştı. Prens Philip, Maraş dondurması standına geldiğinde dondurmanın nasıl yapıldığına ilişkin bilgi alarak, "yüksek teknoloji" diyerek espride bulundu. Prens Philip, satranç tahtalarının bulunduğu stantta da haçlı figürlü piyonu eline aldı. Bu arada, Kraliçe II. Elizabeth'e gezi boyunca refâkat eden İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband da stantlardaki objelerle yakından ilgilendi. Miliband, Maraş dondurmacısının geleneksel şovuna gülerek karşılık verdi. Dondurmacının gösterisi sırasında Miliband, elinde boş bir külâh bırakması üzerine de "Boş; her zaman politikacının elinde kalandır" şeklinde espride bulundu. David kendisine ikram edilen dondurmayı eşiyle paylaşarak yedi.


Kına gecesini izlediler, ön yargıları kırıldı

-İHA- İzmir Gençlik Gönüllüleri tarafından hazırlanan Postmodernizm ve Simülasyon Kuramı için Muğla'ya gelen Slovenya, Litvanya ve Portekizli öğrenciler için Türk gecesi düzenlendi.

AB tarafından finanse edilen etkinlik çerçevesinde Slovenya, Litvanya ve Portekiz'den gelen 20 öğrenci Türkiye'nin kültürünü tanıma fırsatı buldu. Milas Anadolu Meslek ve Meslek Lisesi Müdür Yardımcısı Veysel Öz, yabancı öğrencilere Zeybek kültürü ve Türk halk oyunlarıyla ilgili bilgi vererek gösteride bulundu.

 Öğrenciler de, öğrendikleri Türk figürlerini sergiledi. Ayrıca gecede en renkli görüntüler ise temsîl kına gecesi sırasında yaşadı. Türk gelenekleriyle ellerine kına yakılan öğrenciler "Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar" türküsünde oynadılar. Grup adına bir açıklama^da bulunan Litvanyalı Irmantas Skerys; "Grup olarak buraya gelme sebebimiz Türkiye'nin kültürünü görmek. Diğer ülkelerde ve bizde Türklere karşı bir ön yargı var. Buradaki ön yargıları yıkmak için görmek ve öğrenmek istedik. Projenin konusu olan postmodernizm üzerine daha faydalı olmak için buraya geldik. Türk halkı dost canlısı. Dışarıda bir şey yapsak herkes bize ilgi gösteriyor. Aslında daha önceden Türkiye'de tehlikeli bir durum mu var diye düşünüyorduk. Ancak burada öyle bir şey olmadığını gördük. Buradaki yaklaşımlar çok dost ve sıcakkanlı. Kendimizi burada çok iyi hissediyoruz. Kına gecesi bizim için çok farklı bir tecrübe oldu. Kıyafetler olsun; hareketler olsun, daha canlı ve bizimkilerden daha farklı" dedi. MUTLU HAZER
 

Kadın şef aşçılar, erkeklerle yarışacak

ANKARA -AA- Türkiye'nin en seçkin aşçıları, 10 Mayısta Sheraton Otelinde düzenlenecek etkinlikte "tatlı bir rekabet" yaşayacak. Başkent Aşçılar ve Turizm Birliği Derneğinin "Şef 8" adlı etkinliğinde, Ankara, İstanbul, İzmir ve Antalya'dan Türk ve yabancı şef aşçılar, seçkin konuklara tebliğ sunuacak. Şef aşçıların gruplar halinde yeteneklerini göstereceği toplantıda, konuklar yemeklerin nasıl hazırlandığını görme fırsatını da yakalayacak; aşçılar maharetlerini gösterecek. Yabancı şef aşçıların da yer alacağı etkinlikte, gruplardan biri de sadece kadın şef aşçılardan kurulu olacak.

TÜRKİYE'NİN SEÇKİN AŞÇILARI BAŞKENTTE BULUŞACAK

-BAŞKENT AŞÇILAR VE TURİZM BİRLİĞİ DERNEĞİNİN, SHERATON OTELİ'NDE 10 MAYISTA DÜZENLEYECEĞİ ''ŞEF 8'' ADLI ETKİNLİKTE ANKARA, İSTANBUL, İZMİR VE ANTALYA'DAN TÜRK VE YABANCI ŞEF AŞÇILAR, SEÇKİN KONUKLARA SUNUMLAR YAPACAK -DERNEK BAŞKANI VE SHERATON OTELİ BAŞAŞÇISI ZEKİ AÇIKÖZ: -''TÜRK MUTFAĞI, PİDE, KEBAP VE DÖNERDEN İBARET DEĞİLDİR. BİZİM TENCERE, FIRIN YEMEKLERİMİZ, ZEYTİNYAĞLILARIMIZ, VEJETARYENLERE YÖNELİK TATLARIMIZ VAR. BUNLAR YURT DIŞINDA TANINMALI''

ANKARA (A.A) - Burcu Bilgin - Türkiye'nin en seçkin aşçıları, 10 Mayısta Sheraton Otelinde düzenlenecek etkinlikte ''tatlı bir rekabet'' yaşayacak. Başkent Aşçılar ve Turizm Birliği Derneğinin ''Şef 8'' adlı etkinliğinde, Ankara, İstanbul, İzmir ve Antalya'dan Türk ve yabancı şef aşçılar, seçkin konuklara sunumlar yapacak.
Şef aşçıların gruplar halinde sunumlar yapacağı etkinlikte, konuklar yemeklerin nasıl hazırlandığını görme fırsatını da yakalayacak. Yemeklere göre, kırmızı, beyaz ve ''tatlı sert'' şarap sunumlarının da yapılacağı etkinlikte, aşçılar maharetlerini gösterecek.
Yabancı şef aşçıların da yer alacağı etkinlikte, gruplardan biri de sadece kadın şef aşçılardan kurulu olacak.

-''TÜRK MUTFAĞI TANITILMALI''-

Başkent Aşçılar ve Turizm Birliği Derneği Başkanı, Türkiye Aşçılar Federasyonu İkinci Başkanı ve Sheraton Oteli Başaşçısı Zeki Açıköz, etkinlikle ilgili AA muhabirine bilgi verirken, bu etkinliğe ev sahipliği yapmaktan duydukları mutluluğu dile getirdi.
Etkinliği izleyecekler arasında bazı bakanlar, yabancı misyon şefleri, iş adamları ve sanayicilerin de bulunacağını belirten Açıköz, ''Etkinlikte aslında derecelendirme yok ama Türkiye'nin en seçkin şef aşçıları maharetlerini sergileyeceğinden, tatlı bir rekabet olacak'' dedi.
Yemek servislerinin de Hacettepe Üniversitesi Turizm Bölümü öğrencilerince gerçekleştirileceğini belirten Açıköz, bunun da öğrenciler için iyi bir tecrübe olacağını ifade etti.
Bu gibi etkinliklerin aşçılara öz güven kazandırdığını belirten Zeki Açıköz, Türk mutfağının yurt dışında tanınmasının önemini şöyle anlattı:
''Aslında Türk aşçılarının yurt dışında çalışması ve orada kalıcı olması gerekir. Böyle olması halinde Türk mutfağı da daha iyi tanınır. Türk mutfağı, pide, kebap ve dönerden ibaret değildir. Bizim tencere, fırın yemeklerimiz, zeytinyağlılarımız, vejetaryenlere yönelik tatlarımız var. Bunlar yurt dışında tanınmalıdır.
Beş yıldızlı otellerde her şey dahil hizmet sunmakla Türk mutfağı tanıtılmaz. Önemli olan dışarıda Türkiye'yi temsil edecek aşçılar yetiştirmektir. Türk aşçısı, Türk yemeklerini en iyi biçimde pişirmelidir. Bize, 'siz Fransız mutfağını iyi biliyor musunuz' demezler yurt dışında. Bizim de dernek olarak amacımız bu öz güveni üyelerimize kazandırmak. Sadece yabancı olduğu için şeflere görev verilmemelidir. Onlar arasında da çok iyi olanlar, bize pek çok şey öğretenler var ancak bu ayırım iyi yapılmalıdır.''
Meslek seçiminin de bilinçli yapılması gerektiğine işaret eden 29 yıllık aşçı Açıköz, aşçılık mesleğini seçeceklere de ''Onlar bizim seçtiğimiz gibi seçmesinler. Hep bunu söylüyorum. Bizi, 'eti senin, kemiği benim' diyerek bu mesleğe verdiler. Halbuki bu, bilinçli seçilmesi gereken, çok önemli bir meslektir'' tavsiyesinde bulundu.
Açıköz, Kasım ayında da Antalya'da düzenlenecek dev bir organizasyonda Türkiye'nin dört bir tarafından aşçıları bir araya getireceklerini sözlerine ekledi.


12 yaşındaki Ayşe, izdihamdan güçlükle aldığı ekmeği yere düşürünce gözyaşlarına boğuldu

ADANA -İHA- Adana'da 40 kuruşa satılan ekmeği 20 kuruşa alabilmek için Büyükşehir Belediyesi'ne ait büfeler önünde uzun kuyruklar oluşturan vatandaşlar, izdihama sebebiyet verdi.
Adana'da 150 gram ekmeğin fiyatının 40 kuruşa yükseltilmesinden sonra vatandaşlar, 20 kuruşa ekmek alabilmek için Büyükşehir Belediyesi büfeleri önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. Cumhuriyet Mahallesi'nde, Büyükşehir Belediyesi fabrikalarından gelecek ucuz ekmekleri bekleyen vatandaşlar, ekmeklerin getirilmesiyle birlikte izdihama yol açtı. Ekmek alabilmek için birbirlerini âdetâ ezen vatandaşlar arasında kavga çıktı. Ekmek almaya gelen çocuklar da ezilme tehlikesi geçirirken, 12 yaşındaki Ayşe Duyan güçlükle alabildiği ekmeği izdiham sırasında düşürünce gözyaşlarına boğuldu. Günde 2 YTL'lik ekmek aldığını ve evde 18 kişi olduklarını belirten Ayşe Duyan, "Ekmek almak için okulumdan erken çıktım. Ama ekmeğim yere düştü. Ben eve ekmek götüremezsem evde aç kalırlar" dedi.
80 yaşındaki Elif Özonur ise, ekmek sırasında rahatsızlandığı için sıranın kendisine gelmesini sandalyeye oturarak bekledi.
FATİH KEÇE

 

Türkiye'nin ilk karavan tatil köyü açılıyor !

ANKARA -AA- Ankara'nın Beypazarı ilçesinde kurulan Türkiye'nin ilk karavan tatil köyü 10 Mayıs'ta hizmete giriyor.
Beypazarı, tarih ve doğa severlerin yanı sıra şimdilerde karavan meraklılarının da ilgi odağı olmaya aday. Beypazarı Yeşil Göl'deki As Balıkçılık Camping Tesisleri'nde kurulan karavan tatil köyüne her hafta sonu Ankara'dan tur düzenlenmeye başlanıyor. Bir gece iki günlük tur programı içerisinde iştirâkçiler, karavanlarda kampa girip gölde balık tutmanın yanı sıra Beypazarı'nı da gezme fırsatı buluyorlar. İlk kampın Anneler Günü'nde açılacağını belirten tatil köyü yetkilileri, ailelere
karavanlarda geçirilecek hafta sonu ile farklı bir kutlama imkânı sunduklarını söylediler. Her türlü konfora sahip karavanların içinde mutfak olmasının da kampçılara restorana alternatif yemeklerini kendilerinin pişirme olanağını sağladığına değinen yetkililer, özellikle Ankaralıların şimdiden tatil köyüne büyük ilgi gösterdiklerini belirttiler.
TAHİR SARIKAYA


Emniyet İstihbarat eski Başkanı Orakoğlu:
PKK'nın arkasında, NATO emrinde örgüt var

RİZE -İHA- Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, emperyalist güçlerin ülkemizdeki insanları kutuplaşmaya sürüklediğini söyledi. Saadet Partisi (SP) tarafından Rize İsmail Kahraman Kültür Merkezi'nde düzenlenen panelde konuşan Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu, önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de insanlar arasında nifak tohumları ekilmek istendiğini savunan Orakoğlu, emperyalist güçlerin ülkedeki insanları kutuplaşmaya ve iç çatışmaya yönelik girişim peşinde olduğunu söyledi. Türkiye'de Başbakanların 78'li yıllardan başlayarak PKK terör örgütü ile mücadele etmek zorunda bırakıldığını ifade eden Orakoğlu, şöyle konuştu: "Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanları bu ülkenin ekonomik gücünü bu mücadeleye adamıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin refahı için neler yapabiliriz diye düşünememişlerdir. Çünkü halkın, milletin oyları ile gelmiş iktidarlar maalesef terör şartları oluşturularak antidemokratik bir şekilde görevlerinden uzaklaştırılmışlardır." Türkiye'nin yeni bir takım darbe senaryolarının içerisinde mücadele verdiğini anlatan Orakoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye bugün Ortadoğu'da bölgesel bir güç olması gerekirken içine kapanmıştır. Emperyalist güçlerin ülkemizdeki insanları kutuplaşmaya iç çatışmaya yönelik gerilim oluşturmaya yönelik ciddi girişimler oluşmaya başlamıştır." Orakoğlu, kurulması planlanan büyük İsrail devleti için Türkiye'nin sınırlarının küçültülerek bu sınırlar içerisinde bir Kürt devleti kurulmak istendiğini iddia etti. Türkiye'nin dönüşü olmayan bir yola girdiğini anlatan Bülent Orakoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Ortadoğu'da oynanan oyun belli. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Rice, Rusya'da iki sene önce yapılan bir toplantıda demiştir ki 'Ortadoğu'nun sınırları eskidi. Ortadoğu'da bazı devletler ortadan kaldırılacak. Bazı devletlerin ise sınırları küçültülecek' Bunu bütün dünya kamuoyunun gözleri önünde söyledi. Peki Türkiye'ye burada ne düşüyor? Türkiye burada sınırları küçültülecek devletler arasında. Yani Türkiye sınırları içerisinde Kürdistan devleti kurulacak. Kim için? Büyük İsrail için. Türkiye'nin maalesef durumu bu şekildedir." Orakoğlu, Türkiye üzerinde oynanan en büyük oyunun, en çok ihtiyaç duyduğumuz birlik ve beraberliğimizin bozulması olduğunu söyledi. Bu milletin arasındaki birlik ve beraberliğin bozulmak istendiğini anlatan Orakoğlu, şöyle konuştu: "Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal kurumları arasında birlik ve beraberlik bozulmak isteniyor. İktidar ve anayasal bir takım kurumlar arasında çatışmalar var. Halkın iradesi ile iktidara gelmiş bir siyasi parti kapatılmak isteniyor. Bugün Türkiye'de güvenlik güçleri şehitler veriyor." Bülent Orakoğlu, Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevini yaptığı dönemden bazı hatıralarını anlatarak sözlerine şöyle devam etti: "Terörist Abdullah Öcalan DGM'de verdiği ifadesinde 'Bizimle irtibata geçtiler' diyor. Bunlar kimdir? Bunlar ortaya çıkarılsın." PKK'nın arkasında NATO ve Pentagon kontrolündeki gladio isimli örgütün olduğunu ileri süren Orakoğlu, bu örgütün Türkiye içindeki kurumlara sızmış olduğunu ve Abdullah Öcalan'a da PKK'yı bu örgütün kurdurduğunu iddia etti. Hiç kimsenin kendisini devletin, güvenlik kurumlarının, anayasal kurumlarının yerine koymaya hakkı olmadığını anlatan Orakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "PKK derin NATO'nun ve Pentagon'un kurmuş olduğu bir terör örgütüdür. Türkiye'nin yıllarca başına bela edilmiştir. Abdullah Öcalan 1964-65 yıllarında bu örgütün içerisine alınmıştır. 1978'de PKK'yı kurmuştur. 14 sene içinde Abdullah Öcalan eğitilmiştir. Mahir Çayan öldürülünce Doğu Perinçek bir Şafak Bildirisi yayınlamıştır. Bu bildiriyi aşırı sosyalist gençler dağıtmıştır. Dağıtanlar arasında bir tanesi de Öcalan'dır. Bunlar yakalanmıştır. Yakalananlardan bir tanesi de Öcalan'dır. Arkadaşları 7-8 yıl yerken o 3 ay yatıp çıkmıştır."


'AKP'nin Kapatılması Radikallere Yarar' 

Udo Steinbach 1973 yılında kurulan ve Avrupa’da kendi alanında en saygınlar arasında yer alan Alman Şark Enstitüsü’nün kurucusu ve Türkiye uzmanı Profesör Udo Steinbach, Almanya muhabirimiz Cem Dalaman’a verdiği röportajda AKP’nin yasaklanmasının Türkiye’nin AB üyeliği sürecini olumsuz etkileyeceğini, şu anda ülkede yaşanan siyasi boşluğun ise radikal güçklerin işine yarayacağını söyledi.

Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak, Türkiye`nin demokratikleşme ve Batılılaşma sürecini bilimsel olarak mercek altına alan Steinbach, Alman televizyonlarında Türkiye konusunda gerçekleşen programların ‚olmazsa olmaz’ konuğu. Federal Hükümetlere Türkiye ve İslam konularında rapor hazırlayan Steinbach, Türkiye’nin AB üyeliği ile bağlantılı sivri ve provakatif çıkışları ile de tanınıyor.

Türkiye`nin demokratikleşme sürecinde hukuk devleti ve din özgürlüğü gibi konular göz önünde tutulduğunda, AB üyeliğinin uzak bir hedef olduğunu öne süren Steinbach, 2002 seçimlerinde AKP’nin zaferi ile birlikte, ülkenin İslami karakterinin vurgulandığını ama aynı zamanda Avrupa yolunda ilerlemek isteyen bir iktidarın başa geldiğinin altını çiziyor. Bu çerçevede AKP`nin kapatılması davasını ele alan Steinbach, davanın ‚Kemalist elit grupların’ iktidar savaşı olduğunu öne sürüyor:

"Bu iktidar savaşını, geçen yıl Ahmet Necdet Sezer`in yerine gelecek olan Cumhurbaşkanı`nın belirlenmesi sürecinde de yoğun bir şekilde yaşamıştık.O sıralarda bu ihtilaftan AKP`nin zaferle çıktığını düşünmüştüm. Ama görüyoruz ki, devlet elitleri dediğimiz Kemalizmin klasik ilkelerini, yani laikliği savunanlar, bu savaşta geri adım atmamışlar. Şimdi kendi yöntemleriyle politik ihtilafı yeniden oluşturuyorlar."

Udo Steinbach, iktidar çekişmesinin ülkede sonu belli olmayan bir gerginlik yarattığını ifade ediyor. Bu durumun son yıllarda demokratikleşme adına gerçekleştirilen dönüşüme de zarar vereceğini, istikrarı bozarak, boşluk yaratacağını belirtiyor:

"Bir çok politik güç ülkede oluşan boşluğu doldurmaya çalışacaktır. Zira bu süreçte böylesi bir boşluğun olması kaçınılmazdır.Türkiye`de çok sayıda radikal organizasyon ve güç odaklarının olduğunu biliyoruz. Bunlar oluşan iktidar boşluğundan istifade etmek isteyecek; bu da ülkenin istikrarsızlaşması anlamına gelecektir. Ayrıca Türkiye için bununla ilişkili başka bir sorun da , AB ile ilişkilerin bundan böyle nasıl devam edeceğidir. Çünkü AB için, % 47`lik bir oyla iktidara gelen bir partinin kapatılması Türkiye`yle müzakerelerin devam etmeksinde büyük bir sorun teşkil edecektir."

Alman Şark Enstitüsü eski başkanı, AKP’nin, kapatma davasında AB`den destek beklemesini sorunların çözümü noktasında yanlış olarak niteliyor ve bu konuda asıl görevin ülke içindeki dinamiklere düştüğünü kaydediyor:

"Bence top şimdi AKP`de. Parti`nin bundan sonraki günlerde , haftalarda nasıl hareket ettiğini birlikte göreceğiz. Avrupa`dan geniş katılımlı tam destek için dönüşüm ve demokratikleşme süreci kararlılıkla devam ettirilmelidir. İlk adım 301`inci maddenin kaldırılması olmalı; ardından da demokratikleşme yolunda önemli ve büyük adımlar atılmalıdır. O zaman sadece AB`nin desteğini değil, Avrupa kamuoyunun ve elbette Türkiye`deki geniş bir çevrenin de desteğini almak mümkün olacaktır. Bunun sonucunda ise parti kapatma sürecinin devamı güçleşecektir."

Profesör Steinbach yeni Anayasa tasarısının bazı eksikler taşımasına rağmen, sivil toplumun gelişmesi ve Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından büyük önem arz ettiğini de söylüyor.  Cem Dalaman Berlin VOA


Osmanlı Hanedan torunu Ayşe Gülnev Sultan, 37 yaşında Türk vatandaşlığı belgesine kavuştu

26 Nisan 2008 Cumartesi 17:30

LONDRA -İHA- Abdülmecid'in çocukları olan 5. Murad ile 5. Mehmet'in soyundan gelen Osman Selâheddin'in kızı Ayşe Osmanoğlu, Türk vatandaşlığına geçmenin mutluluğunu yaşıyor. Geçtiğimiz hafta Türk vatandaşı olan Osmanoğlu, Türk hükümetine ve İngiltere'deki Türk Konsolosluğu yetkililerine teşekkür etti. Oldukça mutlu olduğu gözlenen Ayşe Sultan, Türk pasaportu ile Türk olduğunun belgelenmiş olmasının kendisi için oldukça önemli olduğunu söylerken, bu nedenle geçtiğimiz hafta oldukça duygu yüklü günler geçirdiğini sözlerine ekledi. Osmanlı Hanedan ailesinin İngiltere'de doğan ve eğitimini de İngiltere'de tamamlayan 37 yaşındaki genç ve başarılı üyesi Ayşe Gülnev Sultan, politika ve sanat üzerine üniversite eğitimini tamamladıktan sonra, üniversitede tanışıp evlendiği eşi Nicholas ile birlikte emlak işleri yapmaya başladı. Ayşe Sultan, basın mensuplarına açıklamada bulunurken, Türk vatandaşlığına geçmesinin kabul edilmesinin ardından, bütün yaz tatillerini Türkiye'nin güneyinde geçireceklerini söylerken, Türkiye'de geçirecekleri tatillerde, çocuklarının ve kendisinin Türkçe'yi ve Türk kültürünü öğrenmeyi ve kendi dillerini konuşabilmeyi umut ettiklerini de belirterek, daha önceki Türkiye ziyaretlerinde Dolmabahçe, Çırağan, Beylerbeyi, Topkapı gibi hemen hemen bütün sarayları da ziyaret ettiğini ifade etti. Eşi ve 5 çocuğunun Grand Prix Formula 1 yarışlarına olan hayranlığı nedeni ile kendisi de bir Grand Prix tutkunu olan Ayşe Sultan, Mayıs ayında gerçekleşecek olan Türkiye etabını izleyebilmek için arkadaşları ile birlikte Türkiye'yi ziyaret edeceklerini söyledi. Grand Prix'in Türkiye'de çok yeni olduğuna işaret eden Ayşe Gülnev, ancak bu popülaritesinin zamanla daha da artacağını ve İngiltere ile Fransa kadar popüler olabileceğini söyledi. Türkiye'nin bir Türk Grand Prix sürücüsüne ihtiyacı olduğunu ve bunun da Türk Grand Prix'in popülaritesini arttıracağını ifade eden Ayşe Sultan, Türk bir sürücü olmadığı için Türk Grand Prix hayranlarının kimi destekleyebileceği konusunda bir tahminde bulunamadığını, Türklerden en çok desteği, geçtiğimiz yılın şampiyonu Massa'nın alabileceği yorumunu yaptı. Ayşe Sultan'ın evinin hemen hemen her köşesinde Osmanlı ailesinin izlerini taşıyor. Ayşe Sultan'a büyük anne ve büyük dedelerinden kalan en büyük miras olan Sultan Reşad'ın eşine ait beyaz bir elbise ise evinin en önemli bölümünde sergileniyor. Türkiye'den ayrıldıklarında yanlarına hiçbir şey alamayan Osmanlı Hanedan üyelerinden Sultan Reşad'ın eşinin yanında götürdüğü ve Ayşe Gülnev'e hatıra kalan, bayramlık beyaz elbise Ayşe Sultan için büyük anlam taşıyor. Evin hemen hemen her köşesinde Osmanlı döneminde yapılmış olan ve asılları Türkiye'de bulunan yağlı boya resimlerin birer kopyası bulunuyor. Hemen hemen her resmin tarihi bir açıklaması olduğunu ifade eden Ayşe Sultan, bu resimlerden biri olan, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u alırken, gemileri karadan yürütmesi ve bu olayın sonunda Yunanlıların uğradığı şaşkınlığı anlatırken, büyük büyük dedelerinden biri olan Fatih Sultan'ın dehasına olan hayranlığı dikkat çekti. Ayşe Sultan'ın evinde eski aile fotoğraflarının sergilendiği bir bölümde en dikkat çeken fotoğraf ise Fenerbahçe futbol takımını gösteriyor. 1918 yılında çekilen fotoğrafta, Ayşe Gülnev'in büyük dedesi, işgalci İngiliz takımı ile maç yapmak üzere olan Fenerbahçe futbol takımı bir arada poz vermiş olarak yer alıyor. HİLÂL UŞTUK

 

FUJI VE PAPAUA GİNE'DEN
TÜRKİYE'NİN BM GÜVENLİK KONSEYİ ÜYELİĞİNE
TAM DESTEK

Hayrettin Turan
- İstanbul



Fiji Dişişleri Bakanı Ratu Epeli : “Türkiye’yi Destekleyeceğiz”

Fiji Dişişleri Bakanı Ratu Epeli BM Güvenlik Konseyinde geçici üyeliğin Türkiye' için çok önemli olduğunu anladık. Biz de gereken desteği vereceğiz. "Türkiye'nin üyeliğine desteğimizi söyledim. Birbirimizi belki bugüne kadar tanıyamadık, belki coğrafi olarak birbirimizden uzağız, ama bundan sonra Pasifik ada ülkeleriyle işbirliğinin güçleneceğine ben inanıyorum'' En azından Turizm alanında çok açık bir ülkeyiz. Pasifik'te balıkçılık, emek, tarım ve insan kaynakları gibi alanlarda işbirliği girişiminin kendileri için çok önemli olduğunu ifade eden bakan "Sayın Babacan ile yapacağım ikili görüşmede bu işbirliğini daha da ileri gidilmesini rica edeceğim.” dedi.

Papua Yeni Gine Dişişleri Bakanı : " Ttürkiye'nin Güvenlik Konseyi Üyeliğine destek sözü verdik"

Bu arada Papua Yeni Gine Dışişleri Bakanı Samuel Abal yine gazetemize yaptığı açıklamada, "Bu toplantı sayesinde ileride Türkiye ile çok daha yakın işbirliği yapabileceğiz. Ben kendi ülkem adına Birleşmiş Milletler'de Türkiye'ye destek vereceğimizi sayın Dişişleri Bakanı Ali Babacan'a söyledim. Diğer komşu adalarında aynı doğrultuda olduklarını biliyorum.Türkiye'nin başlattığı bu girişimin sayesinde ülkelerimiz arasında yakın ve yeni bir bir ilişkinin gelişeceğini umuyorum. Türkiye'nin ekonomik olarak yardımları, işbirliğimize ayrı bir önem verecek"şeklinde konuştu. Abal, Pasifik ülkelerindeki insanların da Birleşmiş Milletler ve uluslararası işbirliğine önem verdiğini ifade ederek, ''Bizler küçük ülkeler olabiliriz, ama uluslararası ortamda sözümüz geçiyor ve uluslararası barışa katkıda bulunmak istiyoruz'' dedi.
 


Pasifik Adaları'nın 16 'etekli erkek, çiçekli kadın' bakanları İstanbul'da toplandı

İSTANBUL -İHA- Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Pasifik ülkelerine küresel iklim değişikliği başta olmak üzere her alanda işbirliği çağrısında bulunarak, "Ortak çıkarlarımız için işbirliği yapmalıyız" dedi. İklim değişikliğinin dünyada korkunç etkilerinin beklendiğine de dikkat çeken Babacan, "Hiç bir ülke küresel iklim değişikliğinin etkisinden kaçınamaz" diye konuştu.

Türkiye-Pasifik Adaları Dışişleri Bakanları Toplantısı İstanbul'da başladı. Bakan Babacan'ın ev sahipliğinde Conrad Otel'de başlayan toplantıya, Pasifik Adaları Forumu üyesi 16 ülkenin dışişleri bakanları katıldı. Toplantıda Nauru, Vanuatu, Solomon Adaları, Marshall Adaları, Cook Adaları, Tuvalu, Papua Yeni Gine, Palau, Fiji, Mikronezya ve Samoa bakan düzeyinde,

Tonga ise dışişleri bakanlığı müsteşarı düzeyinde temsil ediliyor.

Güney Pasifik bölgesindeki ülkelerle ilişkileri geliştirmek amacıyla gerçekleştirilecek toplantının açılış konuşmasını Dışişleri Bakanı Ali Babacan yaptı. Babacan, Türkiye'de Güney Pasifik ülkeleri dışişleri bakanlarının iştirâki ile tertip olunacak ilk toplantı olması bakımından önem taşıyan konferansta, ikili ve çok taraflı işbirliği imkânı çerçevesinde sosyal ve ekonomik kalkınma, kalkınma yardımları, iklim değişikliği ve etkileri, doğal âfetlerle mücadele ve turizm konularının ele alınacağını söyledi.

Etkili iletişim kanallarının kurulması, kendine güvenli bir şekilde işbirliğini güçlendirmek ve küresel konularda işbirliği yapabilmenin, Türkiye'nin belirlediği stratejiler olduğunu belirten Babacan, "Pasifik adaları ülkeleriyle işbirliğimizin güçleneceğine inanıyorum. Türkiye ile Pasifik adaları hem resmi düzeyde, hem de iş dünyasında ilişkilerini güçlendirmeli. Pasifik ülkeleri, Türkiye ile iş yapma kapasitesini arttırırlarsa Avrupa ve Orta Asya pazarlarına daha da yaklaşacaklardır" dedi.

Ortak işbirliğinin önemine dikkat çeken Babacan, "İki tarafın iş dünyası bir çok alanda işbirliği yapabilir. Biz Pasifik Adaları ile işbirliği yapmaya hazırız. Birbirimizle ne kadar çok ekonomik işbirliği yaparsak, gelecekte çok daha fazla birbirimize yakın olabiliriz. Bu şekilde işsizlik başta olmak üzere; bir çok konuda yararlı işbirlikleri yapabiliriz. Ortak geleceğimizi birlikte oluşturalım. Hükümetler arası diyaloğu güçlendirmeli ve iş dünyasının birbirine yakın olması için fırsat oluşturmalıyız" diye konuştu.

Ali Babacan, bugün dünyanın en önemli konularından bir tanesinin iklim değişikliği olduğunu söyledi. Bu soruna karşı da işbirliğinin önemine değinen Babacan, "Nükleer savaşların ışığında dünyanın karşısındaki en önemli sorun iklim değişikliği. İklim değişikliği çevreyi gelecekte insanların refahını tehdit eden bir unsurdur. Türkiye, BM Genel Sekreteri'nin bu kritik konuyu BM'nin gündeminde birinci sıraya getirmesini takdirle karşılamaktadır. Hiçbir ülke küresel iklim değişikliğinin etkisinden kaçınamaz.

Bu konuda ulaslararası işbirliğine ihtiyaç var. Türkiye küresel çabalara tam destek vermektedir. Bu konuda BM ile işbirliğine hazırdır. Deniz düzeyinin yükselmesi, fırtınalar ve diğer iklim hareketleri, susuzluk gibi gelişmeler ada ülkelerinin varlığını bile tehdit eder düzeye gelmiş bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.

Ali Babacan, Türkiye'nin son yıllarda olumsuz iklim koşullarına karşı önlemler almaya başladığını söyledi. Türkiye'nin, kendi ulusal kaynaklarını yönetebilmek için ciddi çabalar gösterdiğine işâret eden Babacan, "Bugün dünyada iklim değişikliğinin son derece korkunç etkileri bekleniyor. Etkin çabalarımız hem insanların yaşamlarını kurtaracak, hem de yaşanabilecek bir olaydan sonra alınacak tedbirler düşünülecektir. Kızılay Türkiye'nin en köklü kuruluşlarından birisidir. Kızılay bugün iklim değişikliğinden dolayı son derece kötü etkilenebilecek ülkelere yardım etmek için bir plan hazırlamaktadır. Türkiye üç tarafı denizle çevrili bir ülke. Balıkçılık konusuna büyük önem vermekteyiz. Dünyada balık kaynaklarında azalma var. Bundan sonraki kuşakların da balık tutmasını istiyorsak güç birliği yapmalıyız. Bu konuda uluslararası düzeyde de işbirliğine gerek var. Türkiye bugün pasifik bölgesi ülkeleriyle işbirliğini güçlendirmek istiyor. Ortak çıkarlarımız için işbirliği yapmalıyız. Iki
ortak bildiri imzalayacağız. Amacımız diplomatik ve siyasi ilişkileri başlatabilmek. Bu toplantıdan sonra çok daha güçlü bir ilişkinin temellerini atacağız. Bu gelecek kuşaklar için de son derece önemli olacaktır" dedi.
Babacan'ın konuşmasının ardından temsilciler hâtırâ fotoğrafı çektirdi.

ETEKLİ TEMSİLCİ

Toplantıya katılan Tuvalu Adası'nın erkek İçişleri ve Kırsal Kalkınma Bakanı Willy Telavi, eteği ve sandaletleriyle dikkat çekti.
İstanbul Conrad Oteli'nde Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın ev sahipliğinde gerçekleşen Pasifik Adaları Dışişleri Bakanları toplantısına, dünyada en küçük dördüncü ülke olan Tuvalu'nun İçişleri ve Kırsal Kalkınma Bakanı Willy Telavi damgasını vurdu. Büyük Okyanus'ta, dokuz adet mercan adasından oluşan ülkesini temsilen toplantıya katılan Telavi'nin eteği ve ayaklarına giydiği sandaletleri dikkat çekti.
RAMAZAN CİN

ABD'de, pıhtılaşmaya karşı kan inceltici ilâç Heparin yüzünden, 1 yılda 103 hasta öldü

WASHINGTON -AA- ABD'de, pıhtılaşmaya karşı kan inceltici olarak kullanılan heparin ilacı yüzünden geçen yıl başından bu yana 100'ün üzerinde hastanın öldüğü bildirildi.
ABD Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) internet sitesinde yayınlanan yeni verilere göre, Ocak 2007'den bu yana heparin kullanan hastalardan 103'ü hayatını kaybetti.
FDA, ölümlerin 62'sinin alerjik reaksiyon ve tehlikeli bir tansiyon düşüklüğü tipi olan hipotansiyona bağlandığını, diğer ölümlerde alerjik reaksiyon bulgusuna rastlanmadığını bildirdi.
Heparinin yol açtığı ölümlerle ilgili olarak ilâcın üreticilerinden Baxter hakkında FDA'nın soruşturması hâlâ sürüyor. Baxter'ın ürettiği ilaç yüzünden 19 kişi ölmüş, yüzlerce kişide alerjik reaksiyonlar görülmüştü.
FDA geçen ay, Baxter'ın ilâcında, Çin'deki fabrikada üretim esnasında karıştığı tahmin edilen doğal olmayan bir kimyasal bulunduğunu tesbit etmişti. Kurum kimyasalın kazara mı yoksa kasdî olarak mı katıldığını araştırıyor.

 

Solana: AK Parti eğer kapatılırsa bu Türkiye- AB ilişkilerine çok ağır bir darbe vuracaktır

BRÜKSEL -AA- AB'nin Dış Politika ve Savunma Yüksek Temsilcisi Javier Solana, AK Parti'nin kapatılmasının Türkiye'nin AB ile ilişkilerine darbe vuracağını söyledi. Solana, Avrupa Parlamentosundaki bir komitenin oturumunda yaptığı konuşmada, "Türkiye'de yüksek mahkemenin makul davranacağı umudunda olduğunu" belirterek, "Çünkü kapatma, Türkiye'nin Avrupa'da bizimle ilişkilerine bir darbe olur" diye konuştu. AB Yüksek Temsilcisi, sözlerinin devamında, "sonuçların çok kötü olacağını" söyledi, ancak ayrıntıya girmedi. Solana, daha sonra gazetecilerin soruları üzerine, demokrasilerde parti kapatmanın "normal bir şey olmadığını" ifade etti.


İŞTE TOKİ'NİN İNANILMAZ HAÇ SKANDALI!..

Balıkesir Belediyesi tarafından TOKİ’ye yaptırılarak vatandaşa satılan evlerin çatılarındaki HAÇ işaretleri görenleri hayrete düşürürken işaretlerin ilginç detayları var.08 Nisan 2008 Salı 02:40 Habervatan'ın haberine göre TOKİ konutlarında HAÇ işaretlerinin konduğu binalar, Caminin sağ ve sol tarafına inşa edilmiş. Ayrıca 2.Etapta bulunan iki tip konuttan dört katlı olanlar değil de oniki katlı olanlar seçilmiş. HAÇ’lar cami minaresinde bulunan HİLAL’den daha yüksekte bulunuyor.

Balıkesir’de infial yaratan bu olay, konutlar üzerinden geçmekte olan bir pilot tarafından tesadüfen fark edildi. Olay MHP Balıkesir Mrk.İlçe Bşk. yardımcısı Fahrettin Sayıt tarafından yerel basın aracılığıyla tüm Balıkesir'lilere duyuruldu.

Haberle ilgili okuyuculardan yeni görüntüler geldi. TOKİ konutlarının projesinde çatılarda T görüntüsü ortaya çıkarken inşa edilen konutlar ise T HAÇ şekline dönüşüyor.


Danimarka Mahkemeler İdaresi: Başörtülüler hâkim olabilir

Danimarka Mahkemeler İdaresi, tarihî bir karara imza atarak başörtüsünün hâkim olmaya engel olmadığına hükmetti. 04 Nisan 2008 12:01 Yazı boyutunu büyütmek için Hasan Cücük

Yüksek Mahkeme Başkanı Torben Melchior, çok sayıda kadının avukat veya hâkim olmasının entegrasyonun sağlanmasında önemli olduğuna işaret ederek, "Aynı kural, inancından dolayı başını örtenler için de geçerli. Erkek eli sıkmayan veya saçını göstermeyen biri hâkim olamaz bir diye kural yoktur.

Başını örtmek, hakim olmaya engel değil." demişti. Açıklama üzerine harekete geçen Danimarka Mahkemeler İdaresi 'personel beklentileri yönetmeliği'ni hazırladı. Yönetmelikte, "Danimarka mahkemelerinde kültürel ve dini yönden başörtüsü, türban ve benzeri kıyafetlerin giyilmesinde bir engel yoktur; ancak yüz kapalı olmamak şartıyla..." görüşüne yer verildi. Karar, başörtülü hâkimlerin önünü açtı.

Mahkemelerde başörtülü hâkim, Anayasa Günü konuşmalarında gündeme gelmişti. Başbakan Anders Fogh Rasmussen "Özgür Danimarka düşüncesi, insanların giyim, kuşamına, özel ve kamusal alanda karışmaz. Müslüman kadınları rahat bırakın." şeklinde konuşmuştu. Yüksek Mahkeme Başkanı Torben Melchior da, "Bir kadın inancından dolayı erkeklerin elini sıkmıyorsa benim hiç umurumda değil. Tıpkı birinin kızıl saçlı olması gibi. Kafasını ne ile örttüğü değil, kafasının içindeki bilgiler önemlidir." demişti.

zaman

KANADA'DA FOK AVI -ACILAR PROTESTOCULARA SALDIRDI

ST.LAWRENCE (A.A) - Kanada'nın St. Lawrence Körfezinde fok avcıları, kendilerini görüntüleyen protestoculara saldırarak kameralarını kırdı.

     Geçen hafta da protestocuların Farley Mowat gemisiyle Kanada Sahil Güvenlik birlikleri arasında deniz savaşını andıran dalaşmanın ardından olaylar dün de sürdü. Kendilerine Deniz Çobanları Topluluğu ismini veren ve şu ana kadar avcıları görüntülemeyi başaran tek grup olan protestocuların, bölgedeki St.Pierre Adası'na demir attıklarını gören 40 kadar fok avcısı, adaya gelerek geminin ve protestocuların etrafını sardı.

     Fokları döverek avladıkları sopalarla gemiye ve protestoculara saldıran grup, protestocuların kameramanı Simeon Houtman'ın kamerasını kırıp, görüntüleri tahrip ettiler ve gemide hasra sebep oldular.

     Gemi kaptanı Alex Cornelissen, yerel polisin bölgede olmasına rağmen olaya müdahale etmediğini ileri sürdü. Yerel polisin, liman güvenliğini sağlamasının bir zorunluluk olduğunu belirten kaptan Cornelissen, olay üzerine gemiyi protestocular ve mürettebatıyla birlikte adadan uzaklaştırdı.

     Öte yandan Farley Mowat ve protestocu grup Deniz Çobanları Topluluğuna, Kanada deniz avcılığı yasalarını ihlal etmeleri sebebiyle 100 bin Kanada Doları para veya 1 yıldan fazla hapis cezası veya her iki cezanın birlikte verilebileceği açıklandı.

     Kanada Balıkçılık Bakanı Loyola Hearn yaptığı açıklamada, Deniz Çobanları Topluluğunun yasal avlanma veya herhangi bir izin olmadan av bölgesine 900 metreden fazla yaklaştığı belirtilerek, bunun Kanada federal yasalarına göre suç olduğunu ve konuyla ilgili kararın yürütülen soruşturma sonunda Nova Scotia eyaleti mahkemesi tarafından verileceği bildirildi.

     Kanada Balıkçılık Bakanı Loyola Hearn, fok avının Kanada Hükümetinin izni ve planlamasıyla yürütülen yasal bir av olduğunu belirterek, yasal bir harekette yasa dışı tüm hareketlerin cezalandırılmasının normal olduğunu hatırlattı.

 

Çevre kirliliğine karşı, köpekli-eşekli Dünya turu

ÇANAKKALE -AA- Çevre kirliliğine dikkat çekmek ve dünya barışına katkıda bulunmak için 11 ay önce İsviçre'den yürüyerek dünya turuna çıkan İsviçreli Celine Overney ile Mathias Berovalis, Çanakkale'ye geldi. İsviçre'nin Basel kentinden 12 Mayıs 2007'de yürüyerek yola çıkan, daha sonra İtalya, Slovenya, Hırvatistan ve Bosna Hersek'e giden Celine Overney (31) ile Mathias Berovalis (32), Arnavutluk ve Makedonya'dan aldıkları, "Skada" adlı eşek ile "Willy" adını verdikleri köpekle devam ettikleri yolculuklarında, Çanakkale'ye ulaştı. Çanakkale'nin ardından, Konya, Kapadokya, Trabzon'u da ziyaret edecek olan Overney ile Berovalis, daha sonra İran, Gürcistan, Ermenistan, Pakistan, Hindistan, Tibet, Çin ve Malezya'ya gidecek. Mesleği sağlık teknikerliği olan Berovalis, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hemşire olan arkadaşı Overney ile yaklaşık bir yıl önce çevre kirliliğine dikkat çekmek ve dünya barışına katkıda bulunmak amacıyla başlattıkları yürüyüşün 3 yıl sonra tamamlanacağını söyledi. Gittikleri ülkelerdeki dini yapıları tek tek ziyaret ettiklerini belirten Berovalis, Türkiye'de de özellikle semazenlerin bulunduğu Konya'yı görmek istediklerine işaret etti. Yolculuk süresince, yağmur, soğuk ve bazı ülkelerde bürokratik engellerle karşılaştıklarını anlatan Berovalis, 9 gün önce geldikleri Türkiye'de ise insanların misafirperverliğinden çok memnun kaldıklarını vurguladı. Gezilerini tamamladıktan sonra edindikleri deneyimlerle ilgili konferanslar vereceklerini, kitap yazacaklarını ifade eden Berovalis, çektikleri fotoğrafları internet sitelerinde yayınlayarak tüm dünyayla paylaşacaklarını kaydetti


 
 
      Ana Sayfa                                                                       Yorum Yaz