İngiltere
Dışişleri Bakanı David Miliband Maraş dondurmasını
eşiyle paylaşarak yedi
-AA- İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth ve eşi Edinburgh Dükü Prens Philip,
Kabataş Erkek Lisesi'nde dondurma yapımını izlerken,
kendisine şerbet sunan şerbetçiye tebessüm etti. Gezi
süresince Kraliçe II. Elizabeth'in stantlara belli bir
mesâfede yaklaştığı görülürken, eşi Prens Philip
stantlardaki objelerle tek tek ilgilenerek görevlilerle
zaman zaman şakalaştı. Prens Philip, Maraş dondurması
standına geldiğinde dondurmanın nasıl yapıldığına
ilişkin bilgi alarak, "yüksek teknoloji" diyerek espride
bulundu. Prens Philip, satranç tahtalarının bulunduğu
stantta da haçlı figürlü piyonu eline aldı. Bu arada,
Kraliçe II. Elizabeth'e gezi boyunca refâkat eden
İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband da
stantlardaki objelerle yakından ilgilendi. Miliband,
Maraş dondurmacısının geleneksel şovuna gülerek karşılık
verdi. Dondurmacının gösterisi sırasında Miliband,
elinde boş bir külâh bırakması üzerine de "Boş; her
zaman politikacının elinde kalandır" şeklinde espride
bulundu. David kendisine ikram edilen dondurmayı eşiyle
paylaşarak yedi.
Kına
gecesini izlediler, ön yargıları kırıldı
-İHA- İzmir Gençlik Gönüllüleri tarafından hazırlanan
Postmodernizm ve Simülasyon Kuramı için Muğla'ya gelen
Slovenya, Litvanya ve Portekizli öğrenciler için Türk
gecesi düzenlendi.
AB tarafından finanse edilen etkinlik çerçevesinde
Slovenya, Litvanya ve Portekiz'den gelen 20 öğrenci
Türkiye'nin kültürünü tanıma fırsatı buldu. Milas
Anadolu Meslek ve Meslek Lisesi Müdür Yardımcısı Veysel
Öz, yabancı öğrencilere Zeybek kültürü ve Türk halk
oyunlarıyla ilgili bilgi vererek gösteride bulundu.
Öğrenciler de, öğrendikleri Türk figürlerini sergiledi. Ayrıca gecede en
renkli görüntüler ise temsîl kına gecesi sırasında
yaşadı. Türk gelenekleriyle ellerine kına yakılan
öğrenciler "Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar"
türküsünde oynadılar. Grup adına bir açıklama^da bulunan
Litvanyalı Irmantas Skerys; "Grup olarak buraya gelme
sebebimiz Türkiye'nin kültürünü görmek. Diğer ülkelerde
ve bizde Türklere karşı bir ön yargı var. Buradaki ön
yargıları yıkmak için görmek ve öğrenmek istedik.
Projenin konusu olan postmodernizm üzerine daha faydalı
olmak için buraya geldik. Türk halkı dost canlısı.
Dışarıda bir şey yapsak herkes bize ilgi gösteriyor.
Aslında daha önceden Türkiye'de tehlikeli bir durum mu
var diye düşünüyorduk. Ancak burada öyle bir şey
olmadığını gördük. Buradaki yaklaşımlar çok dost ve
sıcakkanlı. Kendimizi burada çok iyi hissediyoruz. Kına
gecesi bizim için çok farklı bir tecrübe oldu.
Kıyafetler olsun; hareketler olsun, daha canlı ve
bizimkilerden daha farklı" dedi. MUTLU HAZER
Kadın
şef aşçılar, erkeklerle yarışacak
ANKARA -AA-
Türkiye'nin en seçkin aşçıları, 10 Mayısta Sheraton
Otelinde düzenlenecek etkinlikte "tatlı bir rekabet"
yaşayacak. Başkent Aşçılar ve Turizm Birliği Derneğinin
"Şef 8" adlı etkinliğinde, Ankara, İstanbul, İzmir ve
Antalya'dan Türk ve yabancı şef aşçılar, seçkin
konuklara tebliğ sunuacak. Şef aşçıların gruplar halinde
yeteneklerini göstereceği toplantıda, konuklar
yemeklerin nasıl hazırlandığını görme fırsatını da
yakalayacak; aşçılar maharetlerini gösterecek. Yabancı
şef aşçıların da yer alacağı etkinlikte, gruplardan biri
de sadece kadın şef aşçılardan kurulu olacak.
TÜRKİYE'NİN SEÇKİN AŞÇILARI BAŞKENTTE BULUŞACAK
-BAŞKENT AŞÇILAR VE TURİZM BİRLİĞİ DERNEĞİNİN, SHERATON
OTELİ'NDE 10 MAYISTA DÜZENLEYECEĞİ ''ŞEF 8'' ADLI
ETKİNLİKTE ANKARA, İSTANBUL, İZMİR VE ANTALYA'DAN TÜRK
VE YABANCI ŞEF AŞÇILAR, SEÇKİN KONUKLARA SUNUMLAR
YAPACAK -DERNEK BAŞKANI VE SHERATON OTELİ BAŞAŞÇISI ZEKİ
AÇIKÖZ: -''TÜRK MUTFAĞI, PİDE, KEBAP VE DÖNERDEN İBARET
DEĞİLDİR. BİZİM TENCERE, FIRIN YEMEKLERİMİZ,
ZEYTİNYAĞLILARIMIZ, VEJETARYENLERE YÖNELİK TATLARIMIZ
VAR. BUNLAR YURT DIŞINDA TANINMALI''
ANKARA (A.A) -
Burcu Bilgin - Türkiye'nin en seçkin aşçıları, 10
Mayısta Sheraton Otelinde düzenlenecek etkinlikte ''tatlı
bir rekabet'' yaşayacak. Başkent Aşçılar ve Turizm
Birliği Derneğinin ''Şef 8'' adlı etkinliğinde, Ankara,
İstanbul, İzmir ve Antalya'dan Türk ve yabancı şef
aşçılar, seçkin konuklara sunumlar yapacak.
Şef aşçıların gruplar halinde sunumlar yapacağı
etkinlikte, konuklar yemeklerin nasıl hazırlandığını
görme fırsatını da yakalayacak. Yemeklere göre, kırmızı,
beyaz ve ''tatlı sert'' şarap sunumlarının da yapılacağı
etkinlikte, aşçılar maharetlerini gösterecek.
Yabancı şef aşçıların da yer alacağı etkinlikte,
gruplardan biri de sadece kadın şef aşçılardan kurulu
olacak.
-''TÜRK
MUTFAĞI TANITILMALI''-
Başkent
Aşçılar ve Turizm Birliği Derneği Başkanı, Türkiye
Aşçılar Federasyonu İkinci Başkanı ve Sheraton Oteli
Başaşçısı Zeki Açıköz, etkinlikle ilgili AA muhabirine
bilgi verirken, bu etkinliğe ev sahipliği yapmaktan
duydukları mutluluğu dile getirdi.
Etkinliği izleyecekler arasında bazı bakanlar, yabancı
misyon şefleri, iş adamları ve sanayicilerin de
bulunacağını belirten Açıköz, ''Etkinlikte aslında
derecelendirme yok ama Türkiye'nin en seçkin şef
aşçıları maharetlerini sergileyeceğinden, tatlı bir
rekabet olacak'' dedi.
Yemek servislerinin de Hacettepe Üniversitesi Turizm
Bölümü öğrencilerince gerçekleştirileceğini belirten
Açıköz, bunun da öğrenciler için iyi bir tecrübe
olacağını ifade etti.
Bu gibi etkinliklerin aşçılara öz güven kazandırdığını
belirten Zeki Açıköz, Türk mutfağının yurt dışında
tanınmasının önemini şöyle anlattı:
''Aslında Türk aşçılarının yurt dışında çalışması ve
orada kalıcı olması gerekir. Böyle olması halinde Türk
mutfağı da daha iyi tanınır. Türk mutfağı, pide, kebap
ve dönerden ibaret değildir. Bizim tencere, fırın
yemeklerimiz, zeytinyağlılarımız, vejetaryenlere yönelik
tatlarımız var. Bunlar yurt dışında tanınmalıdır.
Beş yıldızlı otellerde her şey dahil hizmet sunmakla
Türk mutfağı tanıtılmaz. Önemli olan dışarıda Türkiye'yi
temsil edecek aşçılar yetiştirmektir. Türk aşçısı, Türk
yemeklerini en iyi biçimde pişirmelidir. Bize, 'siz
Fransız mutfağını iyi biliyor musunuz' demezler yurt
dışında. Bizim de dernek olarak amacımız bu öz güveni
üyelerimize kazandırmak. Sadece yabancı olduğu için
şeflere görev verilmemelidir. Onlar arasında da çok iyi
olanlar, bize pek çok şey öğretenler var ancak bu ayırım
iyi yapılmalıdır.''
Meslek seçiminin de bilinçli yapılması gerektiğine
işaret eden 29 yıllık aşçı Açıköz, aşçılık mesleğini
seçeceklere de ''Onlar bizim seçtiğimiz gibi seçmesinler.
Hep bunu söylüyorum. Bizi, 'eti senin, kemiği benim'
diyerek bu mesleğe verdiler. Halbuki bu, bilinçli
seçilmesi gereken, çok önemli bir meslektir''
tavsiyesinde bulundu.
Açıköz, Kasım ayında da Antalya'da düzenlenecek dev bir
organizasyonda Türkiye'nin dört bir tarafından aşçıları
bir araya getireceklerini sözlerine ekledi.
12
yaşındaki Ayşe, izdihamdan güçlükle aldığı ekmeği yere
düşürünce gözyaşlarına boğuldu
ADANA -İHA- Adana'da 40 kuruşa satılan ekmeği 20 kuruşa
alabilmek için Büyükşehir Belediyesi'ne ait büfeler
önünde uzun kuyruklar oluşturan vatandaşlar, izdihama
sebebiyet verdi.
Adana'da 150 gram ekmeğin fiyatının 40 kuruşa
yükseltilmesinden sonra vatandaşlar, 20 kuruşa ekmek
alabilmek için Büyükşehir Belediyesi büfeleri önünde
uzun kuyruklar oluşturuyor. Cumhuriyet Mahallesi'nde,
Büyükşehir Belediyesi fabrikalarından gelecek ucuz
ekmekleri bekleyen vatandaşlar, ekmeklerin
getirilmesiyle birlikte izdihama yol açtı. Ekmek
alabilmek için birbirlerini âdetâ ezen vatandaşlar
arasında kavga çıktı. Ekmek almaya gelen çocuklar da
ezilme tehlikesi geçirirken, 12 yaşındaki Ayşe Duyan
güçlükle alabildiği ekmeği izdiham sırasında düşürünce
gözyaşlarına boğuldu. Günde 2 YTL'lik ekmek aldığını ve
evde 18 kişi olduklarını belirten Ayşe Duyan, "Ekmek
almak için okulumdan erken çıktım. Ama ekmeğim yere
düştü. Ben eve ekmek götüremezsem evde aç kalırlar" dedi.
80 yaşındaki Elif Özonur ise, ekmek sırasında
rahatsızlandığı için sıranın kendisine gelmesini
sandalyeye oturarak bekledi.
FATİH KEÇE
Türkiye'nin
ilk karavan tatil köyü açılıyor !
ANKARA -AA-
Ankara'nın Beypazarı ilçesinde kurulan Türkiye'nin ilk
karavan tatil köyü 10 Mayıs'ta hizmete giriyor.
Beypazarı, tarih ve doğa severlerin yanı sıra şimdilerde
karavan meraklılarının da ilgi odağı olmaya aday.
Beypazarı Yeşil Göl'deki As Balıkçılık Camping
Tesisleri'nde kurulan karavan tatil köyüne her hafta
sonu Ankara'dan tur düzenlenmeye başlanıyor. Bir gece
iki günlük tur programı içerisinde iştirâkçiler,
karavanlarda kampa girip gölde balık tutmanın yanı sıra
Beypazarı'nı da gezme fırsatı buluyorlar. İlk kampın
Anneler Günü'nde açılacağını belirten tatil köyü
yetkilileri, ailelere
karavanlarda geçirilecek hafta sonu ile farklı bir
kutlama imkânı sunduklarını söylediler. Her türlü
konfora sahip karavanların içinde mutfak olmasının da
kampçılara restorana alternatif yemeklerini kendilerinin
pişirme olanağını sağladığına değinen yetkililer,
özellikle Ankaralıların şimdiden tatil köyüne büyük ilgi
gösterdiklerini belirttiler.
TAHİR SARIKAYA
Emniyet
İstihbarat eski Başkanı Orakoğlu:
PKK'nın arkasında, NATO emrinde örgüt var
RİZE -İHA-
Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı Bülent Orakoğlu,
emperyalist güçlerin ülkemizdeki insanları kutuplaşmaya
sürüklediğini söyledi. Saadet Partisi (SP) tarafından
Rize İsmail Kahraman Kültür Merkezi'nde düzenlenen
panelde konuşan Emniyet İstihbarat Dairesi eski Başkanı
Bülent Orakoğlu, önemli değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye'de insanlar arasında nifak tohumları ekilmek
istendiğini savunan Orakoğlu, emperyalist güçlerin
ülkedeki insanları kutuplaşmaya ve iç çatışmaya yönelik
girişim peşinde olduğunu söyledi. Türkiye'de
Başbakanların 78'li yıllardan başlayarak PKK terör
örgütü ile mücadele etmek zorunda bırakıldığını ifade
eden Orakoğlu, şöyle konuştu: "Türkiye Cumhuriyeti'nin
Başbakanları bu ülkenin ekonomik gücünü bu mücadeleye
adamıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin refahı için neler
yapabiliriz diye düşünememişlerdir. Çünkü halkın,
milletin oyları ile gelmiş iktidarlar maalesef terör
şartları oluşturularak antidemokratik bir şekilde
görevlerinden uzaklaştırılmışlardır." Türkiye'nin yeni
bir takım darbe senaryolarının içerisinde mücadele
verdiğini anlatan Orakoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye bugün Ortadoğu'da bölgesel bir güç olması
gerekirken içine kapanmıştır. Emperyalist güçlerin
ülkemizdeki insanları kutuplaşmaya iç çatışmaya yönelik
gerilim oluşturmaya yönelik ciddi girişimler oluşmaya
başlamıştır." Orakoğlu, kurulması planlanan büyük İsrail
devleti için Türkiye'nin sınırlarının küçültülerek bu
sınırlar içerisinde bir Kürt devleti kurulmak
istendiğini iddia etti. Türkiye'nin dönüşü olmayan bir
yola girdiğini anlatan Bülent Orakoğlu, sözlerine şöyle
devam etti: "Ortadoğu'da oynanan oyun belli. Amerika
Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Rice, Rusya'da iki
sene önce yapılan bir toplantıda demiştir ki 'Ortadoğu'nun
sınırları eskidi. Ortadoğu'da bazı devletler ortadan
kaldırılacak. Bazı devletlerin ise sınırları
küçültülecek' Bunu bütün dünya kamuoyunun gözleri önünde
söyledi. Peki Türkiye'ye burada ne düşüyor? Türkiye
burada sınırları küçültülecek devletler arasında. Yani
Türkiye sınırları içerisinde Kürdistan devleti kurulacak.
Kim için? Büyük İsrail için. Türkiye'nin maalesef durumu
bu şekildedir." Orakoğlu, Türkiye üzerinde oynanan en
büyük oyunun, en çok ihtiyaç duyduğumuz birlik ve
beraberliğimizin bozulması olduğunu söyledi. Bu milletin
arasındaki birlik ve beraberliğin bozulmak istendiğini
anlatan Orakoğlu, şöyle konuştu: "Türkiye
Cumhuriyeti'nin anayasal kurumları arasında birlik ve
beraberlik bozulmak isteniyor. İktidar ve anayasal bir
takım kurumlar arasında çatışmalar var. Halkın iradesi
ile iktidara gelmiş bir siyasi parti kapatılmak
isteniyor. Bugün Türkiye'de güvenlik güçleri şehitler
veriyor." Bülent Orakoğlu, Emniyet İstihbarat Dairesi
Başkanlığı görevini yaptığı dönemden bazı hatıralarını
anlatarak sözlerine şöyle devam etti: "Terörist Abdullah
Öcalan DGM'de verdiği ifadesinde 'Bizimle irtibata
geçtiler' diyor. Bunlar kimdir? Bunlar ortaya çıkarılsın."
PKK'nın arkasında NATO ve Pentagon kontrolündeki gladio
isimli örgütün olduğunu ileri süren Orakoğlu, bu örgütün
Türkiye içindeki kurumlara sızmış olduğunu ve Abdullah
Öcalan'a da PKK'yı bu örgütün kurdurduğunu iddia etti.
Hiç kimsenin kendisini devletin, güvenlik kurumlarının,
anayasal kurumlarının yerine koymaya hakkı olmadığını
anlatan Orakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "PKK derin
NATO'nun ve Pentagon'un kurmuş olduğu bir terör
örgütüdür. Türkiye'nin yıllarca başına bela edilmiştir.
Abdullah Öcalan 1964-65 yıllarında bu örgütün içerisine
alınmıştır. 1978'de PKK'yı kurmuştur. 14 sene içinde
Abdullah Öcalan eğitilmiştir. Mahir Çayan öldürülünce
Doğu Perinçek bir Şafak Bildirisi yayınlamıştır. Bu
bildiriyi aşırı sosyalist gençler dağıtmıştır.
Dağıtanlar arasında bir tanesi de Öcalan'dır. Bunlar
yakalanmıştır. Yakalananlardan bir tanesi de Öcalan'dır.
Arkadaşları 7-8 yıl yerken o 3 ay yatıp çıkmıştır."
'AKP'nin
Kapatılması Radikallere Yarar'
Udo Steinbach
1973 yılında kurulan ve Avrupa’da kendi alanında en
saygınlar arasında yer alan Alman Şark Enstitüsü’nün
kurucusu ve Türkiye uzmanı Profesör Udo Steinbach,
Almanya muhabirimiz Cem Dalaman’a verdiği röportajda
AKP’nin yasaklanmasının Türkiye’nin AB üyeliği sürecini
olumsuz etkileyeceğini, şu anda ülkede yaşanan siyasi
boşluğun ise radikal güçklerin işine yarayacağını
söyledi.
Cumhuriyetin
ilk yıllarından başlayarak, Türkiye`nin demokratikleşme
ve Batılılaşma sürecini bilimsel olarak mercek altına
alan Steinbach, Alman televizyonlarında Türkiye
konusunda gerçekleşen programların ‚olmazsa olmaz’
konuğu. Federal Hükümetlere Türkiye ve İslam konularında
rapor hazırlayan Steinbach, Türkiye’nin AB üyeliği ile
bağlantılı sivri ve provakatif çıkışları ile de
tanınıyor.
Türkiye`nin
demokratikleşme sürecinde hukuk devleti ve din özgürlüğü
gibi konular göz önünde tutulduğunda, AB üyeliğinin uzak
bir hedef olduğunu öne süren Steinbach, 2002
seçimlerinde AKP’nin zaferi ile birlikte, ülkenin İslami
karakterinin vurgulandığını ama aynı zamanda Avrupa
yolunda ilerlemek isteyen bir iktidarın başa geldiğinin
altını çiziyor. Bu çerçevede AKP`nin kapatılması
davasını ele alan Steinbach, davanın ‚Kemalist elit
grupların’ iktidar savaşı olduğunu öne sürüyor:
"Bu iktidar
savaşını, geçen yıl Ahmet Necdet Sezer`in yerine gelecek
olan Cumhurbaşkanı`nın belirlenmesi sürecinde de yoğun
bir şekilde yaşamıştık.O sıralarda bu ihtilaftan AKP`nin
zaferle çıktığını düşünmüştüm. Ama görüyoruz ki, devlet
elitleri dediğimiz Kemalizmin klasik ilkelerini, yani
laikliği savunanlar, bu savaşta geri adım atmamışlar.
Şimdi kendi yöntemleriyle politik ihtilafı yeniden
oluşturuyorlar."
Udo Steinbach,
iktidar çekişmesinin ülkede sonu belli olmayan bir
gerginlik yarattığını ifade ediyor. Bu durumun son
yıllarda demokratikleşme adına gerçekleştirilen dönüşüme
de zarar vereceğini, istikrarı bozarak, boşluk
yaratacağını belirtiyor:
"Bir çok
politik güç ülkede oluşan boşluğu doldurmaya
çalışacaktır. Zira bu süreçte böylesi bir boşluğun
olması kaçınılmazdır.Türkiye`de çok sayıda radikal
organizasyon ve güç odaklarının olduğunu biliyoruz.
Bunlar oluşan iktidar boşluğundan istifade etmek
isteyecek; bu da ülkenin istikrarsızlaşması anlamına
gelecektir. Ayrıca Türkiye için bununla ilişkili başka
bir sorun da , AB ile ilişkilerin bundan böyle nasıl
devam edeceğidir. Çünkü AB için, % 47`lik bir oyla
iktidara gelen bir partinin kapatılması Türkiye`yle
müzakerelerin devam etmeksinde büyük bir sorun teşkil
edecektir."
Alman Şark
Enstitüsü eski başkanı, AKP’nin, kapatma davasında
AB`den destek beklemesini sorunların çözümü noktasında
yanlış olarak niteliyor ve bu konuda asıl görevin ülke
içindeki dinamiklere düştüğünü kaydediyor:
"Bence top
şimdi AKP`de. Parti`nin bundan sonraki günlerde ,
haftalarda nasıl hareket ettiğini birlikte göreceğiz.
Avrupa`dan geniş katılımlı tam destek için dönüşüm ve
demokratikleşme süreci kararlılıkla devam ettirilmelidir.
İlk adım 301`inci maddenin kaldırılması olmalı; ardından
da demokratikleşme yolunda önemli ve büyük adımlar
atılmalıdır. O zaman sadece AB`nin desteğini değil,
Avrupa kamuoyunun ve elbette Türkiye`deki geniş bir
çevrenin de desteğini almak mümkün olacaktır. Bunun
sonucunda ise parti kapatma sürecinin devamı
güçleşecektir."
Profesör
Steinbach yeni Anayasa tasarısının bazı eksikler
taşımasına rağmen, sivil toplumun gelişmesi ve
Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından büyük önem arz
ettiğini de söylüyor. Cem Dalaman Berlin VOA
Osmanlı
Hanedan torunu Ayşe Gülnev Sultan, 37 yaşında Türk
vatandaşlığı belgesine kavuştu
26 Nisan 2008
Cumartesi 17:30
LONDRA -İHA-
Abdülmecid'in çocukları olan 5. Murad ile 5. Mehmet'in
soyundan gelen Osman Selâheddin'in kızı Ayşe Osmanoğlu,
Türk vatandaşlığına geçmenin mutluluğunu yaşıyor.
Geçtiğimiz hafta Türk vatandaşı olan Osmanoğlu, Türk
hükümetine ve İngiltere'deki Türk Konsolosluğu
yetkililerine teşekkür etti. Oldukça mutlu olduğu
gözlenen Ayşe Sultan, Türk pasaportu ile Türk olduğunun
belgelenmiş olmasının kendisi için oldukça önemli
olduğunu söylerken, bu nedenle geçtiğimiz hafta oldukça
duygu yüklü günler geçirdiğini sözlerine ekledi. Osmanlı
Hanedan ailesinin İngiltere'de doğan ve eğitimini de
İngiltere'de tamamlayan 37 yaşındaki genç ve başarılı
üyesi Ayşe Gülnev Sultan, politika ve sanat üzerine
üniversite eğitimini tamamladıktan sonra, üniversitede
tanışıp evlendiği eşi Nicholas ile birlikte emlak işleri
yapmaya başladı. Ayşe Sultan, basın mensuplarına
açıklamada bulunurken, Türk vatandaşlığına geçmesinin
kabul edilmesinin ardından, bütün yaz tatillerini
Türkiye'nin güneyinde geçireceklerini söylerken,
Türkiye'de geçirecekleri tatillerde, çocuklarının ve
kendisinin Türkçe'yi ve Türk kültürünü öğrenmeyi ve
kendi dillerini konuşabilmeyi umut ettiklerini de
belirterek, daha önceki Türkiye ziyaretlerinde
Dolmabahçe, Çırağan, Beylerbeyi, Topkapı gibi hemen
hemen bütün sarayları da ziyaret ettiğini ifade etti.
Eşi ve 5 çocuğunun Grand Prix Formula 1 yarışlarına olan
hayranlığı nedeni ile kendisi de bir Grand Prix tutkunu
olan Ayşe Sultan, Mayıs ayında gerçekleşecek olan
Türkiye etabını izleyebilmek için arkadaşları ile
birlikte Türkiye'yi ziyaret edeceklerini söyledi. Grand
Prix'in Türkiye'de çok yeni olduğuna işaret eden Ayşe
Gülnev, ancak bu popülaritesinin zamanla daha da
artacağını ve İngiltere ile Fransa kadar popüler
olabileceğini söyledi. Türkiye'nin bir Türk Grand Prix
sürücüsüne ihtiyacı olduğunu ve bunun da Türk Grand
Prix'in popülaritesini arttıracağını ifade eden Ayşe
Sultan, Türk bir sürücü olmadığı için Türk Grand Prix
hayranlarının kimi destekleyebileceği konusunda bir
tahminde bulunamadığını, Türklerden en çok desteği,
geçtiğimiz yılın şampiyonu Massa'nın alabileceği
yorumunu yaptı. Ayşe Sultan'ın evinin hemen hemen her
köşesinde Osmanlı ailesinin izlerini taşıyor. Ayşe
Sultan'a büyük anne ve büyük dedelerinden kalan en büyük
miras olan Sultan Reşad'ın eşine ait beyaz bir elbise
ise evinin en önemli bölümünde sergileniyor. Türkiye'den
ayrıldıklarında yanlarına hiçbir şey alamayan Osmanlı
Hanedan üyelerinden Sultan Reşad'ın eşinin yanında
götürdüğü ve Ayşe Gülnev'e hatıra kalan, bayramlık beyaz
elbise Ayşe Sultan için büyük anlam taşıyor. Evin hemen
hemen her köşesinde Osmanlı döneminde yapılmış olan ve
asılları Türkiye'de bulunan yağlı boya resimlerin birer
kopyası bulunuyor. Hemen hemen her resmin tarihi bir
açıklaması olduğunu ifade eden Ayşe Sultan, bu
resimlerden biri olan, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u
alırken, gemileri karadan yürütmesi ve bu olayın sonunda
Yunanlıların uğradığı şaşkınlığı anlatırken, büyük büyük
dedelerinden biri olan Fatih Sultan'ın dehasına olan
hayranlığı dikkat çekti. Ayşe Sultan'ın evinde eski aile
fotoğraflarının sergilendiği bir bölümde en dikkat çeken
fotoğraf ise Fenerbahçe futbol takımını gösteriyor. 1918
yılında çekilen fotoğrafta, Ayşe Gülnev'in büyük dedesi,
işgalci İngiliz takımı ile maç yapmak üzere olan
Fenerbahçe futbol takımı bir arada poz vermiş olarak yer
alıyor. HİLÂL UŞTUK
FUJI VE PAPAUA GİNE'DEN
TÜRKİYE'NİN BM GÜVENLİK KONSEYİ ÜYELİĞİNE
TAM DESTEK
Hayrettin
Turan
- İstanbul
Fiji Dişişleri Bakanı Ratu Epeli : “Türkiye’yi
Destekleyeceğiz”
Fiji Dişişleri
Bakanı Ratu Epeli BM Güvenlik Konseyinde geçici üyeliğin
Türkiye' için çok önemli olduğunu anladık. Biz de
gereken desteği vereceğiz. "Türkiye'nin üyeliğine
desteğimizi söyledim. Birbirimizi belki bugüne kadar
tanıyamadık, belki coğrafi olarak birbirimizden uzağız,
ama bundan sonra Pasifik ada ülkeleriyle işbirliğinin
güçleneceğine ben inanıyorum'' En azından Turizm
alanında çok açık bir ülkeyiz. Pasifik'te balıkçılık,
emek, tarım ve insan kaynakları gibi alanlarda işbirliği
girişiminin kendileri için çok önemli olduğunu ifade
eden bakan "Sayın Babacan ile yapacağım ikili görüşmede
bu işbirliğini daha da ileri gidilmesini rica edeceğim.”
dedi.
Papua
Yeni Gine Dişişleri Bakanı : " Ttürkiye'nin Güvenlik
Konseyi Üyeliğine destek sözü verdik"
Bu arada Papua
Yeni Gine Dışişleri Bakanı Samuel Abal yine gazetemize
yaptığı açıklamada, "Bu toplantı sayesinde ileride
Türkiye ile çok daha yakın işbirliği yapabileceğiz. Ben
kendi ülkem adına Birleşmiş Milletler'de Türkiye'ye
destek vereceğimizi sayın Dişişleri Bakanı Ali Babacan'a
söyledim. Diğer komşu adalarında aynı doğrultuda
olduklarını biliyorum.Türkiye'nin başlattığı bu
girişimin sayesinde ülkelerimiz arasında yakın ve yeni
bir bir ilişkinin gelişeceğini umuyorum. Türkiye'nin
ekonomik olarak yardımları, işbirliğimize ayrı bir önem
verecek"şeklinde konuştu. Abal, Pasifik ülkelerindeki
insanların da Birleşmiş Milletler ve uluslararası
işbirliğine önem verdiğini ifade ederek, ''Bizler küçük
ülkeler olabiliriz, ama uluslararası ortamda sözümüz
geçiyor ve uluslararası barışa katkıda bulunmak
istiyoruz'' dedi.
Pasifik
Adaları'nın 16 'etekli erkek, çiçekli kadın' bakanları
İstanbul'da toplandı
İSTANBUL -İHA- Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Pasifik
ülkelerine küresel iklim değişikliği başta olmak üzere
her alanda işbirliği çağrısında bulunarak, "Ortak
çıkarlarımız için işbirliği yapmalıyız" dedi. İklim
değişikliğinin dünyada korkunç etkilerinin beklendiğine
de dikkat çeken Babacan, "Hiç bir ülke küresel iklim
değişikliğinin etkisinden kaçınamaz" diye konuştu.
Türkiye-Pasifik Adaları Dışişleri Bakanları Toplantısı
İstanbul'da başladı. Bakan Babacan'ın ev sahipliğinde
Conrad Otel'de başlayan toplantıya, Pasifik Adaları
Forumu üyesi 16 ülkenin dışişleri bakanları katıldı.
Toplantıda Nauru, Vanuatu, Solomon Adaları, Marshall Adaları, Cook Adaları, Tuvalu, Papua Yeni Gine, Palau,
Fiji, Mikronezya ve Samoa bakan düzeyinde,
Tonga ise
dışişleri bakanlığı müsteşarı düzeyinde temsil ediliyor.
Güney Pasifik bölgesindeki ülkelerle ilişkileri
geliştirmek amacıyla gerçekleştirilecek toplantının
açılış konuşmasını Dışişleri Bakanı Ali Babacan yaptı.
Babacan, Türkiye'de Güney Pasifik ülkeleri dışişleri
bakanlarının iştirâki ile tertip olunacak ilk toplantı
olması bakımından önem taşıyan konferansta, ikili ve çok
taraflı işbirliği imkânı çerçevesinde sosyal ve ekonomik
kalkınma, kalkınma yardımları, iklim değişikliği ve
etkileri, doğal âfetlerle mücadele ve turizm konularının
ele alınacağını söyledi.
Etkili iletişim kanallarının kurulması, kendine güvenli
bir şekilde işbirliğini güçlendirmek ve küresel
konularda işbirliği yapabilmenin, Türkiye'nin
belirlediği stratejiler olduğunu belirten Babacan, "Pasifik
adaları ülkeleriyle işbirliğimizin güçleneceğine
inanıyorum. Türkiye ile Pasifik adaları hem resmi
düzeyde, hem de iş dünyasında ilişkilerini güçlendirmeli.
Pasifik ülkeleri, Türkiye ile iş yapma kapasitesini
arttırırlarsa Avrupa ve Orta Asya pazarlarına daha da
yaklaşacaklardır" dedi.
Ortak işbirliğinin önemine dikkat çeken Babacan, "İki
tarafın iş dünyası bir çok alanda işbirliği yapabilir.
Biz Pasifik Adaları ile işbirliği yapmaya hazırız.
Birbirimizle ne kadar çok ekonomik işbirliği yaparsak,
gelecekte çok daha fazla birbirimize yakın olabiliriz.
Bu şekilde işsizlik başta olmak üzere; bir çok konuda
yararlı işbirlikleri yapabiliriz. Ortak geleceğimizi
birlikte oluşturalım. Hükümetler arası diyaloğu
güçlendirmeli ve iş dünyasının birbirine yakın olması
için fırsat oluşturmalıyız" diye konuştu.
Ali Babacan, bugün dünyanın en önemli konularından bir
tanesinin iklim değişikliği olduğunu söyledi. Bu soruna
karşı da işbirliğinin önemine değinen Babacan, "Nükleer
savaşların ışığında dünyanın karşısındaki en önemli
sorun iklim değişikliği. İklim değişikliği çevreyi
gelecekte insanların refahını tehdit eden bir unsurdur.
Türkiye, BM Genel Sekreteri'nin bu kritik konuyu BM'nin
gündeminde birinci sıraya getirmesini takdirle
karşılamaktadır. Hiçbir ülke küresel iklim
değişikliğinin etkisinden kaçınamaz.
Bu konuda ulaslararası işbirliğine ihtiyaç var. Türkiye
küresel çabalara tam destek vermektedir. Bu konuda BM
ile işbirliğine hazırdır. Deniz düzeyinin yükselmesi,
fırtınalar ve diğer iklim hareketleri, susuzluk gibi
gelişmeler ada ülkelerinin varlığını bile tehdit eder
düzeye gelmiş bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.
Ali Babacan, Türkiye'nin son yıllarda olumsuz iklim
koşullarına karşı önlemler almaya başladığını söyledi.
Türkiye'nin, kendi ulusal kaynaklarını yönetebilmek için
ciddi çabalar gösterdiğine işâret eden Babacan, "Bugün
dünyada iklim değişikliğinin son derece korkunç etkileri
bekleniyor. Etkin çabalarımız hem insanların yaşamlarını
kurtaracak, hem de yaşanabilecek bir olaydan sonra
alınacak tedbirler düşünülecektir. Kızılay Türkiye'nin
en köklü kuruluşlarından birisidir. Kızılay bugün iklim
değişikliğinden dolayı son derece kötü etkilenebilecek
ülkelere yardım etmek için bir plan hazırlamaktadır.
Türkiye üç tarafı denizle çevrili bir ülke. Balıkçılık
konusuna büyük önem vermekteyiz. Dünyada balık
kaynaklarında azalma var. Bundan sonraki kuşakların da
balık tutmasını istiyorsak güç birliği yapmalıyız. Bu
konuda uluslararası düzeyde de işbirliğine gerek var.
Türkiye bugün pasifik bölgesi ülkeleriyle işbirliğini
güçlendirmek istiyor. Ortak çıkarlarımız için işbirliği
yapmalıyız. Iki
ortak bildiri imzalayacağız. Amacımız diplomatik ve
siyasi ilişkileri başlatabilmek. Bu toplantıdan sonra
çok daha güçlü bir ilişkinin temellerini atacağız. Bu
gelecek kuşaklar için de son derece önemli olacaktır"
dedi.
Babacan'ın konuşmasının ardından temsilciler hâtırâ
fotoğrafı çektirdi.
ETEKLİ
TEMSİLCİ
Toplantıya katılan Tuvalu Adası'nın erkek İçişleri ve
Kırsal Kalkınma Bakanı Willy Telavi, eteği ve
sandaletleriyle dikkat çekti.
İstanbul Conrad Oteli'nde Dışişleri Bakanı Ali
Babacan'ın ev sahipliğinde gerçekleşen Pasifik Adaları
Dışişleri Bakanları toplantısına, dünyada en küçük
dördüncü ülke olan Tuvalu'nun İçişleri ve Kırsal
Kalkınma Bakanı Willy Telavi damgasını vurdu. Büyük
Okyanus'ta, dokuz adet mercan adasından oluşan ülkesini
temsilen toplantıya katılan Telavi'nin eteği ve
ayaklarına giydiği sandaletleri dikkat çekti.
RAMAZAN CİN
ABD'de, pıhtılaşmaya karşı kan inceltici ilâç Heparin
yüzünden, 1 yılda 103 hasta öldü
WASHINGTON
-AA- ABD'de, pıhtılaşmaya karşı kan inceltici olarak
kullanılan heparin ilacı yüzünden geçen yıl başından bu
yana 100'ün üzerinde hastanın öldüğü bildirildi.
ABD Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) internet sitesinde
yayınlanan yeni verilere göre, Ocak 2007'den bu yana
heparin kullanan hastalardan 103'ü hayatını kaybetti.
FDA, ölümlerin 62'sinin alerjik reaksiyon ve tehlikeli
bir tansiyon düşüklüğü tipi olan hipotansiyona
bağlandığını, diğer ölümlerde alerjik reaksiyon
bulgusuna rastlanmadığını bildirdi.
Heparinin yol açtığı ölümlerle ilgili olarak ilâcın
üreticilerinden Baxter hakkında FDA'nın soruşturması
hâlâ sürüyor. Baxter'ın ürettiği ilaç yüzünden 19 kişi
ölmüş, yüzlerce kişide alerjik reaksiyonlar görülmüştü.
FDA geçen ay, Baxter'ın ilâcında, Çin'deki fabrikada
üretim esnasında karıştığı tahmin edilen doğal olmayan
bir kimyasal bulunduğunu tesbit etmişti. Kurum
kimyasalın kazara mı yoksa kasdî olarak mı katıldığını
araştırıyor.
Solana: AK Parti eğer kapatılırsa bu Türkiye- AB
ilişkilerine çok ağır bir darbe vuracaktır
BRÜKSEL -AA-
AB'nin Dış Politika ve Savunma Yüksek Temsilcisi Javier
Solana, AK Parti'nin kapatılmasının Türkiye'nin AB ile
ilişkilerine darbe vuracağını söyledi. Solana, Avrupa
Parlamentosundaki bir komitenin oturumunda yaptığı
konuşmada, "Türkiye'de yüksek mahkemenin makul
davranacağı umudunda olduğunu" belirterek, "Çünkü
kapatma, Türkiye'nin Avrupa'da bizimle ilişkilerine bir
darbe olur" diye konuştu. AB Yüksek Temsilcisi,
sözlerinin devamında, "sonuçların çok kötü olacağını"
söyledi, ancak ayrıntıya girmedi. Solana, daha sonra
gazetecilerin soruları üzerine, demokrasilerde parti
kapatmanın "normal bir şey olmadığını" ifade etti.
İŞTE TOKİ'NİN
İNANILMAZ HAÇ SKANDALI!..
Balıkesir Belediyesi tarafından TOKİ’ye yaptırılarak
vatandaşa satılan evlerin çatılarındaki HAÇ işaretleri
görenleri hayrete düşürürken işaretlerin ilginç
detayları var.08 Nisan 2008 Salı 02:40 Habervatan'ın
haberine göre TOKİ konutlarında HAÇ işaretlerinin
konduğu binalar, Caminin sağ ve sol tarafına inşa
edilmiş. Ayrıca 2.Etapta bulunan iki tip konuttan dört
katlı olanlar değil de oniki katlı olanlar seçilmiş.
HAÇ’lar cami minaresinde bulunan HİLAL’den daha yüksekte
bulunuyor.
Balıkesir’de
infial yaratan bu olay, konutlar üzerinden geçmekte olan
bir pilot tarafından tesadüfen fark edildi. Olay MHP
Balıkesir Mrk.İlçe Bşk. yardımcısı Fahrettin Sayıt
tarafından yerel basın aracılığıyla tüm Balıkesir'lilere
duyuruldu.
Haberle ilgili
okuyuculardan yeni görüntüler geldi. TOKİ konutlarının
projesinde çatılarda T görüntüsü ortaya çıkarken inşa
edilen konutlar ise T HAÇ şekline dönüşüyor.
Danimarka Mahkemeler İdaresi: Başörtülüler hâkim
olabilir
Danimarka
Mahkemeler İdaresi, tarihî bir karara imza atarak
başörtüsünün hâkim olmaya engel olmadığına hükmetti. 04
Nisan 2008 12:01 Yazı boyutunu büyütmek için Hasan Cücük
Yüksek Mahkeme
Başkanı Torben Melchior, çok sayıda kadının avukat veya
hâkim olmasının entegrasyonun sağlanmasında önemli
olduğuna işaret ederek, "Aynı kural, inancından dolayı
başını örtenler için de geçerli. Erkek eli sıkmayan veya
saçını göstermeyen biri hâkim olamaz bir diye kural
yoktur.
Başını örtmek,
hakim olmaya engel değil." demişti. Açıklama üzerine
harekete geçen Danimarka Mahkemeler İdaresi 'personel
beklentileri yönetmeliği'ni hazırladı. Yönetmelikte, "Danimarka
mahkemelerinde kültürel ve dini yönden başörtüsü, türban
ve benzeri kıyafetlerin giyilmesinde bir engel yoktur;
ancak yüz kapalı olmamak şartıyla..." görüşüne yer
verildi. Karar, başörtülü hâkimlerin önünü açtı.
Mahkemelerde
başörtülü hâkim, Anayasa Günü konuşmalarında gündeme
gelmişti. Başbakan Anders Fogh Rasmussen "Özgür
Danimarka düşüncesi, insanların giyim, kuşamına, özel ve
kamusal alanda karışmaz. Müslüman kadınları rahat
bırakın." şeklinde konuşmuştu. Yüksek Mahkeme Başkanı
Torben Melchior da, "Bir kadın inancından dolayı
erkeklerin elini sıkmıyorsa benim hiç umurumda değil.
Tıpkı birinin kızıl saçlı olması gibi. Kafasını ne ile
örttüğü değil, kafasının içindeki bilgiler önemlidir."
demişti.
zaman
KANADA'DA
FOK AVI -ACILAR PROTESTOCULARA SALDIRDI
ST.LAWRENCE (A.A) - Kanada'nın St. Lawrence Körfezinde
fok avcıları, kendilerini görüntüleyen protestoculara
saldırarak kameralarını kırdı.
Geçen hafta da protestocuların Farley Mowat gemisiyle
Kanada Sahil Güvenlik birlikleri arasında deniz savaşını
andıran dalaşmanın ardından olaylar dün de sürdü.
Kendilerine Deniz Çobanları Topluluğu ismini veren ve şu
ana kadar avcıları görüntülemeyi başaran tek grup olan
protestocuların, bölgedeki St.Pierre Adası'na demir
attıklarını gören 40 kadar fok avcısı, adaya gelerek
geminin ve protestocuların etrafını sardı.
Fokları döverek avladıkları sopalarla gemiye ve
protestoculara saldıran grup, protestocuların kameramanı
Simeon Houtman'ın kamerasını kırıp, görüntüleri tahrip
ettiler ve gemide hasra sebep oldular.
Gemi kaptanı Alex Cornelissen, yerel polisin bölgede
olmasına rağmen olaya müdahale etmediğini ileri sürdü.
Yerel polisin, liman güvenliğini sağlamasının bir
zorunluluk olduğunu belirten kaptan Cornelissen, olay
üzerine gemiyi protestocular ve mürettebatıyla birlikte
adadan uzaklaştırdı.
Öte yandan Farley Mowat ve protestocu grup Deniz
Çobanları Topluluğuna, Kanada deniz avcılığı yasalarını
ihlal etmeleri sebebiyle 100 bin Kanada Doları para veya
1 yıldan fazla hapis cezası veya her iki cezanın
birlikte verilebileceği açıklandı.
Kanada Balıkçılık Bakanı Loyola Hearn yaptığı açıklamada,
Deniz Çobanları Topluluğunun yasal avlanma veya herhangi
bir izin olmadan av bölgesine 900 metreden fazla
yaklaştığı belirtilerek, bunun Kanada federal yasalarına
göre suç olduğunu ve konuyla ilgili kararın yürütülen
soruşturma sonunda Nova Scotia eyaleti mahkemesi
tarafından verileceği bildirildi.
Kanada Balıkçılık Bakanı Loyola Hearn, fok avının Kanada
Hükümetinin izni ve planlamasıyla yürütülen yasal bir av
olduğunu belirterek, yasal bir harekette yasa dışı tüm
hareketlerin cezalandırılmasının normal olduğunu
hatırlattı.
Çevre
kirliliğine karşı, köpekli-eşekli Dünya turu
ÇANAKKALE -AA-
Çevre kirliliğine dikkat çekmek ve dünya barışına
katkıda bulunmak için 11 ay önce İsviçre'den yürüyerek
dünya turuna çıkan İsviçreli Celine Overney ile Mathias
Berovalis, Çanakkale'ye geldi. İsviçre'nin Basel
kentinden 12 Mayıs 2007'de yürüyerek yola çıkan, daha
sonra İtalya, Slovenya, Hırvatistan ve Bosna Hersek'e
giden Celine Overney (31) ile Mathias Berovalis (32),
Arnavutluk ve Makedonya'dan aldıkları, "Skada" adlı eşek
ile "Willy" adını verdikleri köpekle devam ettikleri
yolculuklarında, Çanakkale'ye ulaştı. Çanakkale'nin
ardından, Konya, Kapadokya, Trabzon'u da ziyaret edecek
olan Overney ile Berovalis, daha sonra İran, Gürcistan,
Ermenistan, Pakistan, Hindistan, Tibet, Çin ve
Malezya'ya gidecek. Mesleği sağlık teknikerliği olan
Berovalis, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hemşire
olan arkadaşı Overney ile yaklaşık bir yıl önce çevre
kirliliğine dikkat çekmek ve dünya barışına katkıda
bulunmak amacıyla başlattıkları yürüyüşün 3 yıl sonra
tamamlanacağını söyledi. Gittikleri ülkelerdeki dini
yapıları tek tek ziyaret ettiklerini belirten Berovalis,
Türkiye'de de özellikle semazenlerin bulunduğu Konya'yı
görmek istediklerine işaret etti. Yolculuk süresince,
yağmur, soğuk ve bazı ülkelerde bürokratik engellerle
karşılaştıklarını anlatan Berovalis, 9 gün önce
geldikleri Türkiye'de ise insanların
misafirperverliğinden çok memnun kaldıklarını vurguladı.
Gezilerini tamamladıktan sonra edindikleri deneyimlerle
ilgili konferanslar vereceklerini, kitap yazacaklarını
ifade eden Berovalis, çektikleri fotoğrafları internet
sitelerinde yayınlayarak tüm dünyayla paylaşacaklarını
kaydetti