Order status

Abone Olmak İstiyorum

Order status

Reklam Banner Tarifesi

        info@forumgazetem.com

home | about us | advertise with us|  | subscribe | newsstands | contact us| FAQs

 
     MeZUN calling card
 

 

FORUM NEWSPAPER, LLC
1199 MAIN AVENUE 
SUITE 4
CLIFTON, NJ 07011

Tel:   973-727-6674
         973-454-0996
Fax:  973-225-0151

info@forumgazetem.com

 

   

Ünlü Tarihçi Prof. Justin McCarty: Soykırım asla olmadı, ölüm sebebi açlık ve hastalık


II. Abdülhamid, 90. vefat yıldönümünde anıldı!

İSTANBUL -AA- Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamid, ölümünün 90. yıl dönümünde İstanbul, Cağaloğlu'ndaki türbesinde düzenlenen törenle anıldı.


Arap dünyasından  Türkiye'ye
tarihi özür


Arap dünyasının  önemli gazetelerinde,başta lisede  okutulan tarih ders kitapları olmak üzere,  Türkler hakkında yayınlanan tarihi kitapların tamamen karalama şeklinde okutulduğu için özür dilendi. 


Hayrettin Turan-

İstanbu
Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olan Fransa cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin ailesine Türklerin kucak açtığı ortaya çıktı.Sarkozy'nin annne tarafından amcası Aşir Mallah'ın Galatasaray lisesinde tahsil yapmış.Selanik'ten İstanbul'a gelerek yerleşen Sarkozy'nin ailesinin bir kısmı İstanbul'da yaşamış.


 

Türkiye Aşığı Ord. Profesör Masala:
"Bu Güzel Medeniyeti Kaybetmeyin"

                    

HİTİTLERİN SONUNU KURAKLIK GETİRMİŞ
 

Anadolu'da kurulan en önemli medeniyetlerden biri olan Hititler'in su kaynaklarını kirletenlere ölüm cezası verdiği belirtildi. Bu durumun yaşanan kuraklıktan kaynaklandığı kaydedildi.

DENİZ ALTINDAKİ 'ŞEHİTLİKLER' ARAŞTIRILIYOR

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin (ÇOMÜ) talebi, Genelkurmay Başkanlığının izniyle yapılan Çanakkale Boğazı'nda ''Deniz altındaki Şehitleri ve Şehitliklerimizi Araştırma Projesi'' çerçevesindeki çalışmalar başladı.

 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin (ÇOMÜ) talebi, Genelkurmay Başkanlığının izniyle yapılan Çanakkale Boğazı'nda ''Deniz altındaki Şehitleri ve Şehitliklerimizi Araştırma Projesi'' çerçevesindeki çalışmalar başladı.

Donanma Komutanlığı Yıldızlar Su Üstü Eğitim Merkezi Komutanı Deniz Kurmay Albay Murad Hatip'in liderliğinde bir grup dalgıç, düşman denizaltıları tarafından batırılan 'Ceyhun' ve 'Kios' nakliye gemilerinin batıklarına daldı.

Çanakkale Yat Limanı'ndan Recep Özbek'e ait 'Misty' adlı tekneyle denize açılan Kurmay Albay Hatip'ın yanı sıra dalgıçlar Mehmet Günaydın, Ercan Zeybek, Kemal Şaşmaz, Barış Özalp, Ergün Deniz Güldü ve Berkan Yosmaoğlu ilk olarak 7 Haziran 1915 tarihinde İngiliz 'E-11' adlı denizaltı tarafından Yapıldak köyü açıklarında batırılan 'Ceyhun' adlı nakliye gemisine dalış yaptı.

Kurmay Albay Hatip, dalıştan önce dalgıç grubuyla yaptığı planlamada, Yüzbaşı Nashmith komutasındaki E-11 denizaltısından atılan torpidoyla batırılan 3 bin 500 grostonluk 'Ceyhun' adlı gemiden kurtulan 13 denizcinin karaya çıkıp, Yapıldak köyüne gittikleri bilgisine ulaştıklarını söyledi.

Halen yaklaşık 20 metre derinlikte bulunan batık geminin yıllarca direklerinin su üstünde gözüktüğünü ve 1960'lı yıllarda Alman Damberk ve Aksoylar şirketleri tarafından geminin parçalarına ayrılıp, su yüzeyine çıkarıldığını anlatan Kurmay Albay Hatip, ''Ceyhun batığına dalışın ardından, Çanakkale Savaşları döneminde cepheye personel, yiyecek ve giyecek götürürken Akbaş mevkisinde batırılan 'Kios' adlı gemiye keşif dalışı yaptık. Daha sonra da Biga'nın Kemer köyü açıklarındaki 'Rehber' ve 'Elenora' adlı batıkları inceleyeceğiz'' dedi.


 

 

 

1915'de Ruslar'a karşı savaşta donmuşlardı! 120 kahraman çocuk şehidin filmi çevriliyor.




FATİH SULTAN MEHMET, ZEHİRLENEREK ÖLDÜRÜLDÜ

Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı, daha önce bazı tarihçilerin dile getirdiği Fatih Sultan Mehmet'in zehirlenmesiyle ilgili iddiaların doğru olduğunu söyledi.

Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı, daha önce bazı tarihçilerin dile getirdiği Fatih Sultan Mehmet'in zehirlenmesiyle ilgili iddiaların doğru olduğunu söyledi. 
 
Ortaylı, "Fatih Sultan Mehmet'in hastalığı vardı; ama o hastalıktan değil, zehirlenerek öldü." dedi. Prof. Dr. İlber Ortaylı, Türkiye'nin Bükreş Büyükelçisi Ahmet Rıfat Ökçün'ün girişimi ile düzenlenen, 'Türkiye tarihinde Balkanlar-Kültürel Yaklaşım' isimli konferansa konuşmacı olarak katıldı. Ortaylı, tarih boyunca bölgede yaşanan toplumsal gelişmeler ve devletler arası ilişkiler konusunda önemli açıklamalar yaptı. Osmanlı padişahları arasında Fatih Sultan Mehmet'in dehası ve ileri görüşlülüğü ile müstesna bir yere sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Ortaylı, konferansın sonunda dinleyicilerden gelen soruları cevaplandırdı. Dinleyicilerden birisinin Macarların Kanuni Sultan Süleyman'a anısı için bir büst yaptırdığı, Osmanlı padişahlarının büstlerinin neden Türkiye'de de yapılmadığı yönündeki soruya Ortaylı, "Biz Türkiye'de bırakın büstlerini, Osmanlı hükümdarlarının kabirlerine sahip çıkamamışız. Şu an kabri açık olan hükümdar sayısı çoktur." cevabını verdi.

Fatih Sultan Mehmet'in zehirlenerek öldürüldüğü iddialarının hatırlatılması üzerine İlber Ortaylı, "Evet Fatih Sultan Mehmet, yönü belli olmayan bir sefere çıkarken zehirlenerek öldürülmüştür. Tarihî veriler bu seferin İtalya üzerine olduğunu gösteriyor ve İtalyanlar o dönemde zehir konusunda çok uzmanlaşmış bir milletti. Fatih Sultan Mehmet'in hastalığı vardı; ama o hastalıktan ölmedi, zehirlenerek öldü." dedi. Tarihçi Ahmet Almaz da, 'Fatih Sultan Mehmet Nasıl Öldürüldü?' adlı kitabında padişahın, Venedik ajanı doktoru Yakup Paşa tarafından zehirlendiğini iddia etmiş. (EHA)

 

 

STALİN'İN "TOPRAK TALEBİ" BELGELENDİ

ABD ve İngiltere'nin İkinci Dünya Savaşı sırasında Moskova yönetimiyle yaptığı müzakerelerin tutanakları, ''Stalin liderliğindeki Sovyetlerin o dönemde Türkiye'den Kars ve Ardahan'ı talep ettiğini ve Boğazlar'da üs istediğini'' Stalin'in ağzından net biçimde ortaya koyuyor.

 

 

 

 

 

Muhteşem eserlerin mütevazi ustası


MİMAR SİNAN

 

Bu haftaki yolculuğumuz Mimar Sinan Hazretleri. Bir Pazar günü yolumuz Süleymaniye Camiinde oldu. 400 den fazla birbirinden daha muhteşem eserler yapan Türk mimarının herhalde türbesi ve mezarının da O’ kadar büyük olduğunu sanmıştık. Halbuki mezarı Süleymaniye camiinin hemen arkasında Fetva yokuşu bitiminde  sadece iki sütündan ibaret bir yer olduğunu buluyoruz. Hatta mezarının yerini de kendisi yapıp hazırlamış. Süleymaniye Camii 'nin eski ağalar kapısının karşı köşesinde, yol ayrımında üçgen bir alandadır

 

 Önce muhteşem mimarımızı bir tanıyalım: 1490 yılında Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu, 17 Temmuz 1588'de İstanbul'da vefat etti. Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a getirildi. Zeki, genç ve dinamik olduğu için seçilenler arasındaydı. Sinan, At Meydanı’ndaki saraya verilen çocuklar içinde mimarlığa özendi, vatanın bağlarında ve bahçelerinde su yolları yapmak, kemerler meydana getirmek istedi. Devrinin mahir ustaları mahiyetinde han, çeşme ve türbe inşaatında çalıştı. 1514’te Çaldıran, 1517’de Mısır seferlerine katıldı. Kanunî Sultan Süleyman zamanında yeniçeri oldu ve 1521’de Belgrad, 1522’de Rodos seferinde bulunarak atlı sekban oldu. 1526’da katıldığı Mohaç Meydan Muharebesinden sonra sırası ile acemi oğlanlar yayabaşılığı, kapı yayabaşılığı ve zenberekçibaşılığa yükseldi.

 

1532’de Alman, 1534’de Tebriz ve Bağdat seferlerinden dönüşte “Haseki” rütbesi aldı. Bağdat seferinde Van Kalesi Muhasarasında, göl üzerinde nakliyat yapan kalyonlara top yerleştirdi.

Korfu, Pulya (1537) ve Moldovya (1538) seferlerine katılan Mimar Sinan, Moldovya (Kara Buğdan) seferinde Prut nehri üzerine onüç günde kurduğu köprü ile Kanunî Sultan Süleyman’ın takdirini kazandı. Aynı sene başmimarlığa yükseldi.

 

Mimar Sinan, katıldığı seferlerde Suriye, Mısır, Irak, İran, Balkanlar, Viyana’ya kadar Güney Avrupa’yı görüp mimari eserleri inceledi ve kendisi de birçok eser verdi. İstanbul’da devrin en meşhur mimarları ile Bayezid Camii’nin ustası Mimar Hayreddin ile tanıştı.

 

  Eserleri

Sinan’ın mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar Halep’de Hüsreviye Külliyesi, Gebze’de Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesi’dir.

Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, O’nun sanatının gelişmesini gösteren basamaklar gibidir. Bunların ilki, Şehzadebaşı Camii ve Külliyesidir. Külliyede ayrıca imaret, tabhane (mutfak), kervansaray ve bir sokak ile ayrılmış medrese bulunmaktadır.

 

Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. Yirmiyedi metre çapındaki büyük kubbe, zeminden itibaren tedricen yükselen binanın üzerine gayet nisbetli ve ahenkli bir şekilde oturtulmuştur. Sükûnet ve asaleti ifade eden bu sade ve ahenkli görünüşü ile Süleymaniye Camii, olgunlaşmış bir mimariyi temsil etmektedir.Sekiz ayrı binadan meydana gelen Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Fatih’ten sonra şehrin ikinci üniversitesi olmuştur.

 

Mimar Sinan’ın en güzel eseri, seksen yaşında yaptığı Edirne Selimiye Camii’dir. Selimiye’nin kubbesi, Ayasofya kubbesinden daha yüksek ve derindir. 31,50 metre çapındaki kubbe, sekizgen şeklindeki gövde üzerine oturmuştur. Üç şerefeli ince minarelerine üç kişi aynı anda birbirini görmeden çıkabilmektedir.Sinan bu camiin ustalık eseri olduğunu ve bütün sanatını Selimiye’de gösterdiğini belirtmektedir.

 
 

Mimar Sinan, gördüğü bütün eserleri büyük bir dikkatle incelemiş, fakat hiçbirini aynen taklid etmeyip, sanatını devamlı geliştirmiş ve yenilemiştir. Eserlerindeki sütunlar, duvarlar ve diğer kısımlar taşıdıkları yüke mukavemet edebilecek miktardan daha kalın değildir. Kullandığı bütün mimari unsurlarda bu hesap dikkati çeker.

 

Mimar Sinan aynı zamanda bir şehircilik uzmanıdır. Yapacağı eserin, önce çevresini tanzim ederdi. Yer seçiminde de büyük başarı göstermiş ve eserlerini, çevresine en uygun tarzda yerleştirmiştir.

 

Depreme Dayanıklı

Mimarın çok sayıdaki eserini inceleyenler, Sinan’ın depreme karşı bilinen ve gereken tüm tedbirleri aldığını söylemekteler.Bu tedbirlerden biri, temelde kullanılan taban harcıdır.Sadece Sinan’ın eserlerinde gördüğümüz bu harç sayesinde, deprem dalgaları emilir, etkisiz hale gelir. Yine yapıların yer seçimi de ilginç. Zeminin sağlamlaşması için kazıklarla toprağı sıkıştırmış dayanak duvarları inşa ettirmiş.Mesela Süleymaniye’nin temelini 6 yıl bekletmesi, temelin zemine tam olarak oturmasını sağlamak içindir.

 

Mimar Sinan, yapılarında ayrıca drenaj adı verilen bir kanalizasyon sistemi de kurmuştur.Drenaj sistemiyle yapının temellerinin sulardan ve nemden korunarak dayanıklı kalması  öngörülmüştür. Ayrıca yapının içindeki rutubet ve nemi dışarı atarak soğuk ve sıcak hava dengelerini sağlayan hava kanalları kullanmış. Bunların dışında yazın suyun ve toprağın ısınmasından dolayı oluşan buharın, yapının temellerine ve içine girmemesi için tahliye kanalları kullanmıştır. Buhar tahliye ve rutubet kanalları drenaj kanallarına bağlı olarak uygulamaya konulmuştur.

 

Feramiz Gökdemir- İstanbul

 

 

 


© Copyright 2007
Privacy Policy
 Term of Use

www.forumgazetem.com 
 
 
  home | about us | advertise with us|  | subscribe | newsstands | contact us| FAQs