![]() |
|
MUSKOGEE (A.A) - ABD'nin
Oklahoma eyaletinin 38 bin nüfuslu Muskogee kasabasının belediye
başkanlığına 19 yaşındaki bir üniversite öğrencisi seçildi.
NEW YORK (A.A) - ABD'nin
New York kentinin simgelerinden ünlü Brooklyn Köprüsünün açılışının
125. yılı törenlerle kutlanacak.
ABD -NEW YORK POST GAZETESİNİN BOYUTLARI KÜÇÜLDÜ...
NEW YORK (A.A) - ABD'nin
New York kentinde en çok okunan gazetelerden New York Post,
boyutlarını küçülttü. AMERİKALI MİLLETVEKİLİ COHEN, TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİNİ ÖVDÜ
WASHİNGTON (A.A) - ABD
Temsilciler Meclisinin Demokrat Partili üyelerinden Steve Cohen,
İsrail'in kuruluşunun 60'ıncı yıl dönümü nedeniyle Temsilciler
Meclisi genel kurulunda yaptığı konuşmada, Türkiye ile İsrail
arasındaki ilişkileri övdü.
CNN televizyonu ile Opinion Research Şirketi'nin yaptığı ankete göre, Amerikalıların yüzde 71'i Başkan Bush'un icraatını beğenmiyor. Bush'un politikalarını destekleyenlerin oranı ise sadece yüzde 28 olarak belirlendi. Watergate gibi büyük bir siyasi skandala karışan eski başkan Richard Nixon bile bu kadar büyük destek kaybına uğramamıştı. Uzmanlar Bush'un uğradığı destek kaybına ekonomideki olumsuz gelişmelerin de etki yaptığını düşünüyor... Ankette ayrıca, Irak savaşına karşı çıkanların oranı yüzde 68 olarak belirlendi. VOA
NEW YORK (A.A) - Özlem
Şahin Şakar bildiriyor - Türkiye'nin BM Daimi Temsilciliği ve Aydın
Doğan Vakfı tarafından BM'de düzenlenen "Dünya Barışı için Karikatür
Sanatı" isimli karikatür sergisinin resmi açılışı yapıldı.
Türkiye'nin BM Daimi
Temsilcisi Büyükelçi Baki İlkin de yaptığı konuşmada, karikatürlerin
insanları sadece güldürmekle kalmadığını, aynı zamanda insanların
yaşamını etkileyen siyasi, ekonomik ve sosyal gerçeklerin
eleştirisel yansımaları olduğunu ifade etti.
Merkezi Florida eyaletinin Tampa
şehrinde bulunan Florida Türk Amerikan Kültür Derneği’nin Başkanı
Prof. Aydın Sunol, bu bölgede yaşayan soydaşlarımız için
düzenledikleri faaliyetleri ve çalışmaları arkadaşımız Ali Çınar’a
anlattı.
Derneğin kuruluş çalışmaları 1980’lerin başına kadar gidiyor ama kuruluşu 1985 yılını, organizasyon olarak tanınması ise 1987’yi buldu. İlk kuruluş çalışmalarına Dr. Özdemir Dokumacı ön ayak oldu ve merhum Fikret Dengiz’in de desteğiyde dernek Tampa’da Murat Ildır’ın başkanlığında ve Aydın Sunol'un II. Başkanlığında kuruldu. Derneğin Florida’da kurumsallaşma çalışmaları Merhum Dr. Aytekin Ülgen başkanlığında başladı ve Fikret Dengiz’in başkanlığında gerçekleşti.
1977’den buyana Amerikadayım. Tarsus Amerikan Lisesini 1971’de bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde lisans eğitimimi tamamladım. Virginia Tech Üniversitesinden Endüstri Mühendisliği Yüksek lisans (1982) ve Kimya Mühendisliği Doktora (1982) çalışmalarımdan sonra Tampa’da Güney Florida Üniversitesi’nde profesör olarak çalışıyorum. İsviçre’de Zürih Teknik Üniversitesi (ETH) ve Boğaziçi Üniversitesi’nde misafir profesör olarak görev yaptım. Kendim gibi akademisyen Sermin Sunol ile evliyim ve Alp adında 12 yaşında bir oğlumuz var. TACAF da iki dönem ikinci başkanlık, değişik zamanlarda 4 dönemde başkanlık yaptım.
- Kaç üyeniz var?
Üye tabanımız 300 aile ama üyemiz 150 aile civarında. - Misyonunuz nedir? Biz cemiyet olarak Tampa ve civarında faaliyet gösteriyoruz. Etkinliklerimizle Türk kültürünü Amerika’da tanıtıyor, Türk ve Amerika’lılar arasında iletişim sağlamaya çalışıyor ve bölgedeki Türk ve Amerikalılara toplumsal ve kişisel sorunlarında yardımcı oluyoruz. Bu misyonların gerçekleştirilmesinde bizle beraber Tampa-İzmir kardeş şehir grubu, Türk talebe cemiyeti ve Tampa Türks internet grubu büyük bir sinerji içinde uğraş veriyor.
- Yıllık bütçeniz nedir ve ne tür kaynaklara sahipsiniz?
Yıllık bütçemiz $ 20,000 civarında. Ana kaynağımız üye aidatları, bağışlar ve etkinliklerden geliştirilen fonlar.
- FL eyaletinde Amerikalı senatör ve yetkililerle iletişiminiz var mı? Etkinliklerinize onlar da geliyorlar mı?
Evet, hem ziyaret ve e-posta, hem de faks ve mektuplarla sorunlarımızı duyuruyor, etkinliklerimize davet ediyoruz. Ayrıca CD, kitap ve ben-zeri yayınlar kampanyamızda oldu ve olacak. Bazı etkinlilerimize katılıyorlar ama genellikle mesaj yolluyorlar. Son yıllık balomuza bir belediye başkanı katıldı.
- Amerikalı diğer derneklerle çalışıyor musunuz?
Tampa kardeş şehirleri grubu ve SPIFFS (Saint Petersburg International Folk Fair Society)ile birlikte çalışıyoruz. Tampa-İzmir kardeş şehir. Diğer kardeş şehirler, İspanya, Fransa, İsrail, İtalya, Meksika, ve Kolombiya’dan. SPIFFS organizasyonun içinde 50 ülkeden grup var. Ortak düzenlenen etkinliklere her sene 50,000 kişinin üzerinde katılım oluyor.
- Sözde Ermeni soykırımı sorunu konusunda neler yapılmalı? Sizin önerileriniz nelerdir?
Bu hepimizi yakından ilgilendirilen ve pro aktif olmamız gereken bir konu. Muhakkak, bir çok şey yapıldı, yapılıyor ve yapılmayada devam edilecek. Öncelikle kendimizi iyi tanıtmamız lazım. Bu da bilinçlenmekle, daha başarılı ve bağımsız olmakla ve bulunduğumuz topluma daha iyi entegre olmamızla gerçekleşebilir. Haklarımızı iyi bilmemiz ve bunların savunulmasında iyi organize olmamız lazım. İş dünyamızla, kurumlarımızla ve birey olarak yaptırım gücümüzü bilmemiz, Ermeni sorunu gibi asgari müştereklerde bu gücün kullanılmasının hem kısa hem uzun vadede hepimize faydalı olacağına inanmamız ve gerektiğinde bu gücü soğukkanlılıkla harekete geçirmemiz lazım. Hepimizin herşeyi, her zaman yapması mümkün değil ama çoğumuzun etkili olarak katkılarımızı esirgememiz lazım. Bu konuda Türkiyemizden de yapılacak katkıların olduğuna inanıyorum.
- Peki 2008 için projeleriniz neler? Derneğinizin geleneksel faaliyetleri nelerdir?
2008 başlarında olacak genel kurulda yeni yönetim kurulu görev alacak ve yeni projeleri belirliyecek. Geleneksel faaliyetimizin başında St. Pete’de 5 gün devam eden okulların ve 50,000 kişinin katıldığı festivalde Türkiye’yi mutfağı, sanatı ve tarihiyle en iyi şekilde tanıtmak var. Cemiyetimizin Türk günü ve dernek binası gibi projeleri de vardır. - Üniversitede çalışan bir akademisyen ola-rak dernek başkanlığının zorlukları nelerdir? Galiba en büyük zorluk zaman oluyor. Tabiki çalıştığınız kurumun ve mensuplarının hassasiyetleri de bazen sorun olabilir, bilhassa genç arkadaşlara. Ama bununla birlikte bence üniversitelerin kaynakları ve ortamı genelikle derneklere pozitif olarak katkı yapabilir. Bilhassa öğrenci dernekleriyle iletişim ve birlik içinde olunursa.
- Amerika’daki Türk toplumu ile iletişimi daha iyi sağlamak ve birlik içinde hareket etmek için sizce neler yapmak gerekiyor?
Bu konuda son senelerde yapılan Turkish Forum gibi oluşumları çok olumlu buluyorum. Daha etkili olarak iletişim sağlanması için Federasyon ve ATAA’nın katalist olmasını diliyorum. Birlik ve daha sıhhatlı iletişim için ortak ve paylaşımcı projeler üretmek, gerçekleştirmek lazım. Burda insan ve mali kaynakları daha zengin kurumlara daha fazla sorumluluk düşüyor.
- Amerika’da Türk Dernekçiliği nasıl? Sizce lobicilikte başarılı mıyız? Değilsek, nereler-de yanlış yapıyoruz?
Amerikadaki dernekçiliği genel olarak
başarılı bulmama rağmen çok daha başarılı olabileceğimize inanıyorum.
Bazen gündem oluşturmak, müspet ortam meydana getirmek ve proje
gerçekleştirmek yerine reaksiyon üzerine odaklanıyoruz gibime
geliyor. Mali kaynak ve iletişim konularında da istenilen
seviyelerden uzağız. Biraz daha yapıcı, daha hizmet odaklı ve daha
dışa dönük dernekçilik kültürü oluşturmakta fayda var diye
düşünüyorum. Eğer lobiliciği Ermeni sorunuyla sınırlandırırsak bence
lobicilikte çok başarısız değiliz hatta başarılıyız bile diyebiliriz.
Ama kültürümüzün, yurdumuzun ve insanımız güzelliklerini göstererek
lobi faaliyetlerine çok daha kolaylaştırabiliriz. Daha topluma
entegre olabilirsek, daha caydırıcı olabiliriz diye düşünüyorum.
Mesela biz Tampa bölgesinde Ermeni ve bilhassa Rum toplumlarından
sayıca çok az olmamıza rağmen aktivite ve kuruluşlarımızla bayağı
etkili olduk, kongredeki Türk grubuna yeni üye kazandırdık. Buda
Kongredeki oylamalara çok pozitif olarak yansıdı. Bu konuda
Karadeniz birliği toplantılarından ikisinin Tampa’da gerçekleşmesi
ve Tampa’daki merkezi komutanlığın varlığının da etkisi olmuştur. -
Derneğinize katılmak ve üye olmak isteyen kişi ve kuruluşlar ne
yapmalı? Müracaat formumuz web sitemizde mevcut(www.tacaf.org). Şu
anda bireysel veya işyeri üyelikleri taleplerini bekliyor ve
başvuruları değerlendiriyoruz.
Konferansa AK Parti Genel Başkan Başkan Yardımcısı Mir Dengir Mehmet
Fırat, Prof. Dr. Ergun Özbudun ve AK Parti Mardin Milletvekili
Cüneyt Yüksel konuşmacı olarak katıldı. Fırat konuşmasının başında
''hukukçu'' olarak değil ''siyasetçi'' olarak konuşmak istediğini
kaydetti. Türkiye'nin anayasa yönünden çok zengin olduğunu anlatan
Fırat, ''Türkiye bugüne dek 5 tane anayasa yaptı, bu yapacağımız
anayasa 6. olacak'' dedi. Fırat 1876, 1921, 1924, 1961 ve 1982
anayasalarının kendi içlerinde de değiştirildiği gerçeği göz önüne
alındığında, ''Bugüne dek aslında 11-12 anayasa yapmışız'' dedi.
1982 Anayasası'nın Türkiye'de ''kendine özgü'' bir siyasi sistemi
uygulamaya koyduğunu belirten Fırat, bu sisteme ne tam olarak
parlamenter, ne de başkanlık sistemi denebileceğini söyledi. ''1982
Anayasası'nda asıl olan devletin varlığıdır ve anayasada bireyler
tebaadır, vatandaş değildir'' diye konuşan Fırat, ''Bu anayasada
bireyi korumaktan çok, devleti korumak asıldır, bireyi kendisine
karşı tehdit olarak algılayan bir devlet anlayışı vardır'' dedi.
Bugünkü anayasanın ''devlet-birey arasındaki ilişkinin'' yanı sıra,
''egemenlik'' alanında da sorun yaşadığını ifade eden Fırat, ''Evet
egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, bu anlamda rejim
Cumhuriyettir, bunda tartışma yoktur, ancak bu egemenliğin kimin
vasıtasıyla kullanılıyor olduğu hala tartışılıyor'' dedi. Fırat bu
kapsamda sorunun, ''egemenliği halktan vekaleten alan seçilmiş
milletvekilleri yerine seçilmemiş başka kurumlar tarafından
kullanılması sorunu ve tartışması olduğunu'' söyledi. Gazetelerde
güncel olarak tartışılan konunun ve sorunun sanki ''Cumhuriyetle,
laiklik tehlikedeymiş'' konusu olduğunu belirten Fırat, bu anlamda
demokrasi sorununun göz ardı edildiğini kaydetti. Fırat bu kapsamda
konuşmasında egemenliğin ''yasama, yönetim ve yargı tarafından''
değil ''YÖK, RTÜK, MGK, Anayasa Mahkemesi'' gibi kurum ve kuruluşlar
tarafından kullanılması sorununun Türkiye'de bulunduğunu söyledi.
1982 Anayasası'nın neredeyse üçte birinin olumlu anlamda
değiştirildiğinden de sözeden Fırat, anayasaların insanlara
benzediğini, ruhları olduğunu vurgulayarak, ''Ancak temel ruhu
değiştiremediğiniz sürece yapılan değişiklikler estetik
değişiklikler olacaktır'' dedi. Bu açıdan Türkiye'de anayasanın
tümden değişmesi gerektiğini belirten Fırat, ''1982 Anayasası'nı
ruhen değiştirmek mümkün olmadığı için yeni anayasa yapılması
şarttır'' diye konuştu. 1982 Anayasası'nın ''anti-demokrat, anti-özgürlükçü''
olduğunu savunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fırat, Anayasada
dil açısından da ''kötü ve açık olmayan Türkçe'' kullandığını, bu
gerçeğin Anayasa Mahkemesi tarafından da belirlendiğini kaydetti.
Fırat, din dersleriyle ilgili olarak ise 1982 Anayasası'ndaki
maddeyi koruyacaklarını, değişiklik yapmayı düşünmediklerini de
bildirdi. Parti olarak, bu derslerin zorunlu olmak yerine ''velilerin
isteğinin esas alınması'' uygulamasına geçilmesi taraftarı
olduklarını, bunun da anayasa değişikliği yapmadan, pratikte
reformla gerçekleşmesi yönünde çalışmaları olduğunu belirtti.
Amerikan anayasasının da zamanla daha özgürlükçü bir şekilde
değiştiğinden söz eden Fırat, Türkiye'de durumun bu yönde olmasını
istediklerini, ancak ''herşeyi birden bir seferinde değiştirme
şansına sahip olmadıklarını'' söyledi. Fırat, son anayasa
değişikliğini de ''başörtüsü değişikliği'' şeklinde sunmanın son
derece yanlış olduğunu belirtti. Prof. Dr. Özbudun da konuşmasında
yeni bir anayasa taslağı hazırlama görevinin Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan tarafından kendisinin başında olduğu 6 kişilik bir heyete
verildiğini anımsattı. Henüz kendilerinin hazırladığı bu anayasa
taslağının AK Parti tarafından ''resmi anayasa teklifi'' olarak
açıklanmadığını söyleyen Özbudun, Türkiye'de anayasa konusunda sıcak
bir tartışma yaşandığını anlattı. Konuşmasında 1982 Anayasası'nın
''anti demokratik ve otoriter'' yapıya sahip olduğuna ilişkin
örnekler veren Prof. Dr. Özbudun, kendi anayasa tekliflerini
eleştiren çevrelerin bile anayasanın değişmesi gerçeğini kabul
ettiklerini anlattı. Özbudun, Anayasa'nın, Anayasa Mahkemesi, MGK
gibi halk tarafından seçilmemiş kurumlara verdiği yetkilerin dışında
Cumhurbaşkanı'nı da özellikle ''yargı mensuplarının ve öğretim
üyelerinin tayinleri'' konusunda geniş yetkilerle donattığını
belirtti. Cumhurbaşkanı'nın ''hesap verme ve meclise karşı sorumlu
olma konusunda'' yükümlülüğü olmadığından da söz eden Özbudun ''Cumhurbaşkanına
parlamenter sistem içinde fazla yetki veren bu anlayışı değiştirip,
Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini azaltacağız'' dedi. AK Parti Mardin
Milletvekili Cüneyt Yüksel de yaptığı açıklamada Türkiye Cumhuriyeti
Anayasalarının bugüne kadar hiçbirinin TBMM tarafından
hazırlanmadığını, bu durumun ''meşruluk'' sorunu yarattığını ve bu
yüzden de 1924 ve 1961 anayasalarının uzun süre yürürlükte
kalamadığını söyledi. - AA fotoğraf: Basri Şahin |
| Ana Sayfa Yorum Yaz |
|
|
|
|