ABD'DE 19 YAŞINDAKİ BİR ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ BELEDİYE BAŞKANI SEÇİLDİ

MUSKOGEE (A.A) - ABD'nin Oklahoma eyaletinin 38 bin nüfuslu Muskogee kasabasının belediye başkanlığına 19 yaşındaki bir üniversite öğrencisi seçildi.
İlçe seçim kurulu, Oklahoma Üniversitesi birinci sınıf öğrencisi John Tyler Hammons'un, rakibi eski Belediye Başkanı Hershel Ray McBride karşısında oyların yüzde 57'sini alarak seçimi kazandığını kaydetti.
İki aday, 6 adayın katıldığı 1 Nisandaki belediye başkanlığı seçimlerinde eşit oy almış ve ikinci tura kalmıştı.
Gelecek hafta yemin ederek görevine başlayacak genç belediye başkanı, üniversite eğitimini sürdüreceğini belirterek, bunun, halkın güvenini kazandığı hayatındaki en muhteşem tecrübe olduğunu ifade etti.

NEW YORK'UN ÜNLÜ BROOKLYN KÖPRÜSÜ 125 YAŞINDA
 

NEW YORK (A.A) - ABD'nin New York kentinin simgelerinden ünlü Brooklyn Köprüsünün açılışının 125. yılı törenlerle kutlanacak.
22 Mayıs'ta başlayacak ve 5 gün sürecek program çerçevesinde, köprü ışıklandırılacak, konserler, paneller, film gösterileri ve eğlenceler düzenlenecek. Kutlamanın ilk günü, Brooklyn Filarmoni Orkestrasının konseriyle başlayacak ve havai fişek gösterileriyle devam edecek.
Ülkenin en eski köprülerinden biri olan Brooklyn Köprüsü, New York kentinin iki önemli bölgesi olan Brooklyn ve Manhattan'ı birbirine bağlıyor.

 

ABD -NEW YORK POST GAZETESİNİN BOYUTLARI KÜÇÜLDÜ...

NEW YORK (A.A) - ABD'nin New York kentinde en çok okunan gazetelerden New York Post, boyutlarını küçülttü.
Medya devi Rupert Murdoch'a ait olan ve Amerikan basınının içinde bulunduğu zorluklar karşısında ekonomik önlem almaya karar verdiği düşünülen gazete, Nisan sonundan bu yana 4 santimetre daha küçüldü ve yeni boyutlarıyla kare biçimine yaklaştı.
Henüz bütün baskılarında yeni boyutlar uygulanmayan gazetenin sözcüsü Suzanne Halpin, 21 Nisan'da açıklama yaparak New York Post'un da New York Times ve Wall Street Journal gazeteleri gibi boyutlarını küçülteceğini duyurmuştu.
Sözcü, söz konusu önlemin nedenini açıklamamıştı. Ancak, sektör uzmanları, bu tür bir önlemle baskı maliyetlerinde milyonlarca dolar tasarruf sağlanabileceğini belirtiyor.

AMERİKALI MİLLETVEKİLİ COHEN, TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİNİ ÖVDÜ

WASHİNGTON (A.A) - ABD Temsilciler Meclisinin Demokrat Partili üyelerinden Steve Cohen, İsrail'in kuruluşunun 60'ıncı yıl dönümü nedeniyle Temsilciler Meclisi genel kurulunda yaptığı konuşmada, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri övdü.
Türkiye'nin 1949'da İsrail'i ilk tanıyan Müslüman ülke olduğunu hatırlatan Tennessee eyaleti milletvekili Cohen, "Türk ve İsrail halklarının kolektif belleklerinde yer alan tarihi gerçekler ve anılar, zorlu zamanlarda hissedilen birliktelik ve omuz omuza durma duygusunu yansıtıyor" dedi.
İki ülke arasında son yıllarda askeri ve ekonomik alanlarda 60'tan fazla anlaşma imzalandığını kaydeden Yahudi asıllı milletvekili Cohen, turizm ve kültür bağlarının da güçlendiğini anlattı.
İsrail ve Filistin liderleri Şimon Peres ve Mahmud Abbas'ın TBMM'ye birlikte hitap ettiğine işaret eden Cohen, Türkiye'nin, bölgede çatışma halinde olan bütün taraflarla pozitif ilişkileri bulunan tek ülke özelliğini taşıdığını belirterek, Türkiye'nin, Orta Doğu'da barış için diyalog ve işbirliğinin önemine inandığını kaydetti.
Cohen, "Bu vesileyle, İsrail'in 60'inci kuruluş yıl dönümünde, iki müttefikimiz Türkiye ile İsrail arasındaki güçlü ilişkileri kutluyor ve teşvik ediyorum" dedi.

TÜMAY GÜNAYDIN İLK KİŞİSEL RESİM SERGİSİNİ NEW YORK'TA AÇTI

NEW YORK (A.A) - Ressam Tümay Günaydın'ın ilk kişisel resim sergisi New York'ta açıldı. Ressam Günaydın, ''The Moon and Star Project''in Mayıs ayı festivali (May Fest-2008) kapsamında The Marmara Oteli'nde düzenlenen sergi açılışında 7 yıldır New York'ta yaşadığını ve ilk kişisel resim sergisini açmaktan çok memnun olduğunu söyledi. Günaydın'a ait 14 resmin yer aldığı sergi The Marmara Oteli'nin sergi salonunda 6 Haziran 2008 tarihine kadar gezilebilecek.

Bush'un Destek Kaybı

Başkan Bush'un Irak politikası popülaritesine büyük zarar verdi. Dün yayınlanan yeni bir ankete göre, Bush, Amerika’da en fazla destek kaybına uğrayan başkan olarak tarihe geçti.

CNN televizyonu ile Opinion Research Şirketi'nin yaptığı ankete göre, Amerikalıların yüzde 71'i Başkan Bush'un icraatını beğenmiyor. Bush'un politikalarını destekleyenlerin oranı ise sadece yüzde 28 olarak belirlendi. Watergate gibi büyük bir siyasi skandala karışan eski başkan Richard Nixon bile bu kadar büyük destek kaybına uğramamıştı.

Uzmanlar Bush'un uğradığı destek kaybına ekonomideki olumsuz gelişmelerin de etki yaptığını düşünüyor...

Ankette ayrıca, Irak savaşına karşı çıkanların oranı yüzde 68 olarak belirlendi. VOA

 

Kışın üşüyen ağaçlara kazak ördü

OHIO -OZEL- ABD’de örgü sanatlarındaki ustalığıyla tanınan Corrine Bayraktaroğlu, Ohio eyaletinin çeşitli kent ve köylerinde kışın soğuktan üşüyen ağaçların üzerine yünden giysiler örmeye başladı. Onun bu azmini gören pek çok Amerikalı da diğer eyaletlerden gelerek “Örgücüler” adı altında bu yeni geleneği yaymaya çalışıyor. Ağaçların önünde hatıra fotoğrafı çektiren ve şiirler de yazan grup sadece ağaçlarla yetinmeyip ülke çapında işaret levhaları, banklar, trafik lambaları gibi gündelik eşyaları da giydirmeye başladı.


Texas'lı Türk Hanımlardan Anlamlı Kampanya

Texas'ta yaşayan ve anavatanımız için lobicilik konularında ciddi çalışmalar yapan vatandaşlarımız, Türkiye’deki bazı illerde zor şartlarda eğitimlerini sürdürmeye çalışan öğrenciler için bot ve kaban kam- panyası başlattı. Bu bölgede yaşayan başarılı iş kadınlarımızdan Şaduman Gürbüz, TURANT derneği adına yürüttükleri kampanyada arkadaşları Nural Kuçur, Neriman Yüce ve Tülin Pirkül ile bilikte çalıştıklarını söylüyor. TURANT üyelerinden Neriman Yüce’nin televizyonda Türkiye’nin yüksek dağ köylerindeki öğrencilerinin okula giderken yaşadıkları zorlukları görmesinden sonra bu zorluklara seyirci kalmamak için böyle bir kampanyaya başladıklarını dile getiren Gürbüz, toplanan malzemeleri başta Sivas ve Gümüşhane olmak üzere Güneydoğu bölgesinde bazı illere göndereceklerini dile getirdi. Amerika’da faaliyet yürüten Mega USA taşımacılık şirketinin de katkılarıyla gönderilecek malzemeler için çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Şaduman Gürbüz, sezona biraz geç kalındığı için kaban bulmakta zorlandıklarını ama neredeyse Texas eyaletinin Dallas şehrindeki tüm mağazaları dolaşarak ucuzluktaki kaban ve botları topladıklarını dile getirdi. Şu ana kadar kampanyaya katılan soydaşlarımızın verdikleri desteklerle yaklaşık 5,000 dolarlık malzemenin temin edildiğini söyleyen Gürbüz, yardımların halen devam ettiğini, toplanan malzemelerin de en kısa zamanda yerlerine ulaştırılması için çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.

 

BM'DE AYDIN DOĞAN KARİKATÜR SERGİSİNİN RESMİ AÇILIŞI YAPILDI -BM GENEL KURUL BAŞKANI KERİM: "TÜRKİYE, DÜNYADA DAYANIŞMA, ANLAYIŞ VE HOŞGÖRÜ ŞAMPİYONU ÜLKELERDEN BİRİ"

NEW YORK (A.A) - Özlem Şahin Şakar bildiriyor - Türkiye'nin BM Daimi Temsilciliği ve Aydın Doğan Vakfı tarafından BM'de düzenlenen "Dünya Barışı için Karikatür Sanatı" isimli karikatür sergisinin resmi açılışı yapıldı.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un enformasyon ve iletişim işlerinden sorumlu yardımcısı Kiyotaka Akasaka, açılışın sunuculuğunu ve gecenin açılış konuşmasını yaptı.
Akasaka, karikatür sergisinde 20'den fazla ülkenin karikatüristi tarafından çizilen 50 eserin yer aldığını belirterek, serginin amacını dünyada barışı, hoşgörüyü ve "öteki" diye bilineni anlamak olduğunu vurguladı.
Serginin, kültürel çeşitliliğin bir zenginlik olduğunu gösterme amacını da taşıdığını ifade eden Akasaka, karikatürlerin kamuoyunu etkilemede büyük güce sahip olduğunu ve konusu barış olan bu serginin barış mesajının herkes tarafından güçlü bir şekilde algılandığını söyledi.
Akasaka, daha sonra Türk gazetecilere yaptığı açıklamada da BM'nin karikatür sergisine ev sahipliği yapmasından büyük memnuniyet duyduğunu, serginin "harika" olduğunu söyledi.
Karikatürlerin dünya barışı için çok güçlü mesajlar verdiğini belirten Akasaka, BM'yi ziyaret eden pek çok insanın, bu kapsamda BM'nin dünyada barışı sağlama rolünü bir kez daha düşüneceğini, bunun için hem Türkiye'ye, hem de Aydın Doğan Vakfına müteşekkir olduklarını söyledi.

-BÜYÜKELÇİ İLKİN-

Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Baki İlkin de yaptığı konuşmada, karikatürlerin insanları sadece güldürmekle kalmadığını, aynı zamanda insanların yaşamını etkileyen siyasi, ekonomik ve sosyal gerçeklerin eleştirisel yansımaları olduğunu ifade etti.
Serginin, küresel barışın, istikrarın ve refahın sağlanması için çaba harcayan BM'de açılmasının özel önemi olduğunu vurgulayan İlkin, sergideki karikatürlerin, savaşın anlamsızlığını ve saçmalığını ortaya koyduğunu ve BM'de düzenlenen toplantılara esin vermesini umduğunu, buna inandığını söyledi.
İlkin, daha sonra AA'ya yaptığı açıklamada, Aydın Doğan Vakfının 7-8 ay önce New York'ta açtığı serginin konusunun sadece barış olmadığını, BM'deki serginin ise barış konusunu işlemesinin son derece önemli olduğunu söyledi.
"Barış konusu BM'den daha güzel bir yerde işlenebilir mi" diye soran İlkin, serginin BM ziyaretçi lobisinde sergilenmesinin karikatürlerin günde binlerce kişi tarafından incelenmesi anlamına geldiğini anlattı.
Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı da yaptığı konuşmada, BM'de böyle bir sergi düzenlemekten büyük onur duyduklarını, serginin amacının dünyada barış, hoşgörü, anlayış, karşılıklı saygıya verilen önemi vurgulamak olduğunu anlattı.
Aydın Doğan Vakfının 25 yıldır karikatür yarışması düzenlediğini anımsatan Fetvacı, dünyanın her bölgesinden karikatüristlerin yarışmaya katıldığını söyledi.
Fetvacı, daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, serginin BM'ye davet edilmiş olmasının, Aydın Doğan Vakfının uzun yıllardır yaptığı kaliteli yarışmanın en üst düzeyde ödüllendirilmesi anlamına geldiğini, bundan dolayı çok gurur duyduklarını söyledi.
Fetvacı, BM'yi yılda 1 milyon insanın ziyaret ettiğini, bu anlamda 1 ay açık kalacak serginin neredeyse 100 bin kişiyi tarafından ziyaret edileceğini gösterdiğini belirterek, "Daha geniş kitlelere ulaşmak bizi çok mutlu ediyor" diye konuştu.
Aydın Doğan Yürütme Kurulu Başkan Danışmanı ve Türkiye'nin eski büyükelçilerinden Volkan Vural ise BM'de yeniden bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu ve dünyanın barışı sağlamada BM'ye her zamankinden daha fazla gereksinim bulunduğunu söyledi.
Vural, gazetecilere yaptığı açıklamada ise serginin BM'de açılmasının özel bir önemi olduğunu vurguladı. Sergideki karikatüristlerin farklı dinlerden, farklı kültürlerden, farklı aile yapılarından gelen insanlar olduğunu, serginin ise tüm bu çeşitliliği kaynaştırdığını, ortak barış mesajı etrafında topladığını söyledi.
Vural, "Burada güçlü bir mesaj veriyoruz: Barış için birleşmemiz lazım, farklı olanı tolere etmek lazım. Kültürler arası diyaloğun güçlendirilmesine katkı sağlamak istiyoruz" dedi.
Konuşmaların ardından BM Genel Sekreterinin Yardımcısı Akasaka, sergiyi resmen açtığını söyledi.

BM GENEL KURUL BAŞKANI KERİM

BM Genel Kurul Başkanı Srgjan Kerim de açılışta gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye ve Aydın Doğan Vakfının BM'de barış karikatürleri sergisi açmasının "son derece yapıcı ve benzersiz" bir durum olduğunu söyledi.
Serginin, Türkiye'nin dünyada "dayanışma, anlayış ve hoşgörü şampiyonu" ve bu kapsamda BM'nin güvenebileceği ülkelerden biri olduğunu gösterdiğini vurgulayan Kerim, sanatın insanlar, kültürler, dinler ve ülkeler arasında karşılıklı anlayışa katkıda bulunduğunu, bu anlamda değişik kültürler ve dinler arasında bir "köprü" oluşturması gerektiğini, "halihazırdaki köprüleri ise atmaması" gerektiğini anlattı.
Kerim, bu kapsamda Türkiye ve İspanya'nın BM önderliğinde yürüttüğü Medeniyetler İttifakı Girişimin, BM'nin milletler arasında köprü kurma gayretlerine katkıda bulunduğuna inandığını söyledi. Kendisinin de girişime büyük önem verdiğini ve Türkiye'nin bu kapsamda son derece yapıcı bir rol oynadığını belirten Kerim, Madrid'de yapılan toplantının ardından Türkiye'de yapılacak bir sonraki Medeniyetler İttifakı forumunu merakla beklediğini anlattı.
Serginin açılış resepsiyonuna Türk ve yabancı diplomatlar ve basın mensupları, BM çalışanları ve Türk-Amerikan toplumunun üyeleri katıldı.

 


Florida’daki Türklerin Güneşi: Florida Türk Amerikan Kültür Derneği

 

Merkezi Florida eyaletinin Tampa şehrinde bulunan Florida Türk Amerikan Kültür Derneği’nin Başkanı Prof. Aydın Sunol, bu bölgede yaşayan soydaşlarımız için düzenledikleri faaliyetleri ve çalışmaları arkadaşımız Ali Çınar’a anlattı.

- Derneğiniz kaç yılında ve kimler tarafından kuruldu?

 

Derneğin kuruluş çalışmaları 1980’lerin başına kadar gidiyor ama kuruluşu 1985 yılını, organizasyon olarak tanınması ise 1987’yi buldu. İlk kuruluş çalışmalarına Dr. Özdemir Dokumacı ön ayak oldu ve merhum Fikret Dengiz’in de desteğiyde dernek Tampa’da Murat Ildır’ın başkanlığında ve Aydın Sunol'un II. Başkanlığında kuruldu. Derneğin Florida’da kurumsallaşma çalışmaları Merhum Dr. Aytekin Ülgen başkanlığında başladı ve Fikret Dengiz’in başkanlığında gerçekleşti.

 

- Peki siz kaç yıldır Amerikadanız? Okurlarımıza kendinizi tanıtır mısınız?

 

1977’den buyana Amerikadayım. Tarsus Amerikan Lisesini 1971’de bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde lisans eğitimimi tamamladım. Virginia Tech Üniversitesinden Endüstri Mühendisliği Yüksek lisans (1982) ve Kimya Mühendisliği Doktora (1982) çalışmalarımdan sonra Tampa’da Güney Florida Üniversitesi’nde profesör olarak çalışıyorum. İsviçre’de Zürih Teknik Üniversitesi (ETH) ve Boğaziçi Üniversitesi’nde misafir profesör olarak görev yaptım. Kendim gibi akademisyen Sermin Sunol ile evliyim ve Alp adında 12 yaşında bir oğlumuz var. TACAF da iki dönem ikinci başkanlık, değişik zamanlarda 4 dönemde başkanlık yaptım.

 

- Kaç üyeniz var?

 

Üye tabanımız 300 aile ama üyemiz 150 aile civarında. - Misyonunuz nedir? Biz cemiyet olarak Tampa ve civarında faaliyet gösteriyoruz. Etkinliklerimizle Türk kültürünü Amerika’da tanıtıyor, Türk ve Amerika’lılar arasında iletişim sağlamaya çalışıyor ve bölgedeki Türk ve Amerikalılara toplumsal ve kişisel sorunlarında yardımcı oluyoruz. Bu misyonların gerçekleştirilmesinde bizle beraber Tampa-İzmir kardeş şehir grubu, Türk talebe cemiyeti ve Tampa Türks internet grubu büyük bir sinerji içinde uğraş veriyor.

 

- Yıllık bütçeniz nedir ve ne tür kaynaklara sahipsiniz?

 

Yıllık bütçemiz $ 20,000 civarında. Ana kaynağımız üye aidatları, bağışlar ve etkinliklerden geliştirilen fonlar.

 

- FL eyaletinde Amerikalı senatör ve yetkililerle iletişiminiz var mı? Etkinliklerinize onlar da geliyorlar mı?

 

Evet, hem ziyaret ve e-posta, hem de faks ve mektuplarla sorunlarımızı duyuruyor, etkinliklerimize davet ediyoruz. Ayrıca CD, kitap ve ben-zeri yayınlar kampanyamızda oldu ve olacak. Bazı etkinlilerimize katılıyorlar ama genellikle mesaj yolluyorlar. Son yıllık balomuza bir belediye başkanı katıldı.

 

- Amerikalı diğer derneklerle çalışıyor musunuz?

 

Tampa kardeş şehirleri grubu ve SPIFFS (Saint Petersburg International Folk Fair Society)ile birlikte çalışıyoruz. Tampa-İzmir kardeş şehir. Diğer kardeş şehirler, İspanya, Fransa, İsrail, İtalya, Meksika, ve Kolombiya’dan. SPIFFS organizasyonun içinde 50 ülkeden grup var. Ortak düzenlenen etkinliklere her sene 50,000 kişinin üzerinde katılım oluyor.

 

- Sözde Ermeni soykırımı sorunu konusunda neler yapılmalı? Sizin önerileriniz nelerdir?

 

Bu hepimizi yakından ilgilendirilen ve pro aktif olmamız gereken bir konu. Muhakkak, bir çok şey yapıldı, yapılıyor ve yapılmayada devam edilecek. Öncelikle kendimizi iyi tanıtmamız lazım. Bu da bilinçlenmekle, daha başarılı ve bağımsız olmakla ve bulunduğumuz topluma daha iyi entegre olmamızla gerçekleşebilir. Haklarımızı iyi bilmemiz ve bunların savunulmasında iyi organize olmamız lazım. İş dünyamızla, kurumlarımızla ve birey olarak yaptırım gücümüzü bilmemiz, Ermeni sorunu gibi asgari müştereklerde bu gücün kullanılmasının hem kısa hem uzun vadede hepimize faydalı olacağına inanmamız ve gerektiğinde bu gücü soğukkanlılıkla harekete geçirmemiz lazım. Hepimizin herşeyi, her zaman yapması mümkün değil ama çoğumuzun etkili olarak katkılarımızı esirgememiz lazım. Bu konuda Türkiyemizden de yapılacak katkıların olduğuna inanıyorum.

 

- Peki 2008 için projeleriniz neler? Derneğinizin geleneksel faaliyetleri nelerdir?

 

 2008 başlarında olacak genel kurulda yeni yönetim kurulu görev alacak ve yeni projeleri belirliyecek. Geleneksel faaliyetimizin başında St. Pete’de 5 gün devam eden okulların ve 50,000 kişinin katıldığı festivalde Türkiye’yi mutfağı, sanatı ve tarihiyle en iyi şekilde tanıtmak var. Cemiyetimizin Türk günü ve dernek binası gibi projeleri de vardır. - Üniversitede çalışan bir akademisyen ola-rak dernek başkanlığının zorlukları nelerdir? Galiba en büyük zorluk zaman oluyor. Tabiki çalıştığınız kurumun ve mensuplarının hassasiyetleri de bazen sorun olabilir, bilhassa genç arkadaşlara. Ama bununla birlikte bence üniversitelerin kaynakları ve ortamı genelikle derneklere pozitif olarak katkı yapabilir. Bilhassa öğrenci dernekleriyle iletişim ve birlik içinde olunursa.

 

- Amerika’daki Türk toplumu ile iletişimi daha iyi sağlamak ve birlik içinde hareket etmek için sizce neler yapmak gerekiyor?

 

 Bu konuda son senelerde yapılan Turkish Forum gibi oluşumları çok olumlu buluyorum. Daha etkili olarak iletişim sağlanması için Federasyon ve ATAA’nın katalist olmasını diliyorum. Birlik ve daha sıhhatlı iletişim için ortak ve paylaşımcı projeler üretmek, gerçekleştirmek lazım. Burda insan ve mali kaynakları daha zengin kurumlara daha fazla sorumluluk düşüyor.

 

- Amerika’da Türk Dernekçiliği nasıl? Sizce lobicilikte başarılı mıyız? Değilsek, nereler-de yanlış yapıyoruz?

 

Amerikadaki dernekçiliği genel olarak başarılı bulmama rağmen çok daha başarılı olabileceğimize inanıyorum. Bazen gündem oluşturmak, müspet ortam meydana getirmek ve proje gerçekleştirmek yerine reaksiyon üzerine odaklanıyoruz gibime geliyor. Mali kaynak ve iletişim konularında da istenilen seviyelerden uzağız. Biraz daha yapıcı, daha hizmet odaklı ve daha dışa dönük dernekçilik kültürü oluşturmakta fayda var diye düşünüyorum. Eğer lobiliciği Ermeni sorunuyla sınırlandırırsak bence lobicilikte çok başarısız değiliz hatta başarılıyız bile diyebiliriz. Ama kültürümüzün, yurdumuzun ve insanımız güzelliklerini göstererek lobi faaliyetlerine çok daha kolaylaştırabiliriz. Daha topluma entegre olabilirsek, daha caydırıcı olabiliriz diye düşünüyorum. Mesela biz Tampa bölgesinde Ermeni ve bilhassa Rum toplumlarından sayıca çok az olmamıza rağmen aktivite ve kuruluşlarımızla bayağı etkili olduk, kongredeki Türk grubuna yeni üye kazandırdık. Buda Kongredeki oylamalara çok pozitif olarak yansıdı. Bu konuda Karadeniz birliği toplantılarından ikisinin Tampa’da gerçekleşmesi ve Tampa’daki merkezi komutanlığın varlığının da etkisi olmuştur. - Derneğinize katılmak ve üye olmak isteyen kişi ve kuruluşlar ne yapmalı? Müracaat formumuz web sitemizde mevcut(www.tacaf.org). Şu anda bireysel veya işyeri üyelikleri taleplerini bekliyor ve başvuruları değerlendiriyoruz.


TÜRKÇE’NİN GURUR GECESİ

Amerika’da ilk defa liseler arası bir Türkçe yarışması düzenlendi.

Cahit Oktay - New Jersey New York ve çevresindeki lise öğrencileri arasında Yabancı Dil Türkçe ve Anadil Türkçe olaraka 2 kategoride gerçekleşen Türkçe yarışması renkli görüntülere sahne olurken öğrencilerin okuduğu bazı şiir ve şarkılar dinleyenleri coşturdu.

Lodi, Fellician College Auditorium’da çeşitli dallarda yapılan yarışmanın Jüri üyeleri arasında Amerika’dan, Karikatürist Salih Memecan, New York Eğitim Ataşesi Dr. Şamil Öcal, Araştırmacı Yazar Aydoğan Vatandaş, Stevens Institute of Technology Profesörü Akif Kireççi göze çarparken, Türkiye’den, Türk Halk Müziği Sanatçısı Nejla Akben, Gazeteci Yazar Ahmet Turan Alkan ve Nihal Bengisu Karaca gibi isimler vardı. Amerika’da ilk defa düzelenen Türkçe yarışmasının yapıldığı gecede bir konuşma yapan New York Başkonsolosu Mehmet Samsar “Bugün burada olmaktan mutluluk duyuyorum. Bir milleti bir arada tutan çeşitli unsurlar vardır. Dil birliği, din birliği, tarih birliği bu unsurların başında gelir. Özellikle yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın bir sonraki nesle Türkçemizi öğretmesi çok önemli. ABD'de kendi dilinden uzaklaşan toplumlar varlıklarını sürdüremez.” dedi.

New York ve New Jersey çevresindeki okullardan gelen öğrenciler çeşitli Türk sanatçılarına ait eserleri söylerken gösterdikleri performans salondan büyük alkış aldı. Çekişmeli geçen Ana dil Türkçe yarışması bölümünde ise Jüri üyeleri puanlama yaparken çok zorlandıklarını ifade ettiler. Gecenin yıldız sanatçısı ise Türkiye’den gelen Türkü Baba lakaplı Fatih Kısaparmak’tı. Programı düzenleyenleri yürekten kutladığını dile getiren ve güzel Türkçemizin Amerika’da da yaşatılması yolunda önemli bir çaba olan bu etkinlikten hayli etkilendiğini gizlemeyen Kısaparmak, seslendirdiği birbirinden güzel Türkülerle geceye renk kattı. Gecede Başkonsolos Mehmet Samsar’a yarışma komitesi tarafından Atatürk Türk Dili Ödül Plaketi takdim edilirken bundan sonra her yıl bu alanda bir ödül töreni yapılacağı duyuruldu.

Program sonunda öğrencilerin başarılı performanslarında büyük emekleri olan öğretmenleri de plaketlerle ödüllendirilirken her kategoride ilk üçe giren öğrenciler ödüllerini Ekrem Dumanlı, Ahmet Turan Alkan Salih Memecan ve Nejla Akben gibi ünlü isimlerin elinden aldılar. Gecenin finalinde yarışmaya katılan 50 öğrencinin hep beraber söylediği Hayat Bayram Olsa isimli barış temalı şarkı uzun uzun ayakta alkışlandı. Gecenin finalistlerinin 22-31 Mayıs tarihleri arasında Türkiyede yapılacak olan 6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nda Amerika’yı temsil edeceği bildirilirken yarışamanın derece alan isimleri kategorilerine göre şöyle belirlendi.


NEW YORK - COLUMBIA ÜNİVERSİTESİ'NDE 'TÜRKİYE'NİN YENİ ANAYASA TASLAĞI' MASAYA YATIRILDI

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mir Dengir Mehmet Fırat, yeni anayasa taslağının, AK Parti'nin değil, tüm halkın taslağı olması gerektiğini, bu kapsamda ''demokratik ve özgürlükçü'' olmak kaydıyla tüm önerilere açık olduklarını söyledi.

Konferansa AK Parti Genel Başkan Başkan Yardımcısı Mir Dengir Mehmet Fırat, Prof. Dr. Ergun Özbudun ve AK Parti Mardin Milletvekili Cüneyt Yüksel konuşmacı olarak katıldı. Fırat konuşmasının başında ''hukukçu'' olarak değil ''siyasetçi'' olarak konuşmak istediğini kaydetti. Türkiye'nin anayasa yönünden çok zengin olduğunu anlatan Fırat, ''Türkiye bugüne dek 5 tane anayasa yaptı, bu yapacağımız anayasa 6. olacak'' dedi. Fırat 1876, 1921, 1924, 1961 ve 1982 anayasalarının kendi içlerinde de değiştirildiği gerçeği göz önüne alındığında, ''Bugüne dek aslında 11-12 anayasa yapmışız'' dedi. 1982 Anayasası'nın Türkiye'de ''kendine özgü'' bir siyasi sistemi uygulamaya koyduğunu belirten Fırat, bu sisteme ne tam olarak parlamenter, ne de başkanlık sistemi denebileceğini söyledi. ''1982 Anayasası'nda asıl olan devletin varlığıdır ve anayasada bireyler tebaadır, vatandaş değildir'' diye konuşan Fırat, ''Bu anayasada bireyi korumaktan çok, devleti korumak asıldır, bireyi kendisine karşı tehdit olarak algılayan bir devlet anlayışı vardır'' dedi. Bugünkü anayasanın ''devlet-birey arasındaki ilişkinin'' yanı sıra, ''egemenlik'' alanında da sorun yaşadığını ifade eden Fırat, ''Evet egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, bu anlamda rejim Cumhuriyettir, bunda tartışma yoktur, ancak bu egemenliğin kimin vasıtasıyla kullanılıyor olduğu hala tartışılıyor'' dedi. Fırat bu kapsamda sorunun, ''egemenliği halktan vekaleten alan seçilmiş milletvekilleri yerine seçilmemiş başka kurumlar tarafından kullanılması sorunu ve tartışması olduğunu'' söyledi. Gazetelerde güncel olarak tartışılan konunun ve sorunun sanki ''Cumhuriyetle, laiklik tehlikedeymiş'' konusu olduğunu belirten Fırat, bu anlamda demokrasi sorununun göz ardı edildiğini kaydetti. Fırat bu kapsamda konuşmasında egemenliğin ''yasama, yönetim ve yargı tarafından'' değil ''YÖK, RTÜK, MGK, Anayasa Mahkemesi'' gibi kurum ve kuruluşlar tarafından kullanılması sorununun Türkiye'de bulunduğunu söyledi. 1982 Anayasası'nın neredeyse üçte birinin olumlu anlamda değiştirildiğinden de sözeden Fırat, anayasaların insanlara benzediğini, ruhları olduğunu vurgulayarak, ''Ancak temel ruhu değiştiremediğiniz sürece yapılan değişiklikler estetik değişiklikler olacaktır'' dedi. Bu açıdan Türkiye'de anayasanın tümden değişmesi gerektiğini belirten Fırat, ''1982 Anayasası'nı ruhen değiştirmek mümkün olmadığı için yeni anayasa yapılması şarttır'' diye konuştu. 1982 Anayasası'nın ''anti-demokrat, anti-özgürlükçü'' olduğunu savunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fırat, Anayasada dil açısından da ''kötü ve açık olmayan Türkçe'' kullandığını, bu gerçeğin Anayasa Mahkemesi tarafından da belirlendiğini kaydetti. Fırat, din dersleriyle ilgili olarak ise 1982 Anayasası'ndaki maddeyi koruyacaklarını, değişiklik yapmayı düşünmediklerini de bildirdi. Parti olarak, bu derslerin zorunlu olmak yerine ''velilerin isteğinin esas alınması'' uygulamasına geçilmesi taraftarı olduklarını, bunun da anayasa değişikliği yapmadan, pratikte reformla gerçekleşmesi yönünde çalışmaları olduğunu belirtti. Amerikan anayasasının da zamanla daha özgürlükçü bir şekilde değiştiğinden söz eden Fırat, Türkiye'de durumun bu yönde olmasını istediklerini, ancak ''herşeyi birden bir seferinde değiştirme şansına sahip olmadıklarını'' söyledi. Fırat, son anayasa değişikliğini de ''başörtüsü değişikliği'' şeklinde sunmanın son derece yanlış olduğunu belirtti. Prof. Dr. Özbudun da konuşmasında yeni bir anayasa taslağı hazırlama görevinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kendisinin başında olduğu 6 kişilik bir heyete verildiğini anımsattı. Henüz kendilerinin hazırladığı bu anayasa taslağının AK Parti tarafından ''resmi anayasa teklifi'' olarak açıklanmadığını söyleyen Özbudun, Türkiye'de anayasa konusunda sıcak bir tartışma yaşandığını anlattı. Konuşmasında 1982 Anayasası'nın ''anti demokratik ve otoriter'' yapıya sahip olduğuna ilişkin örnekler veren Prof. Dr. Özbudun, kendi anayasa tekliflerini eleştiren çevrelerin bile anayasanın değişmesi gerçeğini kabul ettiklerini anlattı. Özbudun, Anayasa'nın, Anayasa Mahkemesi, MGK gibi halk tarafından seçilmemiş kurumlara verdiği yetkilerin dışında Cumhurbaşkanı'nı da özellikle ''yargı mensuplarının ve öğretim üyelerinin tayinleri'' konusunda geniş yetkilerle donattığını belirtti. Cumhurbaşkanı'nın ''hesap verme ve meclise karşı sorumlu olma konusunda'' yükümlülüğü olmadığından da söz eden Özbudun ''Cumhurbaşkanına parlamenter sistem içinde fazla yetki veren bu anlayışı değiştirip, Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini azaltacağız'' dedi. AK Parti Mardin Milletvekili Cüneyt Yüksel de yaptığı açıklamada Türkiye Cumhuriyeti Anayasalarının bugüne kadar hiçbirinin TBMM tarafından hazırlanmadığını, bu durumun ''meşruluk'' sorunu yarattığını ve bu yüzden de 1924 ve 1961 anayasalarının uzun süre yürürlükte kalamadığını söyledi. - AA  fotoğraf: Basri Şahin
 

 
 
      Ana Sayfa                                                                       Yorum Yaz