|
Florida Türk
Radyosu'nda 'Biçilmiş Kaftan'

Amerika'da Türkler tarafından kurulan ilk özel radyo kanalı bir
süredir Florida eyaletinde yayın yapıyor. Fort Lauderdale'deki
binalarında Türkçe yayınlarını sürdüren Florida Türk Radyosu'nun
kurucuları, Kenan Sarı ve Sevi Sarı. Ayrıca radyoda program yapan
birbirinden renkli isimler de var. Bunlardan biri, Barış Manço'nun
oğlu Doğukan Manço. Amerika’nın Sesi’nin
|
Sevi Sarı ve
Doğukan Manço |
Miami’deki stüdyolarına
konuk olan Sevi Sarı ve Doğukan Manço, Gündem programının sunucusu
Özge Övün’ün sorularını yanıtladı.
Florida’daki Türk
radyosunun kurucularından ve program yapımcısı Sevi Sarı radyonun
kuruluş hikayesini şöyle anlattı:. “2000 yılında Amerika’ya
yerleştik. Daha önce tatil için buraya geldiğimizde arabamızla
dolaşırken eşimle hep düşünürdük bir Türk radyosu olsa diye. Ve
burada yaşamaya başladıktan sonra bunun gerçekten çok büyük bir
boşluk olduğunu görmeye başladık. Amerika’da gerçekten çok büyük bir
Türk grubu yaşamasına rağmen o kadar birbirinden kopuklar ki.
İnsanların birbiriyle hiç iletişimi yok. Bu Ermeni olaylarıyla
ilgili de sesimizi yeterince, hatta hiç duyuramadığımızı gördük ve
bunun için de televizyonlarımıza, radyolarımıza ihtiyacımız olduğunu
düşündük, biz bu ilk başlangıcı yaptıktan radyomuzla.”
Florida Türk radyosunda
pek çok ünlü isim program yapıyor. Bunlar arasında İstanbul eski
Belediye Başkanı Bedrettin Dalan, şarkıcı Erdal ve Barış Manço’nun
büyük oğlu Doğukan Manço da var. Amerika’nın Sesi stüdyolarına Sevi
Sarı ile birlikte konuk olan Doğukan Manço, babasının vefatı
sırasında yaşadığı sıkıntılı günler nedeniyle Türkiye’den bir
süreliğine de olsa uzaklaşmak istediği bir dönemde Amerika’ya
geldiğini ve burada eğitim aldığını belirtti. Manço o günleri şöyle
anlattı: “Benim Amerika’ya gelişim 2001 yılında lisan eğitimiyle
oldu. Daha sonra bu lisan eğitimi beni üniversiteye kadar
yönlendirdi ve burada üniversiteyi de bitirdim.”
Doğukan Manço kendisini
radyoculuğa babasının yönlendirdiğini belirtti ve şöyle devam etti:
“1997 yılında sevgili babam Barış Manço birgün eve geldi ve ‘Oğlum
bundan sonra benimle beraber atılacağın bu yol için çok güzel bir
okul açıldı,’ dedi. Marmara Radyo Televizyon Gazetecilik Anadolu
Teknik Lisesi. Bu Türkiye’de bir ilkti televizyonculuk, gazetecilik
alanında. Ve beni hemen oraya yazdırdı. Ben o sırada Galatasaray’da
okuyordum.”
İlk radyo yayıncılığını 16
yaşında yaptığını belirten Doğukan Manço, esas amacının babası Barış
Manço ile birlikte radyo televizyon gazetecilik ve sinema alanında
ilerlemek olduğunu, babasıyla birlikte yeni televizyon programları
yapmanın en büyük hayali olduğunu söyledi. Doğukan Manço babasının
ölümünün ardından Amerika’ya geldikten sonra da Florida Türk
Radyosu’nun kurucusu Kenan Sarı ve Sevi Sarı’nın kendisine program
yapma teklifinde bulunduğunu, ve hatta bunun kendisine “Biçilmiş
Kaftan” olduğunu düşündükleri için programın adını da “Biçilmiş
Kaftan” koyduklarını anlattı.
Doğukan Manço bir gün
Türkiye’ye dönme planları üzerine Özge Övün’ün sorusuna ise şöyle
yanıt veriyor: “Benim buraya gelişimin maksadı, o dönem yaşadığım
sıkıntıyı atlatmaktı. Çünkü sevgili babamızı kaybettikten sonra
bütün halk bizimle acısını paylaşıyordu ancak biz acımızı
atamıyorduk. Yani o kadar çok yoğun bir baskı vardı ki ve bir müddet
sonra bu acımızı dindirmesini öğrendik ama tabi özlemimiz hiçbir
zaman dinmedi.” Babasının hayatta en fazla eğitime önem verdiğini
söyleyen Manço, eğitimini burada tamamladıktan sonra mutlaka
Türkiye’ye geri döneceğini, babası için ve onun projelerini devam
ettirmek amacıyla Türkiye’de kariyerini sürdüreceğini belirtiyor.
Radyonun kurucusu Sevi
Sarı ise Florida Türk radyosuyla bir ilke imza attıklarını
belirtiyor ve şöyle konuşuyor: “Aramızdaki bütün programcı
arkadaşlarımız Amerika’da ilk kez olan bu Türk radyosuna katkıda
bulunmak ve Amerika’da Türk’ün sesinin yükselmesi için hep birlikte
tarihe imza atıyoruz şu anda. Biz bu olayı başlattık ve ümit
ediyoruz ki dünyada güçlü olabilmemiz için arkamızdan radyolarımız,
televizyonlarımız çoğalır ve Amerika’da sesimiz yükselir.” Florida
Türk radyosunun yayınlarına www.floridaturkradyosu.com adresinden
ulaşabilirsiniz.
Amerika'nın Sesi Gündem
programının sunucusu Özge Övün'ün Sevi Sarı ve Doğukan Manço ile
yaptığı söyleşiyi 4 Mayıs Pazar akşamı saat 21:00'de TGRTHaber
kanalında izleyebilirsiniz. Programı ayrıca aşağıdaki linkten
izlemeniz de mümkün:
http://www.voanews.com/turkish/gundem.cfm
Ö|zge Övün
Washington / Miami /VOA
"BEYAZ ŞAPKALI HACKER'LAR"DAN UYARI -BÜYÜK ŞİRKETLER HER AN SİBER
SALDIRILARA UĞRAYABİLİR
ANKARA (A.A) - Büyük firmalara dijital güvenlikleri konusunda
yardımcı olan ve "Beyaz Şapkalı Hacker'lar" olarak adlandırılan
seçkin bilgisayar korsanları, büyük mağaza ve şirketlerin her an
siber saldırıların hedefi olabilecekleri uyarısında bulundu.
InfoSecurity Avrupa konferansı çerçevesinde geçen hafta Londra'da
toplanan "Hacker'lar Paneli"ne katılan uzmanlar, büyük şirket ve
zincir mağazalara siber saldırıların an meselesi olduğuna dikkaki
çekerek, internet ortamında suç işleyenlerin geçen yıl Estonya'yı ve
bazı firmaları felç eden taktikleri kullanabileceklerini belirttiler.
İngiltere'de büyük perakendeci Tesco ile Marks and Spencer zincir
mağazalarının hacker'ların hedefi olabileceği uyarısında bulunan "iyi
hacker'lar", "IT teknolojisi alanında çok ileri olan Estonya, bu
deneyimi yaşayan ilk ülke olduğu için şanssızdı. Ancak çok yakında
Avrupa'daki büyük firmalar ve ülkeler, siyasi ve dini nedenlerden
ötürü saldırıya uğarayabilirler" diye konuştu.
Aralarında, ABD kara, deniz ve hava kuvvetleri ile Savunma Bakanlığı
bilgisayarlarını hack'leyen "Solo" lakaplı Gary McKinnon, siber suç
izleme siteleri Zone-H ve WabSabiLabi'nin kurucusu Roberto
Preatoni'nin de bulunduğu panelistler, "böyle bir saldırının her an
olabileceğini ve olacağını" söylediler.
Rus hacker'ler, Nisan 2007'de, Estonya'nın başkenti Tallinn'deki bir
Sovyet askerinin bronz heykelinden oluşan Kızılordu Anıtı'nın
kaldırılmasına siber saldırıyla karşılık vermiş, sağlık, vergi,
hatta toprak işlemlerinin bile internet üzerinden yapıldığı
Estonya'da hayat üç hafta boyunca felç olmuştu. Bu sorun ülkeyi
milyonlarca avro zarara uğratmıştı.
Böyle bir sorunun Türkiye'de yaşanmaması için de TÜBİTAK harekete
geçmişti.
ABD, ÜLKEDEN
AYRILAN YABANCILARIN PARMAK İZİNİ İSTİYOR
WASHINGTON (A.A) - Amerikan hükümetinin, kaçak göçmenleri kontrol
altına almak amacıyla havayolu şirketlerinden ABD'yi terkeden
yabancıların parmak izlerinin alınmasını isteyeceği bildirildi.
Washington Post gazetesinin haberine göre, Ocak 2004'te başlayan ve
ABD'ye gelen her yabancının bir fotoğrafının çekilmesi ile parmak
izlerinin alınmasını öngören "US-VISIT" adlı program uyarınca 90
milyondan fazla parmak izi toplanırken, bundan böyle ABD'den ayrılan
yabancıların da parmak izlerinin alınması isteniyor.
İç Güvenlik Bakanlığı'ndan bir yetkili, böylece yabancıların vize
sürelerini geçirip geçirmediklerinin kolaylıkla anlaşılmasını
sağlayacak uygulamanın, havayolu şirketlerinden yakında
başlatılmasının isteneceğini belirterek, uygulamanın 10 yıllık
maliyetinin 2,3 ila 3,5 milyar doları bulacağını kaydetti.
Kırım
Türkleri Amerikan Birliği 46 Yaşında
Kırım Türkleri Amerikan Birliği`nin "46. Kuruluş Balosu" derneğin
Brooklyn’deki merkez binasında coşku ile kutlandı. Programa New York
Başkonsolosu Mehmet Samsar, Brooklyn Belediye Başkanı Marty
Markowitz, Konsolos Muavini Başar Şen, Türk Amerikan Dernekleri
Assemblesi Başkanı Nurten Ural, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu
Başkanı Atilla Pak ve bir çok dernek başkanı ve temsilcisi katılarak,
Kırım Türklerini bu mutlu günlerinde yanlız bırakmadı. Gecede sıcak
tavırları ile ilgi odağı olan Brooklyn Belediye Başkanı Marty
Markowitz, katılımcılar tarafından sevgi çemberine alınırken, aslen
Kırım kökenli olan ATAA Başkanı Nurten Ural’ın da Michigan’dan gelip
geceye katılması dolayısıyla dernek temsilcileri Nurten Ural’a
teşekkürlerini iletti. Kırım Türkleri Amerikan Birliği Derneği
Başkanı Huriye Altan açılış konuşmasında geceye katılan misa-firlere
teşekkür ederken, 46 yıl boyunca emeği geçen tüm Kırım dernek başkan
ve üyelerine sonsuz şükran duyduklarını dile getirdi. Altan şu anda
hayatta olmayıp derneğe emeği geçmiş olanları da saygı ve rahmetle
andıklarını ifade etti. Başkan Huriye Altan, konuşmasının ardından
Başkonsolos Mehmet Samsar’a Kırım Bayrağını hediye etti. Gecede
Kırım ait folklar oyunları gösterisi yapılırken, ayrıca okunan şarkı
ve şiirler ile program sona erdi.
Ali Çınar - New York
NEW YORK FİLM FESTİVALİ BAŞARI İLE
TAMAMLANDI
9. New York Türk film Festivali 12-21 Ekim tarihleri arasındaki
gösterim günlerinin
ardından sona erdi. Moon and Stars Project
tarafından Anthology Film Archives`da gerçekleştirilen Türk film
festivalinde bu sene 34 film yer aldı. Festival Direktörü Mevlüt
Akkaya önderliğinde seçilen bu yılki festival filmlerinde ilk
gösterim önceliği Ali Taner Baltacı ve Cem Yılmaz`ın yönettiği
Hokkabaz filmine ayrıldı. Beş Vakit, Takva, Dondurmam Gaymak,
Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü, Hayatımın Kadınısın, Pars
Operasyonu, Beynelmilel gibi Türk seyircisinin yoğun ilgisini görmüş
filmlerin yanında, kısa fimler ve bazı yabancı yapımlar da yer aldı.
Otkradnati Ochi / Stolen Eyes isimli Bulgar yapımı film ise konusu
itibari ile büyük ilgi çeken filmler arasında idi. Bulgar yönetmen
Radoslav Spassov filminde, 80`lerin sonunda Bulgar yönetimi
tarafından Türk uyruklu vatandaşlara uygulanan isim değiştirme ve
Türkçe konuşmayı yasaklama gibi dayatmaları ve
Türk azınlığın
Türkiye`ye zorla göç ettirilmesi olaylarını özeleştirel biçimde ele
alıyor. Kimlikleri değiştirilmeye tarih ile bağları koparılmaya
çalışılan Türklerin serencamını anlatmadaki başarısı tartışılmaz
olan filmin ana teması ise çocuklarımıza daha barışçıl ve hoşgörülü
bir dünya bırakabilme arzusu… 9. New York Film Festivali, Türk
kültürünü ve Türk sinemasını Amerika`da tanıtmak adına büyük anlam
taşıyor. Her sene çeşitli kuruluşlar tarafından desteklenen
festivalde bazı filmler ise şahıs veya kurumlar tarafından masrafı
ödenerek `adopt` edilme yöntemi ile sinemaseverlerle buluşturuluyor.
Moon and Stars Project adına konuşan Kaan Nazlı, festival için emeği
geçen, gönüllüsünden, sponsorlarına kadar herkese teşekkür ederken,
10. film festivalinde daha geniş kitlelere ulaşabilmeyi
hedeflediklerinin altını çizdi. New York Türk Film Festivalinde
gösterime giren Türk filmleri aynı zamanda Türklerin yoğun olduğu
diğer eyaletlerdeki festivallerde de boy gösteriyor.
Cahit Oktay - New York
RADYO
TÜRKÜM YAYINDA!
Amerika”daki Türkün sesini dünyaya
duyurmak üzere New York”dan yayın yapan Radyo Türküm, test
yayınlarını başarıyla tamamladıktan sonra yayın hayatına başladı. 25
ayrı format ve içerikte programı hazırlayıp sunan ve sayıları 30’u
bulan genç kadrosunun deyimi ile onlar `Türk-Amerikan toplumunun
emir ve görüşlerine hazır”...
Türkiye ulusal basın kökenli iki genç hanım tarafından kurulan ve
yönetilen Radyo Türküm, kendisini ve profesyonel medyacılık
anlayışını tıpkı Anadolu gibi “Renkli ve Çok sesli” olarak
tanımlıyor. Tarafsız ve ilkeli yayıncılığı esas alan Radyo Türküm
yöneticileri Şule Zehra Taş ve Ziynet Zümrüt Atlı, program ve
programcı seçimlerinde dahi tanınmış isimlerin yanı sıra her renkten
ve her görüşten soydaşımızın fikirlerine ses vermeyi amaç
edindiklerini söylüyorlar. Taş ve Atlı, hiçbir kurum, kuruluş veya
ideolojiye bağlı olmadıklarını ve bunu sonuna kadar koruma sözü
veriyor ve ekliyorlar: “Radyo Türküm,Türk gençliğinin hiçbir yardım
almadan, tamamen özgür iradesi ile hayata geçirdiği bir girişimidir.
Fakat imkansızlıklarımız sizi yanıltmasın çünkü ortaya çıkan oluşum,
daha ilk haftasında teknik ve içerik bakımdan Türk Ulusal
radyolarını dahi kıskandıracak neticeler almıştır.” Web sitesi
üzerinden tüm dünyada dinlebilecek olan Radyo Türküm, yüzde 100
Türkçe müzik altyapısı ile, Ulusal, yerel ve dünyadan haberler,
Aktüel, Kültür-Sanat, Mizah, Kadın-Erkek, Spor, Magazin ve Ekonomi
içerikli programlarının yanı sıra, konunun uzmanlarınca hazırlanan
Hukuk, Muhasebe ve Açık oturum formatlı programları ile de Türk
Amerikan toplumunun beklenti ve sorunlarına eğiliyor. Hızla
güncellenen web portalı ayağında da büyük sürprizlere hazırlanan
Radyo Türküm sizlere www.radyoturkum.com adresinden sesleniyor.
|
TADF
Başkanı
Kaya Boztepe İlk Ziyaretini
Brooklyn Belediye Başkanı Marty Markowitz’e yaptı
Türk Amerikan Dernekleri
Federasyonu Başkanı Kaya Boztepe, Ocak ayında yapılan
Başkanlık seçimlerinden sonra ilk resmi ziyaretini Türk
dostu Brooklyn Belediye Başkanı Marty Markowitz’e yaptı.
Türkistan Derneği Başkan
Yardımcısı Halil Türe ve NY Emniyet Müdürü Kelley
Raymond’un danışmanlarından Erhan Yıldırım’ın da hazır
bulunduğu toplantı sıcak bir havada geçti.
Başkan Kaya Boztepe,
Federasyonun 2008 yılında yapacağı faaliyetleri Başkan
Markowitz’e anlatırken, Brooklyn Belediyesi ile ne tür
ortak çalışmalar yapılır konusunda da görüşlerini
bildirdi. Brooklyn’de Türk nüfusunun giderek arttığını
belirten Boztepe, Markowitz’e Brooklyn müzesi dahil
olmak üzere, birçok Türk etkinliklerinin Brooklyn’de
yapılması için girişimlere başladıklarını söyledi. Kaya
Boztepe ayrıca, Amerika’daki seçimlerde Türklerin aktif
olması için çalışmalara başladıklarını da sözlerine
ekledi.
Toplantıda ayrıca sözde
Ermeni konusu olmak üzere Türkiye aleyhine olan konular
da ele alındı. Sözde Ermeni soykırım tasarısına eski
dönemlerde kendisininde imza attığını söyleyen Markowitz,
“ Biz Türkleri bilmezdik. Ermeniler sürekli yanımızda
olur ve seçim çalışmalarımızda destek olurlardı.” dedi.
Markowitz Türkler ile tanışmaya başladıktan sonra
fikirlerinin tamemen değiştiğini ve Türk dostları olduğu
için mutlu olduğunu söyledi.
New York eyaletinin
başkenti Albany’de her yıl mart ayı sonunda eyalet
meclisinde Ermeni Soykırımı tasarısının tanındığını
söyleyen Markowitz, Kaya Boztepe’ye eyalet yasasını
düzenleyen yetkililer ile görüşmelerini tavsiye ederek,
“o gün sizde gidin ve sesinizi duyurun.” dedi.
Başkan Boztepe, sözde
Ermeni soykırımı konusunda Federasyon’un yeni
yönetiminin çok ciddi şekilde çalıştığını belirterek,
“meydan kimseye boş bırakılmayacak.” dedi.
Amerikan vatandaşı olan
Türklerin, seçimlerde oy kullanılması için kayıt olma
kampanyasını Brooklyn’den başlatacaklarını belirten
Başkan Kaya Boztepe, “gerekirse kapı kapı dolaşıp,
vatandaşlarımızı teşvik edeceğiz” diye konuştu.
Martkowitz: Türk Günü
Balosuna Katılıyorum
24 Mayıs 2008 tarihinde
yapılacak Türk Günü balosuna katılma sözü veren
Markowitz, Türk dostlarına her zaman desteğe hazır
olduğu mesajını iletti.
Başkan Kaya Boztepe ve
ekibi, toplantıya süpriz çiçek ve pasta ile gelerek,
Brooklyn Belediye Başkanı Markowitz’in doğum gününü
kutladı. Süpriz karşısında duygulanan Markowitz Kaya
Boztepe ve ekibine yeni görevlerinde başarılar diledi.
Toplantı sonunda bir
açıklama yapan Baskan Kaya Boztepe, Manhattan ve Bronx
Belediye Başkanlarını da önümüzdeki günlerde ziyaret
edeceklerini sözlerine ekledi.
Ali Cınar – New York
Bush'un partisinin başkan adayı McCain, lobici kadınla
yasak ilişki yaşamakla suçlandı
WASHINGTON -AA- ABD'de Cumhuriyetçi Partinin başkan
adaylığına çok yaklaşan senatör John McCain, bir dönem
Vicki Iseman adlı lobici kadınla gayrı meşru ilişki
yaşamak ve Iseman'in bir müşterisinin çıkarları
doğrultusunda girişimde bulunmakla suçlandı.
The New York Times ve The Washington Post gazetelerinin
bu yönde yayımladığı haberleri sert dille yalanlayan
McCain ise iddiaların seçim kampanyasını sabote etmeyi
amaçlayan bir "çamur atma" eylemi olduğunu savundu.
The New York Times, evli olan McCain ile Iseman'in,
1990'li yılların sonunda gayrı meşru ilişki içinde
bulunduğunu ima etti.
McCain'in bir dönem danışmanlığını yapan, ancak geçen
yıl bu görevden ayrılan John Weaver da, The Washington
Post'a açıklamasında, senatörün başkanlık yarışına ilk
defa soyunduğu 2000 seçimi öncesinde McCain'in Iseman
ile yakın ilişkisinden rahatsızlık duyduğunu söyledi.
McCain'in bir lobiciyle sıkı fıkı ilişki içinde
olmasının senatöre zarar vereceğinden kaygılandığını
anlatan Weaver, seçim kampanyası başlamadan önce kadınla
görüştüğünü ve McCain'den uzak durmasını istediğini
belirtti.
Floridalı iş adamı Lowell Paxson'ın 1999'da Iseman'in
müşterisi olduğunu ve o sırada Pittsburgh kentindeki bir
televizyon istasyonunu satın almaya çalıştığını yazan
The New York Times, McCain'in de FederalHaberleşme
Komisyonuna mektup göndererek, televizyon istasyonunun
durumuna ilişkin çabuk karar alınmasını istediğini
kaydetti.
Ayrıca McCain'in, dört defa Paxson'ın özel jetiyle
seyahat ettiği ve seçim kampanyasına 20 bin dolar bağış
aldığı ifade edildi.
ABD'de McCain, dürüst, namuslu, ilkeli ve özel çıkar
gruplarına karşı mücadele eden bir politikacı olarak
tanınıyor. Dolayısıyla iddiaların, McCain'i en hassas
noktasından vurduğu belirtiliyor.
Senatörün sözcüsü Jill Hazelbaker, McCain'in 24 yıldır
Senatoda ABD'ye şeref ve üstün bir kişilikle hizmet
ettiğini kaydederek senatörün hiçbir zaman halkın
güvenini boşa çıkarmadığını, hiçbir lobici veya çıkar
grubuna yardım etmediğini ve bu "çamur atma" çabasının
başarıya ulaşamayacağını söyledi. Sözcü, "Amerikan halkı
da bu çirkin politikalardan bıktı" dedi.
İddiaların McCain'e ne kadar zarar vereceği henüz
bilinmiyor.
ABD'de her başkanlık seçimi döneminde adayları karalayan
haber ve kampanyaların hız kazandığı gözleniyor. |
Demokratların TV
tartışması
Amerika Birleşik Devletleri'nde Demokrat Parti'nin başkan adaylığı
için yarışan Senatör Barack Obama ve Hillary Clinton arasında
olumsuz seçim kampanyası konusunda birbirine suçlamalar yöneltti.
Tartışma Clinton'ın yarışta kalması için son şansı olarak
görülüyordu
Clinton ve Obama, 4 Mart'ta kritik ön seçimlerin yapılacağı Ohio'da
düzenlenen bir televizyon tartışmasında biraraya geldi.
Birbirleriyle nazik bir tonda konuşan adayların birbirlerine
yöneltikleri suçlamalar yine de katıydı.
Clinton "Senatör Obama'nın kampanyasında el ilanları ve posta
yoluyla sağlık ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret anlaşması NAFTA
konusunda yayılan yanlış bilgiler beni rahatsız ediyor" dedi.
Obama ise Clinton ekibinin de kendisine olumsuz saldırılar
yönelttiğini savundu ve "Biz bundan yakınmadık çünkü seçim
kampanyalarının doğasında olduğunu anlıyorum" dedi.
Ancak Obama, kendisine bir sarıkla gösteren fotoğraf konusunda
Hillary Clinton'ın bir bilgisi olmadığını söylediğinde kendisine
inandığını kaydetti.
İkili sağlıktan serbest ticaret ve Irak'a birçok konudaki
görüşlerini de açıkladı ve birbirlerinin bu konulardaki
politikalarını da eleştirdi.
Tartışma gelecek hafta Ohio ve Teksas'da yapılacak önseçimler öncesi
Clinton'ın ivmeyi kendi tarafına çevirmek için son şansı olarak
görülüyordu.
Muhabirimiz Justin Webb tartışmada kimin galip geldiğini söylemenin
zor olduğunu belirtiyor.
Ancak Webb Clinton'ın gidişatı lehine çevirecek düzeyde başarı
sağladığını gösteren bir işaretin de bulunmadığını kaydediyor. BBC
|