Florida Türk Radyosu'nda 'Biçilmiş Kaftan'




Amerika'da Türkler tarafından kurulan ilk özel radyo kanalı bir süredir Florida eyaletinde yayın yapıyor. Fort Lauderdale'deki binalarında Türkçe yayınlarını sürdüren Florida Türk Radyosu'nun kurucuları, Kenan Sarı ve Sevi Sarı. Ayrıca radyoda program yapan birbirinden renkli isimler de var. Bunlardan biri, Barış Manço'nun oğlu Doğukan Manço. Amerika’nın Sesi’nin

Sevi Sarı ve Doğukan Manço

Miami’deki stüdyolarına konuk olan Sevi Sarı ve Doğukan Manço, Gündem programının sunucusu Özge Övün’ün sorularını yanıtladı.

Florida’daki Türk radyosunun kurucularından ve program yapımcısı Sevi Sarı radyonun kuruluş hikayesini şöyle anlattı:. “2000 yılında Amerika’ya yerleştik. Daha önce tatil için buraya geldiğimizde arabamızla dolaşırken eşimle hep düşünürdük bir Türk radyosu olsa diye. Ve burada yaşamaya başladıktan sonra bunun gerçekten çok büyük bir boşluk olduğunu görmeye başladık. Amerika’da gerçekten çok büyük bir Türk grubu yaşamasına rağmen o kadar birbirinden kopuklar ki. İnsanların birbiriyle hiç iletişimi yok. Bu Ermeni olaylarıyla ilgili de sesimizi yeterince, hatta hiç duyuramadığımızı gördük ve bunun için de televizyonlarımıza, radyolarımıza ihtiyacımız olduğunu düşündük, biz bu ilk başlangıcı yaptıktan radyomuzla.”

Florida Türk radyosunda pek çok ünlü isim program yapıyor. Bunlar arasında İstanbul eski Belediye Başkanı Bedrettin Dalan, şarkıcı Erdal ve Barış Manço’nun büyük oğlu Doğukan Manço da var. Amerika’nın Sesi stüdyolarına Sevi Sarı ile birlikte konuk olan Doğukan Manço, babasının vefatı sırasında yaşadığı sıkıntılı günler nedeniyle Türkiye’den bir süreliğine de olsa uzaklaşmak istediği bir dönemde Amerika’ya geldiğini ve burada eğitim aldığını belirtti. Manço o günleri şöyle anlattı: “Benim Amerika’ya gelişim 2001 yılında lisan eğitimiyle oldu. Daha sonra bu lisan eğitimi beni üniversiteye kadar yönlendirdi ve burada üniversiteyi de bitirdim.”

Doğukan Manço kendisini radyoculuğa babasının yönlendirdiğini belirtti ve şöyle devam etti: “1997 yılında sevgili babam Barış Manço birgün eve geldi ve ‘Oğlum bundan sonra benimle beraber atılacağın bu yol için çok güzel bir okul açıldı,’ dedi. Marmara Radyo Televizyon Gazetecilik Anadolu Teknik Lisesi. Bu Türkiye’de bir ilkti televizyonculuk, gazetecilik alanında. Ve beni hemen oraya yazdırdı. Ben o sırada Galatasaray’da okuyordum.”

İlk radyo yayıncılığını 16 yaşında yaptığını belirten Doğukan Manço, esas amacının babası Barış Manço ile birlikte radyo televizyon gazetecilik ve sinema alanında ilerlemek olduğunu, babasıyla birlikte yeni televizyon programları yapmanın en büyük hayali olduğunu söyledi. Doğukan Manço babasının ölümünün ardından Amerika’ya geldikten sonra da Florida Türk Radyosu’nun kurucusu Kenan Sarı ve Sevi Sarı’nın kendisine program yapma teklifinde bulunduğunu, ve hatta bunun kendisine “Biçilmiş Kaftan” olduğunu düşündükleri için programın adını da “Biçilmiş Kaftan” koyduklarını anlattı.

Doğukan Manço bir gün Türkiye’ye dönme planları üzerine Özge Övün’ün sorusuna ise şöyle yanıt veriyor: “Benim buraya gelişimin maksadı, o dönem yaşadığım sıkıntıyı atlatmaktı. Çünkü sevgili babamızı kaybettikten sonra bütün halk bizimle acısını paylaşıyordu ancak biz acımızı atamıyorduk. Yani o kadar çok yoğun bir baskı vardı ki ve bir müddet sonra bu acımızı dindirmesini öğrendik ama tabi özlemimiz hiçbir zaman dinmedi.” Babasının hayatta en fazla eğitime önem verdiğini söyleyen Manço, eğitimini burada tamamladıktan sonra mutlaka Türkiye’ye geri döneceğini, babası için ve onun projelerini devam ettirmek amacıyla Türkiye’de kariyerini sürdüreceğini belirtiyor.

Radyonun kurucusu Sevi Sarı ise Florida Türk radyosuyla bir ilke imza attıklarını belirtiyor ve şöyle konuşuyor: “Aramızdaki bütün programcı arkadaşlarımız Amerika’da ilk kez olan bu Türk radyosuna katkıda bulunmak ve Amerika’da Türk’ün sesinin yükselmesi için hep birlikte tarihe imza atıyoruz şu anda. Biz bu olayı başlattık ve ümit ediyoruz ki dünyada güçlü olabilmemiz için arkamızdan radyolarımız, televizyonlarımız çoğalır ve Amerika’da sesimiz yükselir.” Florida Türk radyosunun yayınlarına www.floridaturkradyosu.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Amerika'nın Sesi Gündem programının sunucusu Özge Övün'ün Sevi Sarı ve Doğukan Manço ile yaptığı söyleşiyi 4 Mayıs Pazar akşamı saat 21:00'de TGRTHaber kanalında izleyebilirsiniz. Programı ayrıca aşağıdaki linkten izlemeniz de mümkün:

http://www.voanews.com/turkish/gundem.cfm
Ö|zge Övün
Washington / Miami /VOA



"BEYAZ ŞAPKALI HACKER'LAR"DAN UYARI -BÜYÜK ŞİRKETLER HER AN SİBER SALDIRILARA UĞRAYABİLİR

ANKARA (A.A) - Büyük firmalara dijital güvenlikleri konusunda yardımcı olan ve "Beyaz Şapkalı Hacker'lar" olarak adlandırılan seçkin bilgisayar korsanları, büyük mağaza ve şirketlerin her an siber saldırıların hedefi olabilecekleri uyarısında bulundu.
InfoSecurity Avrupa konferansı çerçevesinde geçen hafta Londra'da toplanan "Hacker'lar Paneli"ne katılan uzmanlar, büyük şirket ve zincir mağazalara siber saldırıların an meselesi olduğuna dikkaki çekerek, internet ortamında suç işleyenlerin geçen yıl Estonya'yı ve bazı firmaları felç eden taktikleri kullanabileceklerini belirttiler.
İngiltere'de büyük perakendeci Tesco ile Marks and Spencer zincir mağazalarının hacker'ların hedefi olabileceği uyarısında bulunan "iyi hacker'lar", "IT teknolojisi alanında çok ileri olan Estonya, bu deneyimi yaşayan ilk ülke olduğu için şanssızdı. Ancak çok yakında Avrupa'daki büyük firmalar ve ülkeler, siyasi ve dini nedenlerden ötürü saldırıya uğarayabilirler" diye konuştu.
Aralarında, ABD kara, deniz ve hava kuvvetleri ile Savunma Bakanlığı bilgisayarlarını hack'leyen "Solo" lakaplı Gary McKinnon, siber suç izleme siteleri Zone-H ve WabSabiLabi'nin kurucusu Roberto Preatoni'nin de bulunduğu panelistler, "böyle bir saldırının her an olabileceğini ve olacağını" söylediler.
Rus hacker'ler, Nisan 2007'de, Estonya'nın başkenti Tallinn'deki bir Sovyet askerinin bronz heykelinden oluşan Kızılordu Anıtı'nın kaldırılmasına siber saldırıyla karşılık vermiş, sağlık, vergi, hatta toprak işlemlerinin bile internet üzerinden yapıldığı Estonya'da hayat üç hafta boyunca felç olmuştu. Bu sorun ülkeyi milyonlarca avro zarara uğratmıştı.
Böyle bir sorunun Türkiye'de yaşanmaması için de TÜBİTAK harekete geçmişti.

ABD, ÜLKEDEN AYRILAN YABANCILARIN PARMAK İZİNİ İSTİYOR


WASHINGTON (A.A) - Amerikan hükümetinin, kaçak göçmenleri kontrol altına almak amacıyla havayolu şirketlerinden ABD'yi terkeden yabancıların parmak izlerinin alınmasını isteyeceği bildirildi.
Washington Post gazetesinin haberine göre, Ocak 2004'te başlayan ve ABD'ye gelen her yabancının bir fotoğrafının çekilmesi ile parmak izlerinin alınmasını öngören "US-VISIT" adlı program uyarınca 90 milyondan fazla parmak izi toplanırken, bundan böyle ABD'den ayrılan yabancıların da parmak izlerinin alınması isteniyor.
İç Güvenlik Bakanlığı'ndan bir yetkili, böylece yabancıların vize sürelerini geçirip geçirmediklerinin kolaylıkla anlaşılmasını sağlayacak uygulamanın, havayolu şirketlerinden yakında başlatılmasının isteneceğini belirterek, uygulamanın 10 yıllık maliyetinin 2,3 ila 3,5 milyar doları bulacağını kaydetti.


Kırım Türkleri Amerikan Birliği 46 Yaşında


Kırım Türkleri Amerikan Birliği`nin "46. Kuruluş Balosu" derneğin Brooklyn’deki merkez binasında coşku ile kutlandı. Programa New York Başkonsolosu Mehmet Samsar, Brooklyn Belediye Başkanı Marty Markowitz, Konsolos Muavini Başar Şen, Türk Amerikan Dernekleri Assemblesi Başkanı Nurten Ural, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanı Atilla Pak ve bir çok dernek başkanı ve temsilcisi katılarak, Kırım Türklerini bu mutlu günlerinde yanlız bırakmadı. Gecede sıcak tavırları ile ilgi odağı olan Brooklyn Belediye Başkanı Marty Markowitz, katılımcılar tarafından sevgi çemberine alınırken, aslen Kırım kökenli olan ATAA Başkanı Nurten Ural’ın da Michigan’dan gelip geceye katılması dolayısıyla dernek temsilcileri Nurten Ural’a teşekkürlerini iletti. Kırım Türkleri Amerikan Birliği Derneği Başkanı Huriye Altan açılış konuşmasında geceye katılan misa-firlere teşekkür ederken, 46 yıl boyunca emeği geçen tüm Kırım dernek başkan ve üyelerine sonsuz şükran duyduklarını dile getirdi. Altan şu anda hayatta olmayıp derneğe emeği geçmiş olanları da saygı ve rahmetle andıklarını ifade etti. Başkan Huriye Altan, konuşmasının ardından Başkonsolos Mehmet Samsar’a Kırım Bayrağını hediye etti. Gecede Kırım ait folklar oyunları gösterisi yapılırken, ayrıca okunan şarkı ve şiirler ile program sona erdi.

Ali Çınar - New York

NEW YORK FİLM FESTİVALİ BAŞARI İLE TAMAMLANDI

9. New York Türk film Festivali 12-21 Ekim tarihleri arasındaki gösterim günlerinin ardından sona erdi. Moon and Stars Project tarafından Anthology Film Archives`da gerçekleştirilen Türk film festivalinde bu sene 34 film yer aldı. Festival Direktörü Mevlüt Akkaya önderliğinde seçilen bu yılki festival filmlerinde ilk gösterim önceliği Ali Taner Baltacı ve Cem Yılmaz`ın yönettiği Hokkabaz filmine ayrıldı. Beş Vakit, Takva, Dondurmam Gaymak, Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü, Hayatımın Kadınısın, Pars Operasyonu, Beynelmilel gibi Türk seyircisinin yoğun ilgisini görmüş filmlerin yanında, kısa fimler ve bazı yabancı yapımlar da yer aldı. Otkradnati Ochi / Stolen Eyes isimli Bulgar yapımı film ise konusu itibari ile büyük ilgi çeken filmler arasında idi. Bulgar yönetmen Radoslav Spassov filminde, 80`lerin sonunda Bulgar yönetimi tarafından Türk uyruklu vatandaşlara uygulanan isim değiştirme ve Türkçe konuşmayı yasaklama gibi dayatmaları ve Türk azınlığın Türkiye`ye zorla göç ettirilmesi olaylarını özeleştirel biçimde ele alıyor. Kimlikleri değiştirilmeye tarih ile bağları koparılmaya çalışılan Türklerin serencamını anlatmadaki başarısı tartışılmaz olan filmin ana teması ise çocuklarımıza daha barışçıl ve hoşgörülü bir dünya bırakabilme arzusu… 9. New York Film Festivali, Türk kültürünü ve Türk sinemasını Amerika`da tanıtmak adına büyük anlam taşıyor. Her sene çeşitli kuruluşlar tarafından desteklenen festivalde bazı filmler ise şahıs veya kurumlar tarafından masrafı ödenerek `adopt` edilme yöntemi ile sinemaseverlerle buluşturuluyor. Moon and Stars Project adına konuşan Kaan Nazlı, festival için emeği geçen, gönüllüsünden, sponsorlarına kadar herkese teşekkür ederken, 10. film festivalinde daha geniş kitlelere ulaşabilmeyi hedeflediklerinin altını çizdi. New York Türk Film Festivalinde gösterime giren Türk filmleri aynı zamanda Türklerin yoğun olduğu diğer eyaletlerdeki festivallerde de boy gösteriyor.

Cahit Oktay - New York

RADYO TÜRKÜM YAYINDA!

Amerika”daki Türkün sesini dünyaya duyurmak üzere New York”dan yayın yapan Radyo Türküm, test yayınlarını başarıyla tamamladıktan sonra yayın hayatına başladı. 25 ayrı format ve içerikte programı hazırlayıp sunan ve sayıları 30’u bulan genç kadrosunun deyimi ile onlar `Türk-Amerikan toplumunun emir ve görüşlerine hazır”...

Türkiye ulusal basın kökenli iki genç hanım tarafından kurulan ve yönetilen Radyo Türküm, kendisini ve profesyonel medyacılık anlayışını tıpkı Anadolu gibi “Renkli ve Çok sesli” olarak tanımlıyor. Tarafsız ve ilkeli yayıncılığı esas alan Radyo Türküm yöneticileri Şule Zehra Taş ve Ziynet Zümrüt Atlı, program ve programcı seçimlerinde dahi tanınmış isimlerin yanı sıra her renkten ve her görüşten soydaşımızın fikirlerine ses vermeyi amaç edindiklerini söylüyorlar. Taş ve Atlı, hiçbir kurum, kuruluş veya ideolojiye bağlı olmadıklarını ve bunu sonuna kadar koruma sözü veriyor ve ekliyorlar: “Radyo Türküm,Türk gençliğinin hiçbir yardım almadan, tamamen özgür iradesi ile hayata geçirdiği bir girişimidir. Fakat imkansızlıklarımız sizi yanıltmasın çünkü ortaya çıkan oluşum, daha ilk haftasında teknik ve içerik bakımdan Türk Ulusal radyolarını dahi kıskandıracak neticeler almıştır.” Web sitesi üzerinden tüm dünyada dinlebilecek olan Radyo Türküm, yüzde 100 Türkçe müzik altyapısı ile, Ulusal, yerel ve dünyadan haberler, Aktüel, Kültür-Sanat, Mizah, Kadın-Erkek, Spor, Magazin ve Ekonomi içerikli programlarının yanı sıra, konunun uzmanlarınca hazırlanan Hukuk, Muhasebe ve Açık oturum formatlı programları ile de Türk Amerikan toplumunun beklenti ve sorunlarına eğiliyor. Hızla güncellenen web portalı ayağında da büyük sürprizlere hazırlanan Radyo Türküm sizlere www.radyoturkum.com adresinden sesleniyor.

TADF  Başkanı Kaya Boztepe İlk Ziyaretini Brooklyn Belediye Başkanı Marty Markowitz’e yaptı

Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanı Kaya Boztepe, Ocak ayında yapılan Başkanlık seçimlerinden sonra ilk resmi ziyaretini Türk dostu Brooklyn Belediye Başkanı Marty Markowitz’e yaptı.

Türkistan Derneği Başkan Yardımcısı Halil Türe ve NY Emniyet Müdürü Kelley Raymond’un danışmanlarından Erhan Yıldırım’ın da hazır bulunduğu toplantı sıcak bir havada geçti.

Başkan Kaya Boztepe, Federasyonun 2008 yılında yapacağı faaliyetleri Başkan Markowitz’e anlatırken, Brooklyn Belediyesi ile ne tür ortak çalışmalar yapılır konusunda da görüşlerini bildirdi. Brooklyn’de Türk nüfusunun giderek arttığını belirten Boztepe, Markowitz’e Brooklyn müzesi dahil olmak üzere, birçok Türk etkinliklerinin Brooklyn’de yapılması için girişimlere başladıklarını söyledi. Kaya Boztepe ayrıca, Amerika’daki seçimlerde Türklerin aktif olması için çalışmalara başladıklarını da sözlerine ekledi.

Toplantıda ayrıca sözde Ermeni konusu olmak üzere Türkiye aleyhine olan konular da ele alındı. Sözde Ermeni soykırım tasarısına eski dönemlerde kendisininde imza attığını söyleyen Markowitz, “ Biz Türkleri bilmezdik. Ermeniler sürekli yanımızda olur ve seçim çalışmalarımızda destek olurlardı.” dedi. Markowitz  Türkler ile tanışmaya başladıktan sonra fikirlerinin tamemen değiştiğini ve Türk dostları olduğu için mutlu olduğunu söyledi.

New York eyaletinin başkenti Albany’de her yıl mart ayı sonunda eyalet meclisinde Ermeni Soykırımı tasarısının tanındığını söyleyen Markowitz, Kaya Boztepe’ye eyalet yasasını düzenleyen yetkililer ile görüşmelerini tavsiye ederek, “o gün sizde gidin ve sesinizi duyurun.” dedi.

Başkan Boztepe, sözde Ermeni soykırımı konusunda Federasyon’un yeni yönetiminin çok ciddi şekilde çalıştığını belirterek, “meydan kimseye boş bırakılmayacak.” dedi.

Amerikan vatandaşı olan Türklerin, seçimlerde oy kullanılması için kayıt olma kampanyasını Brooklyn’den başlatacaklarını belirten Başkan Kaya Boztepe, “gerekirse kapı kapı dolaşıp, vatandaşlarımızı teşvik edeceğiz” diye konuştu.

Martkowitz: Türk Günü Balosuna Katılıyorum

24 Mayıs 2008 tarihinde yapılacak Türk Günü balosuna katılma sözü veren Markowitz, Türk dostlarına her zaman desteğe hazır olduğu mesajını iletti.

Başkan Kaya Boztepe ve ekibi, toplantıya süpriz çiçek ve pasta ile gelerek, Brooklyn Belediye Başkanı Markowitz’in doğum gününü kutladı. Süpriz karşısında duygulanan Markowitz Kaya Boztepe ve ekibine yeni görevlerinde başarılar diledi.

Toplantı sonunda bir açıklama yapan Baskan Kaya Boztepe, Manhattan ve Bronx Belediye Başkanlarını da önümüzdeki günlerde ziyaret edeceklerini sözlerine ekledi.

Ali Cınar – New York

Bush'un partisinin başkan adayı McCain, lobici kadınla yasak ilişki yaşamakla suçlandı

WASHINGTON -AA- ABD'de Cumhuriyetçi Partinin başkan adaylığına çok yaklaşan senatör John McCain, bir dönem Vicki Iseman adlı lobici kadınla gayrı meşru ilişki yaşamak ve Iseman'in bir müşterisinin çıkarları doğrultusunda girişimde bulunmakla suçlandı.
The New York Times ve The Washington Post gazetelerinin bu yönde yayımladığı haberleri sert dille yalanlayan McCain ise iddiaların seçim kampanyasını sabote etmeyi amaçlayan bir "çamur atma" eylemi olduğunu savundu.
The New York Times, evli olan McCain ile Iseman'in, 1990'li yılların sonunda gayrı meşru ilişki içinde bulunduğunu ima etti.
McCain'in bir dönem danışmanlığını yapan, ancak geçen yıl bu görevden ayrılan John Weaver da, The Washington Post'a açıklamasında, senatörün başkanlık yarışına ilk defa soyunduğu 2000 seçimi öncesinde McCain'in Iseman ile yakın ilişkisinden rahatsızlık duyduğunu söyledi.
McCain'in bir lobiciyle sıkı fıkı ilişki içinde olmasının senatöre zarar vereceğinden kaygılandığını anlatan Weaver, seçim kampanyası başlamadan önce kadınla görüştüğünü ve McCain'den uzak durmasını istediğini belirtti.
Floridalı iş adamı Lowell Paxson'ın 1999'da Iseman'in müşterisi olduğunu ve o sırada Pittsburgh kentindeki bir televizyon istasyonunu satın almaya çalıştığını yazan The New York Times, McCain'in de FederalHaberleşme Komisyonuna mektup göndererek, televizyon istasyonunun durumuna ilişkin çabuk karar alınmasını istediğini kaydetti.
Ayrıca McCain'in, dört defa Paxson'ın özel jetiyle seyahat ettiği ve seçim kampanyasına 20 bin dolar bağış aldığı ifade edildi.
ABD'de McCain, dürüst, namuslu, ilkeli ve özel çıkar gruplarına karşı mücadele eden bir politikacı olarak tanınıyor. Dolayısıyla iddiaların, McCain'i en hassas noktasından vurduğu belirtiliyor.
Senatörün sözcüsü Jill Hazelbaker, McCain'in 24 yıldır Senatoda ABD'ye şeref ve üstün bir kişilikle hizmet ettiğini kaydederek senatörün hiçbir zaman halkın güvenini boşa çıkarmadığını, hiçbir lobici veya çıkar grubuna yardım etmediğini ve bu "çamur atma" çabasının başarıya ulaşamayacağını söyledi. Sözcü, "Amerikan halkı da bu çirkin politikalardan bıktı" dedi.
İddiaların McCain'e ne kadar zarar vereceği henüz bilinmiyor.
ABD'de her başkanlık seçimi döneminde adayları karalayan haber ve kampanyaların hız kazandığı gözleniyor.


Demokratların TV tartışması

Amerika Birleşik Devletleri'nde Demokrat Parti'nin başkan adaylığı için yarışan Senatör Barack Obama ve Hillary Clinton arasında olumsuz seçim kampanyası konusunda birbirine suçlamalar yöneltti.

Tartışma Clinton'ın yarışta kalması için son şansı olarak görülüyordu

Clinton ve Obama, 4 Mart'ta kritik ön seçimlerin yapılacağı Ohio'da düzenlenen bir televizyon tartışmasında biraraya geldi.

Birbirleriyle nazik bir tonda konuşan adayların birbirlerine yöneltikleri suçlamalar yine de katıydı.
Clinton "Senatör Obama'nın kampanyasında el ilanları ve posta yoluyla sağlık ve Kuzey Amerika Serbest Ticaret anlaşması NAFTA konusunda yayılan yanlış bilgiler beni rahatsız ediyor" dedi.

Obama ise Clinton ekibinin de kendisine olumsuz saldırılar yönelttiğini savundu ve "Biz bundan yakınmadık çünkü seçim kampanyalarının doğasında olduğunu anlıyorum" dedi.

Ancak Obama, kendisine bir sarıkla gösteren fotoğraf konusunda Hillary Clinton'ın bir bilgisi olmadığını söylediğinde kendisine inandığını kaydetti.

İkili sağlıktan serbest ticaret ve Irak'a birçok konudaki görüşlerini de açıkladı ve birbirlerinin bu konulardaki politikalarını da eleştirdi.

Tartışma gelecek hafta Ohio ve Teksas'da yapılacak önseçimler öncesi Clinton'ın ivmeyi kendi tarafına çevirmek için son şansı olarak görülüyordu.

Muhabirimiz Justin Webb tartışmada kimin galip geldiğini söylemenin zor olduğunu belirtiyor.

Ancak Webb Clinton'ın gidişatı lehine çevirecek düzeyde başarı sağladığını gösteren bir işaretin de bulunmadığını kaydediyor. BBC

 

 
 
      Ana Sayfa                                                                       Yorum Yaz